İlk kez oruç tutarken yaşadığı duyguları anlatan İstanbul Milletvekili Lokman Ayva, "Şimdi tutkularım hep tanıdık, tanıdık bildik bir yolda seyahat eder gibiyim" diyor.
EMETİ SARUHAN
İlk kez oruç tutarken yaşadığı duyguları anlatan İstanbul Milletvekili Lokman Ayva, "Şimdi tutkularım hep tanıdık, tanıdık bildik bir yolda seyahat eder gibiyim" diyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın çat kapı iftarlarını sevdiğini söyleyen Lokman Ayva Ramazan'a dair sorularımızı cevapladı
İlk orucunuzu tuttuğunuzda kaç yaşındaydınız? O ilk günü anlatır mısınız?
13 yaşındaydım. Yine böyle sıcak günlerden biriydi. Ne zaman akşam serinliğinde ve ezan eşliğinde salata kokusu duysam o iftarı hatırlarım. O akşam ne zaferdi benim için. Ne müthiş bir başarıydı. "Oğlum istersen tutma. Sen mağdursun." deseler de tuttum. Gerçi belli anlarda ve saatlerde "Tutma diyenler haklı galiba" diye içimden geçirdiysem de sonunda menzile ulaşmıştım. Kimse bana herhangi bir baskı yapmamıştı. Ara sıra çaktırmadan "Aferin" diyenler oldu. Onlar da bana yetti. Hayattaki bütün mücadeleler o ilk Ramazan orucu tuttuğum gündeki gibiymiş. Bir mücadeleye giriyorsun, zaman zaman vazgeçecek gibi oluyorsun, bir takım dış veya iç motivasyonlar bulup yoluna devam ediyorsun. Aslında her mücadelede yapayalnızsın, sadece sen varsın. Eğer inancın müsaitse Allah'ın seni iç dünyada da yalnız bırakmadığını düşünüyorsun. Değilse... Şu anda düşündüm de o ilk Ramazan orucunu yine tutabilir miyim bilemiyorum. Şimdi tuttuklarım hep tanıdık oruçlar. Sabahtan akşama kadar neler hissedeceğimi biliyorum. Tanıdık bir yolda seyahat ediyor gibiyim.
Büyükleriniz sizi oruca teşvik eder miydi?
Benim çocukluğumda anne babalar oruç tutmak isteyen küçük çocukların aç kalmaması için arada bir şeyler yemesini sağlar buna da kuş orucu denirdi.
Sizin çocukluğunuzda da kuş oruçları var mıydı?
Evet, öyle teşvikler olurdu. Ama bana hiç yapılmadı. Benim bu tür teşviklerle oruç tutma dönemimde ağır hastalıklar geçirdim. Dolayısıyla 13 yaşındayken bile tutmamam yönünde hafif telkinler olmuştu. Bizde çocuklara tekne orucu tutmaları söylenirdi. Yarım günlük oruçlar tutulurdu. Öğünler arası oruçlar da az değildi.
Görme engelli olmanızdan dolayı ailenizin size yaklaşımı daha korumacı mıydı? Bu ibadetlerinize de yansır mıydı? Mesela oruç tutmamanızı isterler miydi?
Evet. Hiç oruç tutmasaydım, biliyorum ki hiç abes karşılanmazdı. Sanırım ben Ramazan'da güpegündüz bir şeyler yesem tuhaf tuhaf bakanlara çevremdekiler gözlerini göstererek benim görmediğimi ve bu nedenle oruç tutamadığımı söylerlerdi. Belki de böyle olacağını düşündüğüm için oruca inatla başladım. Yani o küçük dünyamda zavallı görünmekten kurtulmanın yollarından biri, ilk adımlarından biri oruç tutmaktı benim için.
Çocukluğunuzun Ramazan'ları nasıl geçerdi?
O zamanlar çocukların hissesine düşen vazife iftar topunu beklemekti. Bunun yanında ben çok radyo dinleyen biriydim. Varsa yoksa eski Ramazanlar kavramlarını işitirdim. Orada kantolar, meddahlar, Karagözler gibi şeylerin olduğunu duyardım. TRT neredeyse her zaman adeta banttan yayın yapardı ve hep aynı şeyleri dinlerdim. Semih Sergen ve Bozkurt Kuruç'un papaz rolündeki üsluplarıyla yaptıkları Ramazan dualarını dinlerdim. Bana tuhaf gelirdi. Sanki rol yapıyorlarmış gibi gelirdi!
Görme engelli olmadan önceki Ramazan'larınız ile sonrakiler arasında ne fark vardı?
Aslında pek bir fark olmadı. Öğrenciyken hali vakti yerinde olan insanlar bizleri evlerine davet ederlerdi. En önemli fark o olmuştu. Ben de hep öğrencileri evime davet edip iftarda buluşmak istemişimdir. O ev sahiplerine imrenmişimdir. Bizleri kırmamak, rencide etmemek için o kadar alttan alırlar, o kadar bizi hoş tutmaya çalışırlardı ki, insanlığın güzel bir şey olduğunu o zaman hissedersiniz. Onların hepsini hep hayırla anıyorum. İçimden gelerek "Allah razı olsun" diyorum. Bana erdemi, orucu, insanlığı sevdirdiler.
O iftar sofralarını günümüzün 5 yıldızlı iftar sofralarıyla karşılaştırır mısınız?
İftar sofraları ne kadar kalabalık olursa olsun insan yiyebileceğinden fazlasını yiyemiyor. Son yıllarda çorba ve salata dışında yememeye başladım. Çocukluğumda en kıymetli yiyecek baba tatlısıydı. Birçok dostumuz bu tatlıyı bilmez. Bu tatlıyı insanların bilemeyebileceğini farklı şehirlere gidince anladım ve çok şaşırmıştım. Düşünebiliyor musunuz? Benim çocukluğumun en önemli tatlısını gittiğim şehirlerde kimse bilmiyordu. Beş yıldızlı iftar sofralarını da dostlarımız organize ederken epey emek harcıyorlar ancak orada otururken insanın içinde bir sızı oluyor. Bu yemekleri yiyemeyenler var, bir kişininkiyle lezzetli olmak kaydıyla 5 10 kişi rahat yemek yiyebilir. O yemeklerde insan kendini ayrıcalıklı hissediyor ama ben yine de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın çat kapı iftarlarını daha çok seviyorum. Bence Ramazan'da misafirsiz veya misafir olmadan iftar olmamalı.
Öğrenciliğinizde yaşadığınız Ramazan'lardan aklınızda neler kaldı?
Öğrenciliğimdeki Ramazan'lar hep güzel geçti. Fakir biriydim. Ramazan'larda hem yemek davetleri oldu hem de insanlar en nezaketli biçimde fitre ve zekatlarını bize verdi. Gerek öğrenciliğimde gerekse sonraki dönemler benim için hep bolluk ve bereketli günler oldu. O yüzden hep şükrederim. Hatta şükürde zafiyetim oluyor mu diye şüphe ederim. Sahurlarda vakıfların gönderdiği yemekleri de burada anmam lazım. Ben yemeğin yağlısını severim. O yemeklerde genellikle yağlı olurdu. Malzemeden hiç kaçınılmamış yemekler yerdik. Ramazan'da ya fakir olun ya da öğrenci. Bir ay boyunca baş tacı, el üstünde gül olursunuz.
Oruç çalışma temponuzu etkiler mi?
Elbette. Ekonomik bereket gibi iş bereketi de oluyor. Ben öğrenciyken en yüksek notları Ramazan'da aldım. Ramazan'da acayip zaman tasarrufum olur. Yemeklere neredeyse vakit ayırmam. Çay, yemek gibi şeylere vakit ayırmak zorunda kalmayınca yapabileceğim iş miktarı da yükseliyor. Özellikle sahurdan sonra çok iyi iş çıkarırım.
Ramazan referandum gerilimini düşürür mü sizce?
Sorduğunuz soru benim dileğim. Ama bu Ramazan'da gerilim kolay kolay düşmez. Biliyorsunuz aşırı uçlar halk oylamasında "Hayır" kullanmak istiyor. Güçlerini kaybedeceklerini anladılar. Şimdi cami duvarına meselesi doğdu. Ama hepimizin uyanık olup hem bunların güçlerini azaltacak Anayasa paketini kabul etmeliyiz hem de aşırıların tahrik ve düzenbazlıklarına esir olmamalıyız.
Hep "Ah o eski Ramazan'lar" deriz. Bu sene de diyecek miyiz?
Anlattığım gibi benim "O eski Ramazan'lar" deme lüksüm yok. Çünkü her yıl daha güzel Ramazan'lar kutluyorum. Özellikle AK Parti İstanbul İl Başkanlığı engelli vatandaşlara yönelik Ramazan iftar organizasyonları yapıyor. Benim için de adetada iftar ve dostluk bayramı oluyor. Çok uzun süre karşılaşamadığım arkadaşlarla buluşuyoruz, vatandaşlarımızla dertleşiyoruz, varsa bilmediğimiz problemleri öğreniyoruz.
İftar çadırlarının kaldırılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
İftar çadırlarının bir kısmının kalkması iyi oldu. Amacı dışına taşabiliyor. Bence belediyelerimiz kendilerini bağlayacak genel kurallardan yola çıkmamalı. Tamamen kaldırılmayacağı gibi her yerde de olmak zorunda değil. İhtiyaç olursa koymak lazım. Değilse başka türlü aktivitelere dönüştürmekte fayda var. Ama insanlar bu ayın güzelliğini ve özelliğini hissetmeli bence. Hayatlarında ilk defa kendi nefislerine karşı zafer kazanmış o muzaffer küçük kumandanların zaferlerini kutlamalıyız. Onlara bunu hissettirmeliyiz. Onlar zafer takılarının altından geçmeli. Herkes onlara iltifat etmeli ve onlar da bunu hissetmeli.
Engellilerin önünde ibadet engeli var mı?
Herhangi bir engel yok. Olması da yaradılışa aykırı olur. İnsanla yaratıcısı arasında herhangi bir engel olabilir mi? Mesela 'görmek', 'duymak' belki yaratıcısına ulaşmakta büyük engel olabilir ama körlük veya sağırlık gibi bütün engeller insanın yaratıcısına ulaşmak için birer özel otomobildir. Bu sakatlıklarımız bizim tekebbür sahibi olmamıza engel olurlar, bu sakatlıklarımız insanların meydana getirdiği paradigmalardan oluşan dünyanın bizleri sakatlamasına engel olurlar. Mesela ben ne kadar milletvekili olursam olayım nihayetinde kör biriyim. Her an için bana zavallı gibi davranılmasına engel olamam. Bu da benim kibirlenmeme mani olur. Böylelikle özümden uzaklaşmamış olurum. Öte yandan günlük hayatımızı çeşitli düşünce kalıpları, imajlar oluşturur.
YAYIN TARİHİ: 13.08.2010
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı haberin tüm hakları Diyalog Gazetecilik San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan köşe yazısı/habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 252 defa okundu.