‘Acı Aşk’ın oyuncuları Halit Ergenç, Cansu Dere ve Songül Öden filmi Milliyet Sanat’ın aralık sayısında Nil Kural’a anlattı. Halit Ergenç, filmin çıkış noktasının arabesk olduğ
"Acı Aşk”ın basın toplantısında, senaryodan çok etkilendiğinizi söylediniz. Sizi etkileyen neydi?
Songül Öden: Bir sonraki sayfayı tahmin edemiyordunuz; kurgusu zekice ve çok farklıydı.
Halit Ergenç: Daha önce karşıma böyle bir senaryo gelmemişti. Okurken bir sonraki sahneyi, karakterlerin bir sonraki adımda ne yapacağını tahmin etmek çok zordu. Seyirciyle köşe kapmaca oynayan bir işti.
Zor karakterler canlandırıyorsunuz. Rolünüze nasıl hazırlandınız?
H.E.: Oynadığım Orhan karakteri, her şey olsun bundan sonra ne olacak diye düşünüyor. Bir noktada, karakterin eğlencesini çıkarmaya başladım. Hikâye başta çok kapalı gelmişti ama sonra hikâyenin içindeki neşeyi, eğlenceyi fark ettim.
Doğulular erken evlenir!
S. Ö.: Oynadığım Ayşe, uzay boşluğundan fırlatılmış gibi. Annesi yok, babası yok, mesleği yok. Dolayısıyla oyuncu olarak çalışmak çok zor. Benim elimdeki tek veri Orhan’ı çok sevmesiydi. Sanki dünyaya bunun için fırlatılmış, kader ağlarını bunun üzerine örüyor gibi.
Filmde karakterlerin davranışları Doğulu olmak üzerinden de yorumlanıyor gibi. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?
H. E.: Bu filmin arabesk bir yanı var. İlk çıkış noktası o.
S. Ö.: Filmdeki bir Avrupalı olmama durumu... Biz Avrupalı değiliz, bir Ortadoğuluyuz, Asyalıyız. Belki bu aşk Avrupa’da yaşansa finali böyle olmayacaktı. Filmde bir replik var: “Biz Doğulular, erken evleniriz, erken çocuk sahibi oluruz ve erken ölürüz diye”.
Filmin çıkış noktası arabesk miydi?
H.E.: Filmde, Fairuz Derin Bulut’tan duyduğunuz bir şarkı var: “Seni Tanrım Bile Affetmeyecek” diye. Bizim ilk dinlediğimiz şarkı buydu. Filmin ilk ismi “Seni Tanrım Bile”ydi. Ben aslında o ismi daha çok seviyordum. Filmde herkes tamam dedikten sonra şarkıyı, evde birlikte defalarca dinledik.
Dizilerde çalışmış oyuncularsınız. TV ve sinema oyunculuğunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
S. Ö: TV’yi çok önemsiyorum. Dizileri, ‘aman canım dizi’ diye düşünmedim. Çünkü TV dizileri kamerayla olan ilişkinizde ciddi bir kurs gibi.
H. E.: Sektör olarak Türkiye’de bence ikisi de iyi yolda ilerliyor. Çok para kazanıldığı için dizi sektörü sinema sektöründen daha önde, işçilik açısından. Ve sinema sektörüne de katkı sağlıyor. Gerilla gibi herkes orada yetişiyor.
Rol için Altı Nokta Körler Derneği’ne gitti
Filmde canlandırdığınız karakter görme engelli oluyor. Özel hazırlık yaptınız mı?
Cansu Dere: Ceyda Düvenci ile beraber 6 Nokta Körler Derneği’ne gittik. Ceyda’nın annesi de görme engelli olduğu için birlikte vakit geçirdik, bu konuda çok yardımcı oldular. “Ezel” dizisinde beraber oynadığımız İpek Bilgin ile de rol üzerine çok konuştuk. O da, dizide görme engelli bir karakteri oynuyor. Tabii aynı zamanda seyrettiğim filmler ve internetten araştırdığım şeyler de oldu ama en çok birebir bu durumda olan kişilerle yaşadığım ilişkiler çok fayda sağladı.
Filmin ‘arabesk’ damarı hakkında ne düşünüyorsunuz?
C. D.: Filmin senaryosunu okuduğumda çok beğendim, çok etkileyiciydi ve arabesk damarının filme bambaşka bir renk kattığını düşünüyorum. Aynı zamanda bir o kadar da, insanlara yaklaştıran bir durum bence.
Canlandırdığınız Oya, sürprizli bir karakter. Onunla nasıl bir bağ kurdunuz?
C. D.: Senaryoyu ilk kez okuduğumda ve okuma provalarında Oya’yı kafamda şekillendirirken, ben de tam olarak bu karakterin yaşadığı çelişkileri çözemiyordum, çok masum ve uzak gibi görünüyordu yaşanan karmaşalara. Aslında biz de biraz öyle olsun istedik, seyirci kendi istediği yerde Oya’yı olayların içine dahil etsin.
Fragman;
Kaynak : www.milliyet.com.tr
Bu yazı toplam 452 defa okundu.