İletişim kuramamak, gözlerimizin içine bakamamak, cümle kuramamak, duygularını ifade edememek, otistik çocukların en belirgin özellikleri arasında.
İletişim kuramamak, gözlerimizin içine bakamamak, cümle kuramamak, duygularını
ifade edememek, otistik çocukların en belirgin özellikleri arasında. Bu çocuklar
özel eğitim sayesinde hayatın içinde yer alabilirler. Kütahya Yavuz Sultan Selim
Eğitim ve Uygulama okulu binasında eğitim gören otistik çocuklar bu nedenle ayrı
bir okul istiyor.
Kütahya bulunan otistik çocukların her türlü ihtiyaçlarına
cevap vermek için kurulan Otistik Çocuklar Sosyal Yardım ve Eğitim Derneği
Başkanı Nigar Kale yaptığı açıklama da otizm, sosyal ve iletişim becerilerinin
oluşmasını etkileyen bir gelişim bozukluğudur. Otizm genellikle yaşamın ilk iki
yılında ortaya çıkar. Otistik çocuklar genelde öğrenme zorluğu çekerler. Otistik
çocukların büyük bir kısmında farklı seviyelerde zeka geriliği görülse de, zeka
seviyeleri normal otistik çocuklarda vardır. Ancak genel zeka seviyelerine
olursa olsun, otistik çocuklar çevrelerindeki dünyayı algılamakta zorluk
çekerler. Araştırmalar devam etmesine rağmen çocukların otizm olma nedenleri tam
olarak bilinmiyor. Bu nedenle de bugün için otizmin kesin bir tedavisi
bulunmuyor. Bu yüzden en iyi tedavi iyi bir eğitimdir.
Kütahya'da otistik
çocukların eğitimi ilk olarak 2005 yılında Tekel İlköğretim okulunda bir sınıfta
başlamıştır. 2007 yılında Yavuz Sultan Selim Eğitim ve Uygulama okulu altında
sınıf olarak devam etmiştir.
Nimet Çubukçu'nun gönderdiği eşyalar olmasına
rağmen binamız olmadığı için kullanamıyoruz
Otistik Çocuklar Sosyal Yardım
ve Eğitim Derneği Başkanı Nigar Kale açıklamasına şöyle devam etti: "2009-2010
Eğitim öğretim yılında Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun her ilde bir OÇEM
kurulması kararıyla Yavuz Sultan Selim Eğitim ve Uygulama okulu bünyesinde
eğitim ve öğretime devam etmektedir. Bakanlıktan gönderilmiş ve Otistik
çocukların ihtiyaçlarını karşılayacak tam bir okul eşyası olmasına rağmen
otistik çocuklar ayrı bir binaya yerleştirilmemiştir. Bu konuda isteklerimiz hem
Valimizden hem de Milli Eğitim Müdürümüzden defalarca olmasına rağmen bir çözüm
bulunamamıştır.
Otistik çocukların eğitiminde bir sınıfta en fazla 3 çocuk
olabilir. Burada çocuklar iki sınıf birleştirilmiş halde ders görmekte, bir
öğretmenin çocuğu ile eğitimi, diğer öğretmeni ve çocuğunu derse adapte etmekte
sıkıntılar doğurmaktadır. Sınıf yetersizliği eğitime engel olmaktadır. Sınıf
yeterli bile olsa bunlar özel eğitime muhtaç çocuklar oldukları için bireysel
eğitim sınıfı, müzik odası, resim odası, sosyal etkinlik, gözlem odaları gibi
sosyal faaliyet gösterebilecekleri sınıflar da olması gerekir. Normal öğrenciler
gibi bir sınıf ve defter kalem onlara yeterli olmayacaktır. Bu ortamın
yaratılacağı bir okula kesinlikle ihtiyaç duyulmakta, böyle devam ettiği
taktirde eğitim, eğitim olmaktan çıkacaktır. Boşa geçen her gün bir kayıp ve
geriye atılmış bir adım olmaktadır. Bize böyle koca bir yıl geçirilmesi,
bekleyin seneye belki olur önerisi getirildi. Koca bir senenin boşa gitmesi
kabul edilebilecek bir durum değildir.
Otistik bir öğrenciyi eğitebilmek her
öğretmenin yapabileceği bir eğitim değildir. Bu konuda alanında eğitim almış
öğretmenlerin yaptığı eğitimlerde çok olumlu sonuçlar alınmıştır. Biz
çocuklarımızı okula öğlene kadar bakılsın oyalansın diye göndermiyoruz. Bir
sınıf öğretmeni otistik bir çocuğa nasıl bir bilgi vereceğini bilemeden hatta
onun daha iç dünyasına giremeden, ördüğü duvarları nasıl yıkacağını bilemeden
eğitim konusuna geçemez. Çocuklarda var olan davranış problemleri artar. Bu
konuda da Milli Eğitim Müdürünü daha duyarlı olmaya davet ediyorum. Otistik
çocukların etkili bir eğitim sistemi ile normal sosyal yaşama dönme ihtimalleri
ve örnekleri olduğu için elimizden geleni toplum olarak yapmalıyız. Bir çocuğu
bile normal yaşamına döndürebilmek toplum yararına kazanılmış en büyük zafer
olacaktır."
Kaynak.akisgazetesi.com.
Bu yazı toplam 83 defa okundu.