12 Şubat 2012 Pazar Saat 17:59
ONLİNE

Basın ve Yayın Haber Siteleri
Bookmark and Share
Reklam Alanı
Reklam Alanı
Reklam Alanı
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Engelleri tiyatroyla aşmalarını sağlıyorum
17 Kasım 2009 Salı Saat 02:01
GÖLCEK: Dinimizde nasıl zekat vermek varsa bir sanatçının zekatının da etrafındakilere yardım etmek olduğunu düşünüyorum.

GÖLCEK: Dinimizde nasıl zekat vermek varsa bir sanatçının zekatının da etrafındakilere yardım etmek olduğunu düşünüyorum. 5 sene boyunca zihinsel engellilerle, 2 sene de bedensel engellilerle çalıştım. Bir işi başardıktan sonra o yüzlerinin aldığı ifade benim için çok önemli

İzmir Devlet Tiyatrosu oyuncusu Ceyhan Gölcektam bir tiyatro aşığı. Dizilerde ise birbirinden pahalı birçok hobisine para yetiştirmek için oyunuyor. Sosyal sorumluluk projeleri de yeretan Gölcek, hayatın gerisinde kalmış engelli çocukların önündeki engelleri tiyatroyla kaldırıyor...
- Bir Daha Çal Sam bu sezonda devam ediyor. Yeni bir oyun var mı?
Evet biz bu oyunu 73 kere falan oynadık ve kapalı gişe oynadık. Bu sene benim bir oyunum daha var "Aşk Öldürür" diye. O da ilginç bir oyun olacak. Yene aynı yönetmenle çalışacağız. Barış Eren'le.
- Nasıl bir oyun bu?
Mavi Sakal diye bir hikayeden esinlenerek yazılmış bir oyun. Eşlerini öldürüyor daha sonra eşleriyle araf da buluşuyor. Çok ilginç bir hikaye Hafif güldürecek tebessüm ettirecek, İzmir seyircisinin seveceğine ben inanıyorum.
- İzmir seyircisi ne tür oyunları seviyor?
İzmir seyircisi gerçekten seçici. Ben Kafes adlı bir oyunda oynamıştım. Gerçekten çok ağır bir oyundu ama onu da sevdiler. Daha çok komedi tercih ediliyor ama bugünün şartlarını düşünürseniz rahatlamak istemeleri çok doğal.
- Oyuncu olarak kendinizi şanslı hissediyor musunuz?
Evet çok şanslıyım. Çok iyi oyunlarda oynadım, iyi fırsatlar verildi bana. Ben de bunları iyi değerlendirdiğimi düşünüyorum. Yönetmenlere bu konuda teşekkür ederim. Beni yetiştirdiler, eğittiler. Rol arkadaşlarım da öyle. Benim için kulis çok önemli. Ben kuliste mutluysam oyunum çok daha iyi geçer. Ben kulise her gün şarkı söyleyerek gidiyorum. Hatta arkadaşlarım, "Yeter senin bu poliyanacılığın" diyor. Çünkü moralim çok bozuk olsa da iyi olmaya çalışıyorum.

- Oyunculuk anlamında kıskandığınız birileri var mı?
Kıskandığım demeyim ama keşke onun kadar yetenekli olsaydım dediğim kişiler var vardır. Sumru Yavrucuk var. İzmir'de de Şebnem Doğruer ve Hülya Savaş benim idolümdür. Hülya Savaş'ın tekniğini, Şebnem Doğruer'in de sahnedeki sıcaklığını severim.
- Bir oyunda illa ki baş rol oynayım diye bir hırsınız var mı?
Hayır hiç öyle bir hırsım yok. İşimi seviyorum. Bana yakıştırıyorlar. Fiziğin önemi var ama.
- Fiziğinizi korumak için neler yapıyorsunuz?
Spor yapıyorum. İyi at binerim aslında ama izmir'de bunu yapamıyorum. Çünkü çok pahalı. Burada yazın dalıyorum, yüzüyorum. Kışın da fitnes yapıyorum mecburiyetten. Şimdi de motosiklet için uğraşıyorum. Spor hayatım da hep var olmak zorunda.
- Tiyatro dışında birçok da hobiniz var.
Var var. Yamaç paraşütü yapıyorum. Kendim uçabiliyorum.
- Adranalin içeren sporları seviyorsunuz galiba?
Evet aynen öyle. Dalmayı seviyorum. O benim hayatım. Dalış için dünyanın her yerine gidebilirim.
-Nereye gittiniz mesela?
Mısır'a gittim. Birkaç kere Kızıldeniz'de daldım. Sonra Malezya'ya, Afrika'ya gittim. Önümüzdeki sene inşallah Küba'yı düşünüyorum. Daha sonra Vietnam, Kamboçya diye devam edecek. Bir de fotoğraf çekmeyi çok seviyorum.
- Bunlara nasıl yetişiyorsunuz. Bütçeniz yetiyor mu?
Tabii ki yetişmiyor. Tiyatrodan aldığımız para anca bizi geçindiriyor. Dizilerde oynuyorum. Dizlerden kazandığım parayı da hobilerime harcıyorum. Bir de tabii arkadaşlarım on çizme alırkan ben bir çizme alıyorum, uzun süre giyiyorum. Sonuçta bir yerden kısıyorsun tabii. Ben kıyafetten kısıyorum ama gerçekten geçiniyorum aldığım parayla.
- Oyuncular dizlerde oynamayı sadece para kazanmak için yaptıklarını söylüyorlar. O zaman dizilerde kim oynayacak? Diziler mankenlere şarkıcılara mı kalacak? Bence dizilere de tiyatro oyuncuları lazım...
Tabii ki lazım ama bana "tercih yap, aynı parayı alacaksınız" dersen ben tiyatroyu seçerim. Çünkü ötekisi çok kolay.
- Bence dizilerin kalitesini sizin geliştirmeniz gerekli. Siz dizileri küçümsediğiniz için dizilerin kalitesi düşük değil mi?
- Hayır öyle değil. Bana bir iki tane oyun geliyor. Seçim yapamıyorum ve ben mecburen istemeye istemeye hayatımı sürdürebilmek için oynuyorum. Ama bana seçme fırsatı verilse oynarım. O karakteri ben yaratırım. Onun için çok zevk alamıyorum. Bir de diziler bir noktadan sonra saçmalamaya başlıyor. Senaryonun nereye gideceğini bilmiyorsun ama tiyatro ya da sinema öyle değil. Bir de hizmet etmek istemediğin baş rol oyuncularına reyting için hizmet ediyorsun. O rolü hak eden birisi değil mesela. Bu çok acı bir şey. Yani "Tiyatroda öyle olmuyor mu?" dersen oluyor. Ama en azından karşında bir sanatçı var.
- Peki oyuncular niye bu kadar zor durumda?
Bazıları çok para kazanıyor, bazıları çok zor durumda. Oyun çok ama izleyici yok. Mesela Londra'ya gittiğinizde bir sokakta bir sürü tiyatro ve bir sürü izleyici var. Birçok Avrupa şehrinde öyle. İzmir'de bir tane devlet tiyatrosu var. Özel tiyatrolara baktığınız da halka çok pahalı geliyor. Şimdi askeri ücretin 500 TL olduğu bir ülkede 30 TL kim versin tiyatroya.
- Yurtdışında tiyatroları ziyaret ediyor musunuz?
Evet ediyorum.
- Türkiye'yle kıyaslandığında nasıl?
Teknik olarak çok öndeler bizden. Sahneleri çok iyi, oyunculuk performanslarına baktığınız zaman gerçekten iyi çalışıyorlar. Ben Viyana'da bir oyun seyretmiştim. Adam yaklaşık 60 yaşında falan ama direkte paralel durabiliyordu.
- Aldıkları parayla mı alakalı sizce?
Yok hayır. Performans oyunları diye bir şey var orada. İyi olmak zorundasın. İyi olmazsan iş vermiyorlar sana.
- Peki teknik geliştirmek için sizce ne yapılmalı?
'Workshop'lar düzenlenmeli ki biz de oralara gidip kendimizi geliştirmeliyiz.
- Seyirci teknikniği ne kadar anlıyor?
Seyirci bunu nasıl anlıyor biliyor musun? Oyundan zevk alıp seni alkışlasa yeter. Yönetmeninden yönetmenine bile değişiyor. Tabii ki teknik çok önemli. Bir oyuncu hamur gibi olmalı bence, çünkü hakikatten çok fazla teknik ve oyun var. Kişiler, tipler var. Eğer yönetmenine güveniyorsan kendini hamur olarak onun eline bırakacaksın, her yönetmenin tekniği ayrıdır.
- Her oyun başka bir teknikle oynanabilir mi?
Oyananabilir tabii ki. Bu yönetmene bağlıdır.
- Yani metine değil yönetmene bağlı aslında...
Metine de bağlı ama bir çok şey yönetmene bağlı.
- O zaman siz bir senaryoya baktığınızda ne çıkacağını tam bilemiyorsunuz?
Yok hayır. Birçok şeyi anlayabiliyorsunuz. Fakat kimi hareketten duyguya geçer, kimi duygudan harekete geçer. farklılıklar var ama tabi ki anlıyorsun.
- Metini beğenip, yönetmeni beğenmediğin oyunlar oldu mu?
Yok. metini de yönetmeni de beğenmediğim oyunlar oldu. Cezalandırıldığım çok oyun oldu benim.
- Sahnede en çok konsantrasyonunu bozan şey nedir?
Telefon.
- O kadar çok uyarıya rağmen hala açık bırakan oluyor mu?
Evet oluyor maalesef.
- Telefon çaldığı andan ne hissediyorsunuz?
Yine mi diyorum. Çok önemli bir yerse orayı tekrarlıyorum. Çünkü birçok insan kızıyor o telefon sesine ve orayı kaçırıyorlar. Kimsenin kimseye bunu yapmaya hakkı yok.
- Sosyal sorumluluk çerçevesinde yaptığınız zihinsel engellilerle ilgili projeniz de var?
Dinimizde nasıl zekat vermek varsa bir sanatçının zekatının da etrafındakilere yardım etmek olduğunu düşünüyorum. Ben Bursa'dayken yaklaşık dört- beş sene boyunca zihinsel engellilerle çalıştım. 2 sene bedensel engellilerle çalıştım. Sivas'tandayken de öyle. Burada da şu anda kanserli çocuklarla çalışıyorum ve bir derneğe üyeyim. Bir proje var. Ben bunu gerçekleştirebilirsem bu oyunun gelirini onlara bırakmak istiyorum. Bir de Karşıyaka'da bir projem var kimsesiz çocuklar için bir şey yapmak istiyorum.
- Ne yapıyorsunuz?
Onlarla oyun çalışıyorum. Çünkü bu çok önemli. O çocuklar kendilerine güvensiz oluyorlar. Mesela hiç unutmuyorum bir tane bizim kekeleyen bir çocuğumuz vardı. Çocuk kuliste "başardım başardım" diye bağırıyordu. İşi başardıktan sonra o yüzlerinin aldığı ifade çok önemli. Ben çok iyi biliyorum. Bursa'da hiç konuşamayan zihinsel engelli çocuklar sahnede konuştu ve anneleri benim ellerime sarılıp, ayaklarıma kapanıyorlardı. Tiyatro gerçekten çok başka bir şey.
- Bunu nasıl yapıyordunuz?
Kendim araştırarak buluyordum ve onlara oynatıyorum. Ben yazarak yada oynamalarını sağlayarak yardımcı oluyordum.
- Tek başınıza mı?
Orada bir arkadaşım da bana yarım ediyordu ama hep tek başıma başladım sonra arkadaşlarım yardım etti. Benim için çok önemli hiç konuşmayan bir çocuğun sahnede konuşmasını duymak.
- Zihinsel engellilere oynatıyorum dediniz. Nasıl sabır ettiniz?
Çok zor ama hiç kızamıyorsunuz biliyor musun?
- Sadece kızma anlamında değil, öğrenmede de zorluk var...
Ama orada bana öğretmenleri de yardım etti. O öğretmenler seçilmiş öğretmenlerdi, çok iyilerdi. Ben onlara görev veriyordum ve onlar bana yardım ediyordu. Benim karşıma o çocuklar yavaş yavaş öğrenerek çıkıyordu. Tek başına tabii ki olmaz öğretmenler çok önemli. O gösteriden kazandıkları parayla okullarına müzik sistemi, güneş enerjisi yapıldı. Bunlar çok önemli kendi okullarına da katkıları oldu çocukların.
- Bunu burada da yapmak için neye ihtiyaç var peki?
Bir sponsora ihtiyaç var tabii ki.
- Devlet tiyatrosu böyle bir şeye yardım eder mi?
Evet eder. Ben İzmir Devlet Tiyatrosu'nun yardım edeceğinden eminim ve buradaki birçok arkadaşımın da ben böyle bir proje başlatsam yardım edeceğine eminim. Bakmayın ben çok yoğundum bir şeyler yapamadım ama bu sene inşallah bir şeyler yapacağım. Her sene bir şeyler yapacağım bir sene de görme engellilerle çalışacağım. Sen en zor zihinsel engelliler diyorsun ama görme engellilerle daha zor çünkü hiçbir mimik bilmiyorlar. Ama ben çalıştım, başardım bunu. Çok istekliydi ve yaptı.
- Kaç yıldır İzmir'desiniz?
Üçüncü sezonum benim.
-Mezun olduktan sonra nerelere gittin, neler yaptın?
Ben ablam sayesinde okudum. Ablam benim için çok önemli. Ablam benim hayatıma yön verdi. Oyunculuk sınavına yöneltti beni.
- Ablanız da oyuncu mu?
Yok. İktisatçı ama çok yetenekliydi. Ben okuldan birincilikle mezun oldum. Sonra beni 'master'a gönderdi. Ama yanlış ülke tabi Viyana'ya gittim.
- Neden?
Hem dil olarak yanlış hem de oyunculuk olarak bana bir şey katmadı.

Bu yazı toplam 297 defa okundu.
Bookmark and Share
Reklam Alanı
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
ARŞİVDE ARA
ETİKETLER
Reklam Alanı
Reklam Alanı
Reklam Alanı