Bursa ikinci üniversite için geç bile kaldı!...
Bursa’dan daha küçük illerde bile iki hatta üç üniversitenin bulunduğunu dile getiren UÜ Rektörü Prof. Dr. Mete Çengiz, “Bursa, 2. Üniversite konusunda geç bile kalmıştır,
Bursa’dan daha küçük illerde bile iki
hatta üç üniversitenin bulunduğunu dile getiren UÜ Rektörü Prof. Dr. Mete
Çengiz, “Bursa, 2. Üniversite konusunda geç bile kalmıştır, bu nedenle
girişimleri destekliyoruz” dedi.
Rektör
Prof. Dr. Mete Cengiz, göreve geldikten sonra yaptıklarını ve bundan sonra
yapacaklarını Uludağ Üniversitesi DERGİ’sine anlatırken, son günlerin önemli
gündem maddesi, Bursa’da kurulması planan yeni devlet ve vakıf üniversiteleri
konusuna da açıklık getirdi. İşte Rektör Hocanın bu konuda düşündükleri. “Bursa
ikinci bir üniversite için geç kaldı. Bursa’dan daha küçük birçok ilde yeni
devlet ve vakıf üniversiteleri kuruldu. Bu nedenle girişimleri destekliyoruz.
Üniversitemiz Senatosu da kurulacak yeni devlet üniversitesine destek vermeyi ve
bazı MYO kampüslerimizi yeni üniversiteye devretmeyi kabul etti. Bu konuda bana
tam yetki verildi. Umarım girişimler en kısa zamanda meyvesini verir. Ancak
burada bir konuyu dile getirmek isterim. Görükle kampüsünün bölünmesi gibi bir
girişimi kabul etmemiz mümkün değildir. Yeni üniversite Görükle kampusü dışında
bir alanda kurulmalıdır.
Üniversitenin
yabancı üniversitelerle ilişkileri ne durumda?
Uludağ
Üniversitesi Erasmus programlarından en çok yararlanan üniversitelerden
birisidir. Bu yıl işbirliği yapılan Avrupa Üniversitesi bölüm sayısı 200’ü
geçmiş, bu çerçevede yurt dışına giden öğrenci sayısı 320, öğretim üyesi
sayısıysa 35’e yükselmiştir. Önümüzdeki yıllarda Avrupa Birliği ülkeleriyle
öğrenci değişim programları, geliştirilerek devam
ettirilecektir.
–Bu yıl
öğrenci kayıtlarında da önceki yıllara göre farklı bir yöntem uygulandı. Bu
konuda hedeflediğiniz sonucu elde edebildiniz mi?
Üniversitemizde
sekiz yıldır merkezi bir kayıt sistemi uygulanmaktaydı. Bu yılsa on-line kayıt
sistemine geçildi. Rektörlüğümüz bünyesinde, Bilgi İşlem Dairesi, Öğrenci İşleri
Dairesi ve otomasyonda bize dışarıdan destek temin eden firmanın katılımıyla ve
çok yoğun çabaların sonucunda on-line sistemi başlatıldı. Sistemin ilk yılı
olduğu için modelleme olabildiğince basit tutuldu. Online kayıt sistemi öğrenci
otomasyonuyla ilişkilendirildi ve yeni öğrencilerin verileri ÖSYM ve MERNİS veri
tabanlarından çekilerek, verilerin güvenirliği ve doğruluğu sağlandı. Kazanan
öğrencilerin diploma aslı ve askerlik belgesi kesin kayıt için öğrenci işlerine
mutlaka verilmesi gereken belgeler olduğundan on-line kayıt sistemi, önkayıt
mantığıyla modellendi. Bu zorunlu belgeler öğrenci tarafından kendi biriminin
öğrenci işlerine getirildiğinde kesin kayıt yapılmış oldu. Sistem hiçbir
aksaklık olmaksızın tam bir başarıyla öğrenci ve çalışanların büyük
memnuniyetiyle yürüdü. Gururla ifade edeyim ki, on-line kayıt sistemimiz,
İstanbul Üniversitesi’nin de yararlandığı öncü bir rol üstlendi.
Makam ve
hizmet araçlarının kullanımında farklı bir uygulama getirip hepsini havuza
aldınız ve ihtiyacı olana havuzdan vermeye başladınız. Bu uygulama nasıl bir
yarar getirdi?
Araç
kullanımı konusunda oldukça ihtiyatlı davranıyoruz. Bu farklı bir uygulama
değil. Biz yalnızca; 237 Sayılı Taşıt Kanunu'nun 4. Maddesiyle Başbakanlık'ın
17/01/2007 tarihli "Tasarruf Tedbirleri Genelgesini uygulamaya başladık. Tüm
makam ve hizmet araçlarını bir havuzda topladık. İhtiyacı olana veriyoruz ama
ciddi bir takip yapılıyor. Böylelikle, araç sayısı artmasına rağmen hizmetin
maliyeti azaldı. Şu anda benzin masrafımız geçen yıla göre yarı
yarıya düştü.
Uludağ
Üniversitesi’nin kültür-sanata yaklaşımı nedir? Bu konudaki ana faaliyetleriniz
neler olacak?
Geçen yıl
Bursa Gazeteciler Cemiyeti ve Nilüfer Belediyesi’yle ortaklaşa “Aydınlarla
Yüzyüze” söyleşileri yaptık. Sanat, düşünce ve bilim alanında birçok kişiyi bu
iki kurumla birlikte ağırladık. Ancak bu yıl farklı bir uygulama yapacağız.
“Aydınlarla Yüzyüze” etkinliği, üç kurumun ortak çalışma takvimi dikkate
alınarak hazırlandığından, Üniversite çevresi bazı etkinliklerden yeterince
yararlanamadı. Öğrencilerin sınav dönemleri, tatil, Bahar Şenlikleri gibi özel
durumlar nedeniyle birçok öğrenci ve öğretim elemanı değerli konukları dinlemeye
gelemedi. Bu nedenle, bu yıl konferansları ve söyleşileri eğitim-öğretim dönemi
ve diğer etkinlik günlerini de dikkate alarak düzenlemeye karar verdik. Bunun
dışında önemli gün ve haftalar nedeniyle düzenlediğimiz söyleşi ve
konferanslarımız her zaman olduğu gibi devam edecek. Galeride eğitim ve öğretim
süresince her 20 günde bir sergi yer alıyor. Sanat Galerisine o
kadar yoğun talep var ki pek çok kişinin sergi isteğini geri çevirmek zorunda
kalıyoruz. Yeri gelmişken belirtmeliyim ki, Sanat Galerisi’ni kampüsün aktivite
merkezine alma konusunda da bir çalışma başlattık. Galerinin herkesin uğrak yeri
olan bir yerde olmasının daha isabetli olacağını
düşünüyoruz.
Yıllardır
Üniversitenin sosyal mekân eksikliğinden yakınılıyor. Bu konuda herhangi bir
çalışma yürütülüyor mu?
Üniversitemizde
hangi statüde olursa olsun tüm çalışanların yararlanabileceği sosyal mekanlar ne
yazık ki yok. Varolan bazı tesislerimiz de yeterince değerlendirilemiyor. Biz
öncelikle en büyük yerleşkemiz olan Görükle Yerleşkesinde Anfitiyatro’dan Tıp
Fakültesi’ne kadar geniş bir alanı kapsayan bir proje üzerinde
çalışıyoruz. Personelimizin oturabileceği, bir şeyler yiyip
içebileceği, gezebileceği ve alışveriş edebileceği, içinde gölet de bulunan bir
sosyal alan… Şu anda avan projeleri hazırlanıyor ve yap-işlet-devret modeliyle
yapılmasını planlıyoruz. Tenis kortlarının yanındaki kafeyi de sosyal tesis
olarak açacağız. Kafe ve restoran olarak kullanacağız.
Üniversitenin tüm çalışanları oradan yararlanabilecek. Şu anda boyası badanası
yapılıyor. İşletici konusunda çalışmalarımız sürüyor.
Üniversitemize
gelen misafirleri ağırlayacak bir tesis yok. Bu konuda attığınız adımlar var
mı?
Sadece
bağışçılar tarafından yapılan öğrenci yurtlarında misafirhane olarak ayrılan
bölümlerde misafirlerimizi ağırlayabiliyorduk. Burada da kahvaltı sorunu vardı.
Şimdi bu sorunu çözdüğümüz gibi, misafir ağırlama konusunu kurallara bağladık.
Ayrıca Rektör Evi olarak yapılan binayı bu binada kalmaya uygun durumdaki
misafirlere ayırdık. Konut olarak yapıldığı için herkesi ağırlamaya uygun değil.
Bir yandan da Ziraat ve Veteriner Fakültelerinin dekanlık binalarını misafirhane
olarak kullanıp kullanamayacağımız konusunu araştırdık, inşaat dairemiz uygun
bulmadı. Bir de Jandarma’nın Üniversiteye bıraktığı bina ve tesisler var.
Bunların da misafirhane ya da lojman olarak kullanılması konusunda çalışma
yürütülüyor şu anda. Ancak bizim mutlaka bir misafirhane yapmamız gerekiyor.
Diğer üniversitelere gittiğimizde eksikliğimiz kolayca
anlaşılıyor.
Peki
Kükürtlü, Kirazlıyayla Tesisleri ne olacak? İşletmeciye mi verilecek Üniversite
mi işletecek?
Kükürtlü’yü
işletmeciye verme girişimlerimiz oldu. Ancak işletici ve teklif edilen kira
bedeli konusunda anlaşma sağlayamadık. Bölgenin SİT alanı olması nedeni ile
tadilat ve genişleme için yeni yapılara izin vermiyorlar. Bu nedenle teklif
edilen kira bedelleri çok düşük. Oradaki binalardan biri şu anda Atatürk
Rehabilitasyon Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin hasta arşivi için
kullanılıyor. Hastane arşivi dijital sisteme aktarılır aktarılmaz burasını da
işletmeye ekleyeceğiz. Bu yıl Kükürtlünün en azından çay bahçesi
kısmının hizmete sokulması için tekrar ihaleye çıkacağız. Uludağ’daki
Kirazlıyayla Tesisleri’ne gelince… Orada şu anda bir işletmeci var ve onun
sözleşmesi 5 yıl sonra bitiyor. Bizim bu durumda orayla ilgili yapacak bir
şeyimiz kalmıyor. Kaldı ki, üniversitemiz personeli şu andaki işletmeciyle
geçmişte yapılan anlaşma çerçevesinde zaten Kirazlıyayla’da hizmet alabiliyor.
İşletmeci ile de ortaya çıkan bazı sorunlar nedeni ile mahkemelik
durumdayız. Bu arada, bu işletmeyi almamız için bağış yapan İş
Bankası binanın ticari amaçlı kiraya verildiğini, bu nedenle eğitim amacı
dışında kullanıldığından yaptığı bağışı geri almak için dava açmıştır. Bankayla
görüşmeler yaptık. Yasal süreçler devam etmektedir.
Eşkel’de
pek bilinmeyen ve artık kullanılamaz durumda olan bazı yapılar var. Onlarla
ilgili ne yapılacak?
Eşkel
Eğerce’de yaklaşık 43 bin metrekare büyüklüğünde deniz kenarında bir yerimiz
var. Arazi üzerine 1983 yılında betonarme bir bina yapılmış ancak o yıldan bu
yana harabeye dönüşmüş. Yıllar boyu atıl kalan bu araziyi değerlendirmek için
çalışma başlattık. Çeşitli kurumlarla görüşmeler yaptık. Mudanya Yelken Kulübü,
burada “Eğerce Gelişim Projesi” adıyla bir proje önerisinde bulundu. Yapılan
incelemeler sonucunda bu işbirliği projesi uygun bulundu. Projeyle özellikle
öğrencilerimize yönelik deniz ve yelken çalışmalarına cevap verileceği gibi
Bursa sahillerine uluslararası bir su sporları gençlik merkezi de kazandırılmış
olacak. Ancak bu projeyi Mudanya Yat Kulübü ve Üniversite’nin bütçe
olanaklarıyla gerçekleştirmek mümkün olmayacağı için Bursa Valiliği’ne
başvurarak destek istedik. Zeytinbağı Belediyesi, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü,
Sualtı Cankurtarma ve Su Sporları Federasyonu, Yelken Federasyonu, Amatör
Denizcilik Federasyonu, İstanbul Yelken Kulübü gibi kurumlarla da görüşmelerimiz
sürüyor. Bu tesisler Bursa’ya kazandırılırsa herkes kazanacak. Tesisler ulusal
ve uluslararası yarışmalarda yarış merkezi olarak kullanılabileceği gibi, tüm
gençliğin katılabileceği eğitici yaz kursları olarak da hizmet verecek. Tüm bu
aktiviteler yöreye de bir canlılık ve hareket getirecektir.
–Üniversitemizde
yeni bir piknik alanı açıldı? Bilgi verir misiniz?
Herhalde
“Gölet Piknik Alanı”nı kastediyorsunuz. Öğretim üyelerimiz, öğretim
elemanlarımız ve idari personelimizin piknik yapmak ve dinlenme ihtiyaçları için
düzenlendi. Bu alandaki yerli ağaçların budamaları yapıldı ve yeni ağaçlar
dikildi. Alana piknik masası yerleştirildi, WC, elektrik prizleri ve içme suyu
bağlantıları tamamlandı. Önümüzdeki yıl bu alanın çok rağbet göreceği
inancındayım.
Üniversitede
zaman zaman otopark sorunu yaşanıyor. Bu konuda bir çözüm arayışınız var
mı?
Yıllardan
beri süren bu sorunu çözmek için Tıp Fakültesi’nin karşısında 1000 araçlık
otopark yaptık ve yaz başında hizmete açtık. Bu otopark 10 yıl süreyle
Üniversitemizdeki otopark sıkıntısını giderecekti. Ancak sıkıntı kalmadı derken
Bursaray’ın yeni güzergâhında son istasyon tam da bu otoparkın bulunduğu yere
denk geldi. Bursaray inşaatı başlayınca bu otopark kullanılamaz hale gelecek
doğal olarak. Ama Büyükşehir Belediyesi, Bursaray istasyonu nedeniyle
kaldırılacak otoparkın yerine bize yine 1000 araçlık yeni otopark ve yollarını
yapacak. Bu arada yeri gelmişken söyleyeyim, Belediye, istasyondan İİBF’ye kadar
bir yürüme yolu yapacak ve yerleşke içinde ring otobüs seferleri düzenleyecek.
Böylece yerleşke içindeki ulaşım da kolaylaşmış
olacak.
Üniversitemizde
engelli öğrencilerimizle ilgili neler
yapılıyor?
Engelliler
konusu benim için çok önemli konulardan biri. Ne yazık ki Üniversitemizin birçok
binasında engelli asansörü, merdiveni, tuvaleti vb. şeyler yok. Oysa gerek yasal
açıdan gerek insani açıdan engellilerin sorunlarına çözüm bulmamız, onların
hayatlarını kolaylaştırmamız gerekiyor. Bizim binalarda engellilere yönelik
merdiven, asansör, dershane olmadığı için çok zorlananları başka üniversitelere
göndermek zorunda kalıyorduk. Ama bundan sonra onların tüm sorunlarıyla
ilgilenecek ve çözüm üretecek özel bir Engelliler Komisyonu kurduk. Bu
komisyonda engelliler için Sağlık Danışmanı, Psikolojik Danışman, Hukuk
Danışmanı, İletişim Sorumlusu, AB Proje Danışmanı, Eğitim Sorumlusu, Mimari ve
Fiziksel Koşulları Uyarlama Danışmanları atadık. Üniversitemizin Hızlı Destek
Projesi adıyla başlattığı ilk projeyi de engellilere ayırdık. ‘Engelsiz Uludağ’
ismiyle web sitesi hizmete açıldı. Şimdi arkadaşlarımız Üniversitemizdeki
engelliler için proje geliştiriyor. Öncelikle öğrenci yemekhanesine bir
asansörle kütüphanemize bir engelli rampası yapımına kısa sürede başlıyoruz.
Amacımız engellilerin da kolaylıkla eğitim ve hizmet alabileceği bir Üniversite
yaratmak.
Hocam,
Üniversitenin Görükle Yerleşkesine otomobille girişte para alınması birçok kişi
tarafından eleştiriliyor. Bu konuda farklı bir uygulama var mı gündeminizde?
Özellikle
hastaneye gelen ve girişte para ödediği halde otopark bulmakta sıkıntı çeken
vatandaşlar bu konudan çok şikâyetçi. Bunların şikâyetlerini bir nebze de olsa
giderebilmek için göreve geldiğimizde hemen 1000 araçlık otopark yaptık. Çünkü
giriş yapanlara yeterli otopark imkânı yaratılmadan girişin paraya bağlanmasını
açıklamakta çok güçlük çekmekteyiz. Ama Üniversite kampüsüne girişte para
alınması, benim rektör olarak atanmamdan yaklaşık bir yıl önce 2007 Haziran
ayında yapılan ve 10 yıl süreyi kapsayan bir sözleşmeyle özel bir firmaya “geçiş
kontrol sistemi” olarak kiraya verilmesi çerçevesinde yapılmaktadır. Bakanlıktan
alınan izin, geçiş kontrol sistemi şeklindedir. Bunun anlamı esasen her bir
geçişin sabit bir ücrete bağlanmasıdır. Konuyla ilgili yapılan ihalede geçiş
ücretinin ne tutar olacağına yer verilmemiş olmasına rağmen ihale sonrası
yapılan sözleşmede ücretlendirme kalış süresine bağlı otopark fiyatlaması
esasına göre yapılmıştır. Ben üniversiteye girişte para alınmamasını, bunun
yerine otoparklardan ücret alınmasını tercih ederdim. Şu anda uygulanan giriş
ücretleri de bizden önceki dönemde uygulanmaya başlanmıştır. Bu yıl yapılan
Sayıştay incelemelerinde de bu konu üzerinde çok duruldu. Denetçiler yaptıkları
incelemelerde, Şubat 2009 ayında gelirin KDV hariç 107.540 TL, buna karşılık
aylık kira bedelinin sadece 12.000 TL olduğunu belirlemişler. Bu
gelir ve kira bedeli arasındaki makas sıkıntı yaratıyor. Şu an
giriş hizmetlerini alan firmayla bazı konularda ortaya çıkan ihtilaflarla ilgili
hukuki süreç devam etmektedir.
Kaynak.kentgazetesi.com
Bu yazı toplam 505 defa okundu.