11 Şubat 2012 Cumartesi Saat 18:11
ONLİNE

Basın ve Yayın Haber Siteleri
Bookmark and Share
Reklam Alanı
Reklam Alanı
Reklam Alanı
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Bir etikçi sorusu
08 Mart 2010 Pazartesi Saat 10:47
Bazen insan bir ‘etikçi’ye ihtiyaç duyuyor. Bizim medyanın eksiklerinden biri de bu; alternatif bir Randy Cohen’i olmaması.

Randy Cohen, aralarında The New Yorker’ın da bulunduğu birçok yayında mizah yazıları, denemeleri, hikâyeleri çıkmış biri. Sıkı televizyon mesaisi de var: İlk ekran arkası işi ‘Late Night With David Letterman’, ki bu şovun yazarlığıyla üç Emmy ödülü almışlığı var (Toplam beş Emmy sahibi). Yayımlanmış kitapları da bulunuyor; ‘The Good, the Bad & the Difference: How to Tell Right From Wrong in Everyday Situations’ bunlardan biri mesela. Ama biz onu en çok The New York Times Magazine’deki ‘The Ethicist’ köşesinden biliyoruz. Bu köşede her hafta gündelik hayatın çok içinden, çok basit gibi görünen ama içinden çıkılamayan, insanı arada bırakan birtakım sorulara cevap veriyor, ahlaki olarak neyin doğru olduğunu söylüyor.
Geçen gün başımdan tam da ‘etikçi’ Randy Cohen’e sorulacak bir şey geçti: 
Son derece sıkışmış vaziyette, bir alışveriş merkezinin tuvalet katına çıktım. Şansıma sinema seansının dağılma vaktiymiş, kadınlar tuvaletinin genel kapısından içeri girdiğimde kabinlerin önünde kuyruk olunduğunu gördüm. Çaresiz, kuyruğa dördüncü olarak eklendim.
Hemen arkama 45-50 yaşlarında engelli bir kadın geldi. Boyu çok çok kısaydı ve ağır bir kambur taşıyordu. Elinde koltuk değneğiyle tek başına yürüyebiliyordu ama güçlükle; bacaklarda ve kalça bölgesinde sorun vardı. Ve belli ki çok sıkışmıştı. Bunu biraz abartılı sayılabilecek hareketlerle ima ediyordu: Sürekli oflayarak, dudaklarını ısırarak, sallanarak, kıvranarak, arada “Of of of, annecim” diyerek...
Önümdeki iki kadın da kabinler boşalınca hiç tınmadan girdiler.
Düşünmeye başladım: Şimdi sıra bana gelecek. Sıramı ona teklif etmeli miyim?
Benim de rahatım yerinde değildi bu arada; tüm kaslarım gerilmiş, ucu ucuna duruyordum!
Nihayet karşımızdaki kabinlerden birinin kapısı açıldı. Bunun üstüne arkamdaki kadına dönerek “Siz girin isterseniz önce” dedim.
Gözlerini kısarak beni baştan ayağa süzdü. Ona küfretmişim gibi baktı, birkaç saniye bekledi ve “Lüzum yok” dedi, “İstemem.” Ama bunu gerçek bir pislikmişim gibi söyledi.
Tuvalete girdim. Bir yandan gevşemenin sıcaklığı, zevki, huzuru, bir yandan da bu tuhaf durumun yarattığı gerginlik:
Acaba bunu ona hiç teklif etmemeli miydim? Arkamda bekleyen, gene çok sıkışmış ama 20’lerinde bir ‘yavru’ olsaydı, hakkımı ona devreder miydim? (Ki bunun cevabı çok net: Hayır!) Böyle yaparak ona engelini mi hatırlatmış oldum? Aramızdaki eşitliği mi bozdum? Kendimi ondan üstün pozisyonlamış ve lütfetmiş gibi mi oldum? Siyaseten doğru düzgün olan hangisi? Nazik bir insan mıyım, yoksa tam tersi nezaketsiz mi?
‘Etikçi’ niyetine size sorayım: Bir daha benzer bir durumla karşılaşırsam nasıl hareket etmeliyim?

NUR ÇİNTAY A.

Kaynak.radikal.com

 
Bu yazı toplam 105 defa okundu.
Bookmark and Share
Reklam Alanı
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
ARŞİVDE ARA
ETİKETLER
Reklam Alanı
Reklam Alanı
Reklam Alanı