12 Şubat 2012 Pazar Saat 18:08
ONLİNE

Basın ve Yayın Haber Siteleri
Bookmark and Share
Reklam Alanı
Reklam Alanı
Reklam Alanı
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Bursa ikinci üniversite için geç bile kaldı!...
26 Şubat 2010 Cuma Saat 19:25
Bursa’dan daha küçük illerde bile iki hatta üç üniversitenin bulunduğunu dile getiren UÜ Rektörü Prof. Dr. Mete Çengiz, “Bursa, 2. Üniversite konusunda geç bile kalmıştır,

Bursa’dan daha küçük illerde bile iki hatta üç üniversitenin bulunduğunu dile getiren UÜ Rektörü Prof. Dr. Mete Çengiz, “Bursa, 2. Üniversite konusunda geç bile kalmıştır, bu nedenle girişimleri destekliyoruz” dedi.

Rektör Prof. Dr. Mete Cengiz, göreve geldikten sonra yaptıklarını ve bundan sonra yapacaklarını Uludağ Üniversitesi DERGİ’sine anlatırken, son günlerin önemli gündem maddesi, Bursa’da kurulması planan yeni devlet ve vakıf üniversiteleri konusuna da açıklık getirdi. İşte Rektör Hocanın bu konuda düşündükleri. “Bursa ikinci bir üniversite için geç kaldı. Bursa’dan daha küçük birçok ilde yeni devlet ve vakıf üniversiteleri kuruldu. Bu nedenle girişimleri destekliyoruz. Üniversitemiz Senatosu da kurulacak yeni devlet üniversitesine destek vermeyi ve bazı MYO kampüslerimizi yeni üniversiteye devretmeyi kabul etti. Bu konuda bana tam yetki verildi. Umarım girişimler en kısa zamanda meyvesini verir. Ancak burada bir konuyu dile getirmek isterim. Görükle kampüsünün bölünmesi gibi bir girişimi kabul etmemiz mümkün değildir. Yeni üniversite Görükle kampusü dışında bir alanda kurulmalıdır.


Üniversitenin yabancı üniversitelerle ilişkileri ne durumda?


Uludağ Üniversitesi Erasmus programlarından en çok yararlanan üniversitelerden birisidir. Bu yıl işbirliği yapılan Avrupa Üniversitesi bölüm sayısı 200’ü geçmiş, bu çerçevede yurt dışına giden öğrenci sayısı 320, öğretim üyesi sayısıysa 35’e yükselmiştir. Önümüzdeki yıllarda Avrupa Birliği ülkeleriyle öğrenci değişim programları, geliştirilerek devam ettirilecektir.


–Bu yıl öğrenci kayıtlarında da önceki yıllara göre farklı bir yöntem uygulandı. Bu konuda hedeflediğiniz sonucu elde edebildiniz mi?


Üniversitemizde sekiz yıldır merkezi bir kayıt sistemi uygulanmaktaydı. Bu yılsa on-line kayıt sistemine geçildi. Rektörlüğümüz bünyesinde, Bilgi İşlem Dairesi, Öğrenci İşleri Dairesi ve otomasyonda bize dışarıdan destek temin eden firmanın katılımıyla ve çok yoğun çabaların sonucunda on-line sistemi başlatıldı. Sistemin ilk yılı olduğu için modelleme olabildiğince basit tutuldu. Online kayıt sistemi öğrenci otomasyonuyla ilişkilendirildi ve yeni öğrencilerin verileri ÖSYM ve MERNİS veri tabanlarından çekilerek, verilerin güvenirliği ve doğruluğu sağlandı. Kazanan öğrencilerin diploma aslı ve askerlik belgesi kesin kayıt için öğrenci işlerine mutlaka verilmesi gereken belgeler olduğundan on-line kayıt sistemi, önkayıt mantığıyla modellendi. Bu zorunlu belgeler öğrenci tarafından kendi biriminin öğrenci işlerine getirildiğinde kesin kayıt yapılmış oldu. Sistem hiçbir aksaklık olmaksızın tam bir başarıyla öğrenci ve çalışanların büyük memnuniyetiyle yürüdü. Gururla ifade edeyim ki, on-line kayıt sistemimiz, İstanbul Üniversitesi’nin de yararlandığı öncü bir rol üstlendi.


Makam ve hizmet araçlarının kullanımında farklı bir uygulama getirip hepsini havuza aldınız ve ihtiyacı olana havuzdan vermeye başladınız. Bu uygulama nasıl bir yarar getirdi?


Araç kullanımı konusunda oldukça ihtiyatlı davranıyoruz. Bu farklı bir uygulama değil. Biz yalnızca; 237 Sayılı Taşıt Kanunu'nun 4. Maddesiyle Başbakanlık'ın 17/01/2007 tarihli "Tasarruf Tedbirleri Genelgesini uygulamaya başladık. Tüm makam ve hizmet araçlarını bir havuzda topladık. İhtiyacı olana veriyoruz ama ciddi bir takip yapılıyor. Böylelikle, araç sayısı artmasına rağmen hizmetin maliyeti azaldı.  Şu anda benzin masrafımız geçen yıla göre yarı yarıya düştü.


Uludağ Üniversitesi’nin kültür-sanata yaklaşımı nedir? Bu konudaki ana faaliyetleriniz neler olacak?


Geçen yıl Bursa Gazeteciler Cemiyeti ve Nilüfer Belediyesi’yle ortaklaşa “Aydınlarla Yüzyüze” söyleşileri yaptık. Sanat, düşünce ve bilim alanında birçok kişiyi bu iki kurumla birlikte ağırladık. Ancak bu yıl farklı bir uygulama yapacağız. “Aydınlarla Yüzyüze” etkinliği, üç kurumun ortak çalışma takvimi dikkate alınarak hazırlandığından, Üniversite çevresi bazı etkinliklerden yeterince yararlanamadı. Öğrencilerin sınav dönemleri, tatil, Bahar Şenlikleri gibi özel durumlar nedeniyle birçok öğrenci ve öğretim elemanı değerli konukları dinlemeye gelemedi. Bu nedenle, bu yıl konferansları ve söyleşileri eğitim-öğretim dönemi ve diğer etkinlik günlerini de dikkate alarak düzenlemeye karar verdik. Bunun dışında önemli gün ve haftalar nedeniyle düzenlediğimiz söyleşi ve konferanslarımız her zaman olduğu gibi devam edecek. Galeride eğitim ve öğretim süresince her 20 günde bir sergi yer alıyor.  Sanat Galerisine o kadar yoğun talep var ki pek çok kişinin sergi isteğini geri çevirmek zorunda kalıyoruz. Yeri gelmişken belirtmeliyim ki, Sanat Galerisi’ni kampüsün aktivite merkezine alma konusunda da bir çalışma başlattık. Galerinin herkesin uğrak yeri olan bir yerde olmasının daha isabetli olacağını düşünüyoruz.


Yıllardır Üniversitenin sosyal mekân eksikliğinden yakınılıyor. Bu konuda herhangi bir çalışma yürütülüyor mu?


Üniversitemizde hangi statüde olursa olsun tüm çalışanların yararlanabileceği sosyal mekanlar ne yazık ki yok. Varolan bazı tesislerimiz de yeterince değerlendirilemiyor. Biz öncelikle en büyük yerleşkemiz olan Görükle Yerleşkesinde Anfitiyatro’dan Tıp Fakültesi’ne kadar geniş bir alanı kapsayan bir proje üzerinde çalışıyoruz.  Personelimizin oturabileceği, bir şeyler yiyip içebileceği, gezebileceği ve alışveriş edebileceği, içinde gölet de bulunan bir sosyal alan… Şu anda avan projeleri hazırlanıyor ve yap-işlet-devret modeliyle yapılmasını planlıyoruz. Tenis kortlarının yanındaki kafeyi de sosyal tesis olarak açacağız.  Kafe ve restoran olarak kullanacağız. Üniversitenin tüm çalışanları oradan yararlanabilecek. Şu anda boyası badanası yapılıyor. İşletici konusunda çalışmalarımız sürüyor. 


Üniversitemize gelen misafirleri ağırlayacak bir tesis yok. Bu konuda attığınız adımlar var mı?


Sadece bağışçılar tarafından yapılan öğrenci yurtlarında misafirhane olarak ayrılan bölümlerde misafirlerimizi ağırlayabiliyorduk. Burada da kahvaltı sorunu vardı. Şimdi bu sorunu çözdüğümüz gibi, misafir ağırlama konusunu kurallara bağladık. Ayrıca Rektör Evi olarak yapılan binayı bu binada kalmaya uygun durumdaki misafirlere ayırdık. Konut olarak yapıldığı için herkesi ağırlamaya uygun değil. Bir yandan da Ziraat ve Veteriner Fakültelerinin dekanlık binalarını misafirhane olarak kullanıp kullanamayacağımız konusunu araştırdık, inşaat dairemiz uygun bulmadı. Bir de Jandarma’nın Üniversiteye bıraktığı bina ve tesisler var. Bunların da misafirhane ya da lojman olarak kullanılması konusunda çalışma yürütülüyor şu anda. Ancak bizim mutlaka bir misafirhane yapmamız gerekiyor. Diğer üniversitelere gittiğimizde eksikliğimiz kolayca anlaşılıyor.


Peki Kükürtlü, Kirazlıyayla Tesisleri ne olacak? İşletmeciye mi verilecek Üniversite mi işletecek?


Kükürtlü’yü işletmeciye verme girişimlerimiz oldu. Ancak işletici ve teklif edilen kira bedeli konusunda anlaşma sağlayamadık. Bölgenin SİT alanı olması nedeni ile tadilat ve genişleme için yeni yapılara izin vermiyorlar. Bu nedenle teklif edilen kira bedelleri çok düşük. Oradaki binalardan biri şu anda Atatürk  Rehabilitasyon Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin hasta arşivi için kullanılıyor. Hastane arşivi dijital sisteme aktarılır aktarılmaz burasını da işletmeye ekleyeceğiz.  Bu yıl Kükürtlünün en azından çay bahçesi kısmının hizmete sokulması için tekrar ihaleye çıkacağız. Uludağ’daki Kirazlıyayla Tesisleri’ne gelince… Orada şu anda bir işletmeci var ve onun sözleşmesi 5 yıl sonra bitiyor. Bizim bu durumda orayla ilgili yapacak bir şeyimiz kalmıyor. Kaldı ki, üniversitemiz personeli şu andaki işletmeciyle geçmişte yapılan anlaşma çerçevesinde zaten Kirazlıyayla’da hizmet alabiliyor. İşletmeci ile de ortaya çıkan bazı sorunlar nedeni ile mahkemelik durumdayız.  Bu arada, bu işletmeyi almamız için bağış yapan İş Bankası binanın ticari amaçlı kiraya verildiğini, bu nedenle eğitim amacı dışında kullanıldığından yaptığı bağışı geri almak için dava açmıştır. Bankayla görüşmeler yaptık. Yasal süreçler devam etmektedir.


 


Eşkel’de pek bilinmeyen ve artık kullanılamaz durumda olan bazı yapılar var. Onlarla ilgili ne yapılacak?


Eşkel Eğerce’de yaklaşık 43 bin metrekare büyüklüğünde deniz kenarında bir yerimiz var. Arazi üzerine 1983 yılında betonarme bir bina yapılmış ancak o yıldan bu yana harabeye dönüşmüş. Yıllar boyu atıl kalan bu araziyi değerlendirmek için çalışma başlattık. Çeşitli kurumlarla görüşmeler yaptık. Mudanya Yelken Kulübü, burada “Eğerce Gelişim Projesi” adıyla bir proje önerisinde bulundu. Yapılan incelemeler sonucunda bu işbirliği projesi uygun bulundu. Projeyle özellikle öğrencilerimize yönelik deniz ve yelken çalışmalarına cevap verileceği gibi Bursa sahillerine uluslararası bir su sporları gençlik merkezi de kazandırılmış olacak. Ancak bu projeyi Mudanya Yat Kulübü ve Üniversite’nin bütçe olanaklarıyla gerçekleştirmek mümkün olmayacağı için Bursa Valiliği’ne başvurarak destek istedik. Zeytinbağı Belediyesi, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü, Sualtı Cankurtarma ve Su Sporları Federasyonu, Yelken Federasyonu, Amatör Denizcilik Federasyonu, İstanbul Yelken Kulübü gibi kurumlarla da görüşmelerimiz sürüyor. Bu tesisler Bursa’ya kazandırılırsa herkes kazanacak. Tesisler ulusal ve uluslararası yarışmalarda yarış merkezi olarak kullanılabileceği gibi, tüm gençliğin katılabileceği eğitici yaz kursları olarak da hizmet verecek. Tüm bu aktiviteler yöreye de bir canlılık ve hareket getirecektir.


–Üniversitemizde yeni bir piknik alanı açıldı? Bilgi verir misiniz?


Herhalde “Gölet Piknik Alanı”nı kastediyorsunuz. Öğretim üyelerimiz, öğretim elemanlarımız ve idari personelimizin piknik yapmak ve dinlenme ihtiyaçları için düzenlendi. Bu alandaki yerli ağaçların budamaları yapıldı ve yeni ağaçlar dikildi. Alana piknik masası yerleştirildi, WC, elektrik prizleri ve içme suyu bağlantıları tamamlandı. Önümüzdeki yıl bu alanın çok rağbet göreceği inancındayım. 


Üniversitede zaman zaman otopark sorunu yaşanıyor. Bu konuda bir çözüm arayışınız var mı?


Yıllardan beri süren bu sorunu çözmek için Tıp Fakültesi’nin karşısında 1000 araçlık otopark yaptık ve yaz başında hizmete açtık. Bu otopark 10 yıl süreyle Üniversitemizdeki otopark sıkıntısını giderecekti. Ancak sıkıntı kalmadı derken Bursaray’ın yeni güzergâhında son istasyon tam da bu otoparkın bulunduğu yere denk geldi. Bursaray inşaatı başlayınca bu otopark kullanılamaz hale gelecek doğal olarak. Ama Büyükşehir Belediyesi, Bursaray istasyonu nedeniyle kaldırılacak otoparkın yerine bize yine 1000 araçlık yeni otopark ve yollarını yapacak. Bu arada yeri gelmişken söyleyeyim, Belediye, istasyondan İİBF’ye kadar bir yürüme yolu yapacak ve yerleşke içinde ring otobüs seferleri düzenleyecek. Böylece yerleşke içindeki ulaşım da kolaylaşmış olacak.


 


 


Üniversitemizde engelli öğrencilerimizle ilgili neler yapılıyor?


Engelliler konusu benim için çok önemli konulardan biri. Ne yazık ki Üniversitemizin birçok binasında engelli asansörü, merdiveni, tuvaleti vb. şeyler yok. Oysa gerek yasal açıdan gerek insani açıdan engellilerin sorunlarına çözüm bulmamız, onların hayatlarını kolaylaştırmamız gerekiyor. Bizim binalarda engellilere yönelik merdiven, asansör, dershane olmadığı için çok zorlananları başka üniversitelere göndermek zorunda kalıyorduk. Ama bundan sonra onların tüm sorunlarıyla ilgilenecek ve çözüm üretecek özel bir Engelliler Komisyonu kurduk. Bu komisyonda engelliler için Sağlık Danışmanı, Psikolojik Danışman, Hukuk Danışmanı, İletişim Sorumlusu, AB Proje Danışmanı, Eğitim Sorumlusu, Mimari ve Fiziksel Koşulları Uyarlama Danışmanları atadık. Üniversitemizin Hızlı Destek Projesi adıyla başlattığı ilk projeyi de engellilere ayırdık. ‘Engelsiz Uludağ’ ismiyle web sitesi hizmete açıldı. Şimdi arkadaşlarımız Üniversitemizdeki engelliler için proje geliştiriyor. Öncelikle öğrenci yemekhanesine bir asansörle kütüphanemize bir engelli rampası yapımına kısa sürede başlıyoruz. Amacımız engellilerin da kolaylıkla eğitim ve hizmet alabileceği bir Üniversite yaratmak.


Hocam, Üniversitenin Görükle Yerleşkesine otomobille girişte para alınması birçok kişi tarafından eleştiriliyor. Bu konuda farklı bir uygulama var mı gündeminizde?


Özellikle hastaneye gelen ve girişte para ödediği halde otopark bulmakta sıkıntı çeken vatandaşlar bu konudan çok şikâyetçi. Bunların şikâyetlerini bir nebze de olsa giderebilmek için göreve geldiğimizde hemen 1000 araçlık otopark yaptık. Çünkü giriş yapanlara yeterli otopark imkânı yaratılmadan girişin paraya bağlanmasını açıklamakta çok güçlük çekmekteyiz. Ama Üniversite kampüsüne girişte para alınması, benim rektör olarak atanmamdan yaklaşık bir yıl önce 2007 Haziran ayında yapılan ve 10 yıl süreyi kapsayan bir sözleşmeyle özel bir firmaya “geçiş kontrol sistemi” olarak kiraya verilmesi çerçevesinde yapılmaktadır. Bakanlıktan alınan izin, geçiş kontrol sistemi şeklindedir. Bunun anlamı esasen her bir geçişin sabit bir ücrete bağlanmasıdır. Konuyla ilgili yapılan ihalede geçiş ücretinin ne tutar olacağına yer verilmemiş olmasına rağmen ihale sonrası yapılan sözleşmede ücretlendirme kalış süresine bağlı otopark fiyatlaması esasına göre yapılmıştır. Ben üniversiteye girişte para alınmamasını, bunun yerine otoparklardan ücret alınmasını tercih ederdim. Şu anda uygulanan giriş ücretleri de bizden önceki dönemde uygulanmaya başlanmıştır. Bu yıl yapılan Sayıştay incelemelerinde de bu konu üzerinde çok duruldu. Denetçiler yaptıkları incelemelerde, Şubat 2009 ayında gelirin KDV hariç 107.540 TL, buna karşılık aylık kira bedelinin sadece 12.000 TL olduğunu belirlemişler.  Bu gelir ve kira bedeli arasındaki makas sıkıntı yaratıyor.  Şu an giriş hizmetlerini alan firmayla bazı konularda ortaya çıkan ihtilaflarla ilgili hukuki süreç devam etmektedir.


Kaynak.kentgazetesi.com

Bu yazı toplam 505 defa okundu.
Bookmark and Share
Reklam Alanı
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
ARŞİVDE ARA
ETİKETLER
Reklam Alanı
Reklam Alanı
Reklam Alanı