24 Mayıs 2012 Perşembe Saat 00:24
ONLİNE

Basın ve Yayın Haber Siteleri
Bookmark and Share
Reklam Alanı
Reklam Alanı
Reklam Alanı
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Emekli Maaşları ve Gelen Zamlar
06 Temmuz 2011 Çarşamba Saat 00:21
Hani Nasrettin Hoca’nın bir hikâyesi var: Hoca damdan düşmüş, bir tarafları acıyor, yerinden kalkamıyor. Etrafındaki herkes bir şeyler söylüyor.

Hoca sormuş: İçinizde damdan düşen var mı? O gelsin, benim halimi o anlar.
Evet, emeklinin halini ancak emekli olan birisi anlar. Ben de bir memur emeklisiyim, dolayısıyla emekli maaşları hakkında söz söyleme hakkına sahibim.
Asgari ücretliler dışında emekliler, özellikle bin liranın altında maaş alan işçi, memur ve bağ-kur emeklileri toplumun en mağdur kesimi.
Bazıları erken emekli olmak zorunda kalmış, çocukları büyüme ve evlenme çağında. Masrafların en çok edileceği zamanda emekli olmuş bu insanlar. Emekli maaşları da ancak günlük iki veya üç kişinin nafakasını saplayacak durumda. O da kısmak ve tutumlu olmak şartıyla. Biliyorum, sadece karı- koca kalmış bazı emekliler, maaşından artırıp umreye veya hacca bile gidebilmektedir. Bunlar toplumun en tutumlu ve kanaatkâr kesimi. Bir kısım emekli, yaşının gereği olarak hastalıklarla boğuşmak durumunda, etrafında ilgilenen insanları gönüllemek zorundadır. Dolayısıyla emekliler, devletin en çok koruması ve kollaması gereken mağdur ve mazlum kesimdir.
Çiftçi bağ-kur emeklileri, beş- altı yüz lira arasında maaşlar almakta. Asgari ücretle çalışıp emekli olan işçi emeklileri yedi-sekiz yüz arasında almakta. Bunlar seyyanen aldıkları bazı zamlarla bu duruma geldiler. Eskiden durumları daha acı idi. En düşük memur emeklileri de dokuz yüz lira civarında almaktadır.
Memur emeklileri, eski yıllarda Bağ-kur ve SKK emeklisinden çok daha iyi idi. Çalışan memurla emeklisi arasında fark çok az idi. Onun için memur günü gelince emekli olmayı tercih ediyordu ve yeni kadrolar açılıyordu. Bu yıllarda çalışan memur ile emeklisi arasında maaş farkları arttı, 500 ile 1000 lira arasında rakamlara ulaştı. Bu maaş farkını düşünen memur artık emekli olmak istemiyor, altmış beş yaşına kadar kadroları işgal ediyor.
Bugün memurlarımız, ücretli kesimin genel ortalamasının üzerinde maaş alıyor. En düşük memur maaşı bin beş yüz liranın üzerinde. Birçok memurumuzun ek göstergeleri ve mesai ücretleri var. Memur olmak, özel sektörde çalışan işçilere göre avantajlıdır. Memurluk bugün için gelecek yönünden garantili bir meslektir. Kamuda çalışan işçilerin bir kısmı memurun üzerinde maaş almaktadır. Memurun emeklisi de, aldığı ikramiye ve maaş açısından kamu işçi emeklisinin avantajlarına sahip değildir. Hülasa, çalışan açısından da, emekli açısından da dengesiz ve adaletsiz bir ücret politikası sürüp gitmektedir.
Genellikle memur okuyan kesimdir. Uzun bir tahsil hayatının ve birçok imtihanların neticesinde memurluk payesine erişmişlerdir. Kazandıkları meslek büyük bir masrafın ve uzunca bir zamanının ve emeğin neticesinde elde edilmiştir. İyi bir ücretle çalışmak ve iyi bir ücretle emekli olmak haklarıdır.
Sonuçta emekli memurlar, son yılların en mağdur kesimi oldu. Son günlerde diğer emekliler gibi seyyanen zam da alamadı. Dolayısıyla Hükümet yetkilileri, toplumun en mağdur kesimi olan memur emeklisinin durumunu görmeli ve yeniden gözden geçirmelidir. Hükümet, seyyanen vereceği zamlarla çalışan memurla emeklisi arasındaki büyük maaş farklarını en aza indirmeli, bazı yaşlı ve iş verimi düşen memurların emekli olmasını teşvik etmelidir.
MEMUR EMEKLİSİ SEYYANEN ZAM BEKLEMEKTEDİR
Devlet kurumları bugün en hantal ve verimsiz çalışan kurumlardır. Çünkü çalışanların çoğu yaşlıdır, bir beklentisi ve heyecanı yoktur. Özel sektör gibi değildir devlet. Bir memurun işten çıkarılması, sürgün edilmesi ve bazı yaptırımlar uygulanması zordur. Özellikle üst düzey memurlar ancak merkeze çekilerek kızağa alınabilmektedir. Bu tür memurlar, ancak özendirici emekli maaşlarıyla ve ikramiyelerle emekli edilebilir. Ayrıca son emekli yaşı olan altmış beş yaşını, altmışa veya altmış ikiye çekmek için hükümet bir kez daha harekete geçmelidir. Biliyorsunuz, hükümetin ilk girişimi yargı engeline takılmıştı..
Memur, yıllarca okuduktan ve imtihanlar kazandıktan sonra görev almakta ve güne gün primlerini yatırdıktan sonra emekli olmaktadır. Bu insanları dokuz yüz lira maaşa mahkûm etmek doğru değildir. Bu insanların çoğunun babadan kalma bağı- bahçesi yoktur, emekli ikramiyesiyle bir ev bile alamamaktadırlar ve kirada oturmaktadırlar. Çocukları henüz okuma çağındadır. Birçoğu çocuklarını evlendirme telaşındadır.
Evet, bütün emekli maaşları, bin liranın altındaki rakamlar, günün şartlarına ve alışılan harcama sistemine göre yetersizdir. Telefon faturaları kabarmıştır, internet gibi diğer iletişim araçları gibi yeni masraflar ortaya çıkmıştır. Yine de şükretmek gerekir. Komşumuz Yunanistan’da çalışan da, çalışmayan da maaş alamaz durumdadır. Bazı Uzakdoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde ayda elli- yüz dolar alan çalışanlar ve emekliler var. Ülkemizin ekonomisi son yıllarda mesafe aldı, hata büyümede dünya rekoru kırdı.
Şükür ki son yıllarda enflasyon tek haneli rakamlara indi, gıda fiyatları durma noktasına geldi, beyaz eşya ve araba fiyatları geriledi. Birçok temel gıda maddesi yıllardır aynı fiyatlara satılmakta, hatta düşmektedir.
Emekliye öngörülen yüzde dörtlük zamlar, otuz ve elli lira arasındaki rakamlar, komik gelebilir. Ama hükümetin hesaplarına göre bu zamlar, enflasyonun üstünde rakamlardır. Dolayısıyla enflasyona emekli ezdirilmemiştir, eskiye göre emekli ve çalışan daha iyi durumdadır.
Biliyoruz ki, ülke kalkındıkça ve büyüdükçe refah payından herkes payını alacaktır. Burada en mağdur kesim emeklilerdir, tamamen devletin ve hükümetin eline bakmaktadır. Çünkü sendikal haklardan bugüne kadar mahrumdular. İtiraz etme hakları yoktur. Devlet ne verirse ona razı olmak zorundadırlar.
Emeklilerin çoğu yaşlanmış, elden ayaktan kesilmiş, engelli olmuş ve duaları makbul insanlardır. Hükümet yetkilileri bu insanların dualarını almalıdırlar. Bunların bedduası da tehlikelidir. Devletine yıllarca hizmet etmiş bu insanları açlığa mahkûm etmek, zor durumda kalmalarına göz yummak, mağduriyetlerini görmezlikten gelmek, dine, ahlaka ve vicdana sığmaz. Emekliler, devletine, varsa çocuklarına emanettirler. Birçoğunun devletten başka koruyanı ve kollayanı da yoktur.
Belki AK Parti Hükümeti, sağlık yatırımlarından dolayı bu tür pir-i fanilerin, özürlülerin ve hastaların dualarıyla ayaktadır ve üç dönemdir kazanmaktadır. Emekliye verilen para, en isabetli ve bereketli yerlere harcanır. Emekliler israf etmezler, süse -ziynete harcamazlar. Bir kısım emekliler çoluk -çoğunu okutmak ve evlendirmek telaşında ve derdindedir. Maaşlarındaki her kuruşluk artış işlerine yarayacaktır. Çünkü başka bir ek gelirleri yoktur. Bir kısım emekliler, yetimlere ve öksüzlere bakmakta, babası ve anası boşanıp ortada kalan çocuklara hamilik yapmaktadırlar. Bir emekli maşıyla on nüfusun geçindiği evler bilirim. İşte emeklilere zam verirken hükümet yetkilileri bütün bu gerçeklerin farkında olmalıdırlar.
Özellikle memur emeklisinin son yıllarda düşen maaş rakamları tekrar gözden geçirilmeli, çalışanların maaşlarına yaklaştırılmalıdır. Bu şekilde, hem yaşlanan ve iş verimi düşen memurların emekli olması teşvik edilecek, okuyanlar için yeni kadrolar açılacak; hem de emekli memurlar, diğer sendikalı işçi emeklilerine imrenmeyecek ve emekliler arasındaki adaletsiz maaş farkları olmayacaktır. Memur emeklisi, devletin öz çocuklarıdır, üvey muamelesi yapılmamalıdır.
 

Bu yazı toplam 775 defa okundu.
Bookmark and Share
Reklam Alanı
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
Ayşegül DOMANİÇ YELÇE
Tam bir yıl oldu O’nu kaybedeli…
ARŞİVDE ARA
ETİKETLER
Reklam Alanı
Reklam Alanı
Reklam Alanı