24 Mayıs 2012 Perşembe Saat 20:15
ONLİNE

Basın ve Yayın Haber Siteleri
Bookmark and Share
Reklam Alanı
Reklam Alanı
Reklam Alanı
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Hastalığı ile arkadaş oldu...
27 Temmuz 2011 Çarşamba Saat 14:31
5 yıl önce Parkinson hastalığı teşhisi konulan Çanakkaleli Levent Çelikel, hastalığına teslim olmadı.

 Üç yılı aşkın bir zamandır fotoğraf çekme hobisiyle uğraşan Çelikel, “Hastalığımla birlikte yaşamasını, onunla arkadaş olmasını öğrendim” dedi. 
 

İnsanın hayatı boyunca karşılaşabileceği rahatsızlıklar, yaşam sürecinin de tecrübesi oluyor. Zaman zaman ulusal televizyon ve gazetelerde “Azmin zaferi” başlığı altında toplanan haberler de insanlara sorunlarla mücadele etmeyi, yenilmemeyi gösteriyor. Bunlara bir örnek de Çanakkale’den geldi. Doğduğu günden bu yana Çanakkale’de yaşayan, kentte yakından tanınan bir isim olan Levent Çelikel’in 2006 yılında konulan Parkinson teşhisi ile hayatı değişti.
 
Parkinson hastalığını “İnsanın yaşam kalitesini düşüren bir hastalık” olarak tanımlayan Çelikel, Çanakkale OLAY’a verdiği röportajında hastalığı ile ilgili önemli mesajlar verdi. “Tabii ki ilk duyduğumda ne olduğunu bilmediğim bir durumla karşı karşıyaydım” diyerek hastalık sürecindeki ilk tepkisini açıklayan Çelikel, “Sonra zamanla ona yenilmeyi değil, onunla birlikte yaşamaya çalıştım. Hastalığımla arkadaş oldum bir nevi. Zor bir hastalık. İnsanın yaşam kalitesini tamamıyla bozan ve devamlı depresyon haline sokan bir hastalık” açıklamasını yaptı.
 
İzlediği bir filmin de etkisiyle kendini fotoğraf çekme hobisine veren Çelikel, “Filmde doğanın değişmediği ama insanların sürekli bir değişim halinde olduğu söylenmişti. Ben de bunun aksine fotoğraf çekerek doğanın da değişim halinde olduğunu göstermek istedim” dedi. Şehir içinde ve dışında üç yılı aşkın bir zamandır fotoğraf çeken Çelikel, bu güne kadar binlerce karede doğanın farklı anlarını görüntüledi. Çelikel, “Fotoğraf çekmek beni hayata bağladı. Benim için fotoğraf çekmek hayatı paylaşmaktır. Çağın en iyi tanığı olan fotoğraf ile uğraşmak ayrı bir tattır” dedi.
 
İşte Levent Çelikel’in kendi ağzından hastalık süreci ve sonrası…
 
• Kendinizden biraz bahseder misiniz?
Ben, 1951 yılında Çanakkale’de doğdum. İlk, orta ve liseyi bu kentte okudum. O tarihten bu yana da bu kentten hiç ayrılmadım. Tüm çocukluğum ve gençlik yıllarım burada geçti.
 
• Bir kentli olarak anlatır mısınız, Çanakkale’de yaşamak nasıl bir duygu? Kentin son 60 yıllık gelişimini nasıl gözlemliyorsunuz?
Öncelikle “kentli” tabirinize değinmek istiyorum. İngilizler, kentli olabilmek için aynı evde 150 yıl yaşamak gerektiğini söyler. Ben daha bir kentli olamadım. Kent gelişimine gelince; Çanakkale konumu ve değerleri itibariyle ülkemizin önemli şehirlerinden biridir. Biz Çanakkaleliler, Troia, Assos ve Gelibolu Yarımadası gibi değerlerimiz nedeni ile yabancı ülkelerle bağlarımızı hep sıkı tutmuşuz. Bu kadar önemli değerlere ve kültürel varlıklara sahip bir kent, içinde yaşayan vatandaşına da ayrı bir uygarlık, ayrı bir kültür veriyor. İnsana saygı duyan, özgürlükçü, kimsenin dinine ve kültürel inancına karışmayan, duyarlı insanların yaşandığı bir kenttir Çanakkale. Uzun yıllardır da bunu hiç değiştirmedi.
 
• Yaklaşık 5 yıldır bir hastalık ile uğraşıyorsunuz. Ama asıl önemli olan hastalığa yakalanmanız değil, onunla birlikte yaşamayı başararak bunu kullanabilmeniz. Hastalığınızdan biraz bahseder misiniz?
26 Şubat 2006 tarihinde bana Parkinson teşhisi kondu. Tabii ki ilk duyduğumda ne olduğunu bilmediğim bir durumla karşı karşıyaydım. Daha önce görmediğim, hakkında hiçbir bilgim olmayan bir hastalığa yakalanmıştım. Zor bir durumdu.
 
• Gerçekten zor bir durum, ama nasıl alıştınız? O da zor olmadı mı?
Tabii ki zor oldu. Ama önce bu hastalığı kafamda yenmeye çalıştım. Okudum, araştırdım. Ne olduğunu, neler yapmam gerektiğini öğrendim. Sonra zamanla ona yenilmeyi değil, onunla birlikte yaşamaya çalıştım. Hastalığımla arkadaş oldum bir nevi. Zor bir hastalık. İnsanın yaşam kalitesini tamamıyla bozan ve devamlı depresyon haline sokan bir hastalık.
 
• Peki, bu hastalık ile bir arada yaşamaya çalışmak gibi zor bir durum içindeyken, fotoğraf çekme merakı nasıl başladı?
Harvey Keitel’ın oynadığı Smoke (Duman) isimli bir film izlemiştim. Burada adam yıllarca aynı yerden fotoğraflar çekiyor. Filmin bir yerinde de diyor ki; Mekanlar değişmiyor ancak insanlar sürekli bir değişim halinde. Ben de bu filmden çok etkilendim. Hastalığım benim uzun yürümeme ve uzak mesafe gitmeme izin vermiyor. Ben de bunu kullanarak fotoğraf çekmeye başladım. Çoğunluğu doğa fotoğrafları olan binlerce fotoğraf çektim. O filmin aksine ben de doğanın değiştiğini ve sürekli bir değişim halinde olduğunu göstermeye çalıştım.
 
• İlginç bir başlangıç. Peki, zor olmadı mı?
Zor olmaz mı tabii ki zor. Hastalığım nedeni ile bazen kendimi bir direğe bağlayarak fotoğraf çekmek zorunda kalıyorum. Ama seviyorum da bir taraftan. Hastalık, benim farklı bir yönümü ortaya çıkardı. Doğayı ölümsüzleştirmek, onun değiştiğini belgeleyebilmek beni mutlu ediyor. Bir taraftan da hastalığıma da iyi geliyor. Beynimi farklı bir uğraşa kanalize etmiş oluyorum. Bu sayede hastalığım beni esir alamıyor.
 
• Yani rahatsızlığınıza fotoğraf sayesinde yenilmediniz öyle mi?
Evet. Hastalığıma yenilmedim, hiç de pes etmedim. Engelli bir insana dikkat edin, eğer bir uzvunu kullanamıyorsa mutlaka farklı bir yönü daha çok gelişmiştir. Mesela görme engelli kişilerin duyu organları ileri derecede çalışır. Bizim gibi hastalar da kendilerini farklı bir beceriye kanalize edebilirler. Becerisi ne olursa olsun her Parkinson hastasının mutlaka uğraşacak bir etkinliği vardır. Önemli olan bunu ortaya çıkarabilmek.
 
• Hangi zamanlarda fotoğraf çekiyorsunuz? Bir de ülkenin çeşitli yerlerinde çalışmalar yaptınız. Kaç fotoğraf çektiniz?
Benim için sabah ya da akşam gibi bir zaman mefhumu yok. Gün doğarken, gün batarken, gün ortasında çeşitli çiçek fotoğrafları çekiyorum. Saate ve zamana bağlı kalmadan fotoğraflar çekiyorum. Çanakkale bölgesinde birçok yerde, Lapseki, Gelibolu, Babakale gibi yerlerde, Kapadokya, Bursa, Bandırma ve Ankara gibi yurt içinde çeşitli noktalarda fotoğraflar çekmeye çalışıyorum. Günde en az 200-250 fotoğraf çekiyorum. İşe yaramayan, deneme amaçlı çekimlerde dahil binlerce fotoğrafım var.
 

 
• Gerçekten çok ciddi çalışıyorsunuz. Peki çektiğiniz bu fotoğrafları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ben fotoğraf çekmiyorum aslında. Hayatı paylaşıyorum. Birçok fotoğrafımı internet üzerindeki sosyal paylaşım sitelerinden hiçbir ücret talep etmeden, hatta bana sormaksızın insanlarla paylaşıyorum. Dileyen fotoğraflarımı alıp, dilediği gibi kullanabilir. Bu aslında önemli bir paylaşımdır. Bunun dışında kent ile ilgili olan fotoğraflarımı Kent Müzesi’nde ve Çimenlik Kalesi içinde bulunan Askeri Müzede adıma açılan dosyaya konulması için veriyorum. İleride belge niteliği taşıyacak kent fotoğraflarım var. Bunun dışında Çanakkale Belediyesi desteği ile Çimenlik Kalesi içindeki sergi salonunda 1 Ağustos’ta açılacak bir sergim var. 62 ayrı fotoğrafımı burada sergileyeceğim.
 
•  Başınızdan geçen ilginç bir olay var mı? Anlatır mısınız?
Bir keresinde Fen Lisesi’nin fotoğraflarını çekiyordum. Gündüz çekimini tamamladım. Arka köşesinden gece fotoğraflarını çekiyordum. Benden şüphelenen polis memurları yanıma geldi. Ne yaptığımı sordular, fotoğraf çektiğimi söyledim. Emniyetin fotoğraflarını çektiğimi düşünmüşler. Beni karakola götürdüler. Sonra kendimi ifade ederek bunun bir hobi olduğunu ve emniyeti çekmediğimi söyledim. Beni gerçekten oldukça kibar bir şekilde ağırladılar. Söylediklerime de ikna olunca bıraktılar. 
 
• Gerçekten oldukça anlamlı bir biçimde fotoğraflarınızı değerlendiriyorsunuz. Bu kadar profesyonelce yaptığınız fotoğraf çekme rahatsızlığınızı da bir nebze olsun unutturuyordur. Son bir kez söylemek istediklerinizi alabilir miyiz?
Fotoğraf çekmek beni hayata bağladı. Benim için fotoğraf çekmek hayatı paylaşmaktır. Çağın en iyi tanığı olan fotoğraf ile uğraşmak ayrı bir tattır. Kalitesi hiç önemli değildir. Önemli olan uğraşmaktır. Parkinson hastaları başta olmak üzere, insanlar rahatsızlıkları ne olursa olsun, yenilmemeliler. Mutlaka yönlenebilecekleri farklı uğraşları vardır. 

Bu yazı toplam 561 defa okundu.
Bookmark and Share
Reklam Alanı
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
Ayşegül DOMANİÇ YELÇE
Tam bir yıl oldu O’nu kaybedeli…
ARŞİVDE ARA
ETİKETLER
Reklam Alanı
Reklam Alanı
Reklam Alanı