Tekelioğlu: Biz kadınlar tembeliz. Hayattaki temel gaye zengin bir adamla evlenmek olunca böyle oluyor. Bu yüzden Türkiye'de kadının ezildiğini değil kendini ezdirdiğini düşünüyorum.
Televizyonların en renkli ve en sempatik sunucularından kadın hakları savunuculuğu konusunda da yaptığı etkin çalışmalarla tanınan Sabah Gazetesinin ünlü kalemi Gazeteci-Yazar Tuluhan Tekelioğlu, Ayvalık Kent Konseyi Kadın Meclisi'nin davetlisi olarak yaptığı söyleşi ve kendisinin hazırladığı '40'ında 40 Kadın' adlı belgesel gösteriminin ardından Yeni Asır'a çarpıcı açıklamalarda bulundu.
- Ayvalık'ta olmak nasıl bir duygu?
Ayvalık'a bu üçüncü gelişim. Hep kısa zamanlar içinde geldim. Şunu çok rahatlıkla söyleyebilirim ki, Ayvalık'ın havası beni yumuşatıyor. Bu yüzden de her geldiğimde derin derin nefes alıp, bu temiz havanın oksijenini daha çok içime çekip tutmak istiyorum ki, İstanbul'a döndüğümde bir süre daha beni idare etsin diye... Burada yavaşlamayı seviyorum. O yavaş tempoya hemen ayak uyduruyorum. İstanbul'a döndüğümde de, kendime gelebilmem bir iki gün sürebiliyor. Gerçeği söylemek gerekirse bu yönüyle Ayvalık'a aşığım.
- Kaç yaşındasınız?
40 yaşındayım.
KADIN KENDİNİ FARK EDİYOR
- Bu yüzden mi '40'ında 40 Kadın' belgeselini yapmak istediniz?
Ben 30'lu yaşların sonuna geldiğimde, her gazeteci, yazar, müzisyen, yönetmen gibi yaratıcı kişilerin önemli işlere imza atmasının altında kendisini didikleyen bir sorunun yatmasıyla harekete geçtiğine inanıyorum. Dolayısıyla içimdeki duygular 40'lı yaşlarıma yaklaştığımda beni bu çalışmayı yapmaya yönlendirdi. Çünkü sadece 40 yaşlarında ben olmuyordum. Çevremdeki birçok arkadaşım 40 yaşını geçmişti ve bu yaşlarda onların hayatlarında radikal değişiklikler olduğunu gördüm. Her kadın bu dönemde bir şeyler yaşıyor. Kimi bu yaşadıklarıyla, dertlerinin üzerine gitme gereği duyuyor, kimisi de dertleriyle sorunlarının üzerine gidemiyor ancak onların farkına varabiliyor. 40, kadının hayatın farkına vardığı yaş. Hayatın farkındalığını yoğun olarak yaşadığı bir yaş. 40'ındaki kadın, artık ne yaşlı ne de genç. Önünde artık bir zaman var ve o bu zamanı en iyi şekilde değerlendirmek istiyor.
- Ölüm korkusu mu başlıyor, 40'lı yaşlarla birlikte?
Zannetmiyorum. Ölüm korkusuyla ilgili bir şey değil bu.
- O halde, buna yaşlanma korkusu diyebilir miyiz?
Kadınlar Türkiye'de daha çok kendilerinden beklenen görevleri yapmakla yükümlü oluyorlar ve hep kendilerine biçilen rolleri iyi yapmaya gayret göstererek yaşıyorlar. 40'ındaki kadın bakıyor ki o rollerin çoğunu aslında başarabilmiş. Ama bu değil.
DERİNLİKLERİMİZE İNİYORUZ
- Mutlu değil yani...
Ya mutlu değil demeyeyim. Hayatta bizleri mutlu eden rollerimiz değil. Hayatta bizi mutlu eden şey, kendimiziz. Belki de 40'lı yaşlarda kendimiz gibi olmayı öğreniyoruz. Öğrendiğimiz şey, aslında biraz kendimizi keşfetme durumu da olabilir. Yani, kendi derinliklerimize de inebilmek yürek ister.
- Anadolu taşrasında bırakın 40'lı yaşları, 50'li yaşlarına kadar orgazmın ne olduğunu bilmeyen ve bu duyguyu tatmamış binlerce kadın var. Neden peki bu belgesel de bu konuyu da işlemediniz?
Hayat sadece orgazm değildir. Bunu da zaten belgeseli izlerken görebiliyor ya da hissedebiliyorsunuz.
- Ama günümüzde kadın-erkek ilişkilerinde ki olumsuzlukların temelinde yatan gerçeğin yataktaki uyumsuzluktan geçtiğine inanan çok büyük bir çoğunluk var ülkemizde.
Ben onlardan değilim.
ERKEK 50'SİNDE BİLGİ VERİYOR
- Erkekler de 40'lı yaşlarda kadınların içine düştüğü bu sendroma kapılabiliyorlar. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Çok ön konuşma yaptım birçok erkekle. Bunu hissediyorlar 40'lı yaşlara geldiklerinde. Yine zamanın geçtiğini ve o sıfırlı yaşlarda yani 30'un haricinde 40-50'li yaşlarda onlar bazı şeyleri daha derin görmemizi sağlıyorlar. 40'ındaki erkek, hala kendini ispatlama telaşı içinde. Kariyer, başarı iktidar vs. Erkek bunu fark ediyor ama fark ettiği şeyi konuşma yaşı 40 değil, 50... Yani ben, 40'ındaki erkeklerle konuşmaya kalksam, bilgi alamam. Bundan eminim.
- Peki Tuluhan Tekelioğlu 40'lı yaşlara gelinceye kadar ne yaptı? Kariyer için mi, yoksa hayatı için mi çalıştı?
Ben şu açıdan şanslıydım. Çünkü ben hiçbir zaman mesleğimi bir kariyer olarak görmedim. Ben mesleğimi bir hayat biçimi olarak gördüm. Bunu yapmasaydım. Başka bir iş yapamazdım gibi. Soru sormak en sevdiğim şey. Kendimi bir gazeteci olarak değil, soru soran kişi olarak görüyorum. Belgesel çekmek, bugüne kadar yaptığım en güzel işlerden birisi. İnsanlara her mecrada ulaşabileceğimi düşünüyorum artık. Mesela, çektiğim '40'ın da 40 Kadın' belgeselinin aynı zamanda bir sergisi var. Bu sergiyi özellikle alışveriş merkezlerinde kadınlara temas edebileceğimiz yerlerde sergiliyoruz. Film olarak festivallere gidiyor. Kitap olarak okuyucuyla buluşuyor. İnsanları farklı yerlerden yakalamaya çalışıyorum. Sadece gazetecilik ya da televizyon programcılığı yaparak değil.
HAYAT ENGELLERİ VAR- Kadının erkekler tarafından ezildiğini düşünüyor musunuz?
Türkiye'de kadının ezildiğini düşünmüyorum. Ama kadının kendini ezdirdiğini düşünüyorum.
- Belgeselinizde de röportaj yaptığınız 40'ın da ki bir engelli bayan için 'Hayat Engellisi' şeklinde bir nitelemede bulunduğunuzu fark ettim. Nereden çıktı bu terim? Neden hayat engellisi?
Engellileri, insanların hayat engellisi yaptıklarını düşünüyorum Türkiye'de... Çünkü birçok engelli arkadaşım var. Onların günlük hayatlarında yaşadıkları zorlukları yekınen biliyorum. Biz, empati yapabilen bir toplum değiliz. Örneğin cadde ve sokaklardaki kaldırımları engellilerin de rahat kullanabilmesi için yapılan alçak kaldırımlara bir adam gidip otomobilini park edebiliyor ve engelli vatandaşın o alçak kaldırımı kullanabilmesini imkansızlaştırıyor.
- Sizce kadına yönelik şiddetin çözümü eğitimden mi başlamalı?
Kesinlikle öyle ama bu, kadının kendisini eğitmekten başlıyor öncelikle. Nerede başlıyor biliyor musun? Tembellikte... Kadınlar tembel. Biz kadınlar tembeliz. Bu sorun adamın cüzdanına dayanıyor. Adama dayanıyor. Kocaya dayanıyor. Hayattaki temel gayesi zengin bir adamla evlenmek oluyor. Pek çok kadın böyle...
"Hümanist bir feministim"
- Tuluhan Tekelioğlu feminist midir?
Tuluhan Tekelioğlu aslında bir hümanisttir. Ama bu ülkede her kadının biraz feminist olması lazım... Bu ülkede hala daha okuma yazma bilmeyen kadın varsa, hala daha öldürülen kadın varsa, hala daha kendisini ifade etmek isterken zorluklara maruz kalan kadın varsa her kadın bence feminist olmalıdır.
- Feministlik sizin için sıra dışı bir kavram değil yani.
Hayır. Bahsettiğim feminizm, toplumda algılanan anlamda değil ama her kadının bu konuda insani bir hakkının olduğunu düşünüyorum.
"Şiddet iddiaları yalan"
- Özel hayatınızı sormadık. Bu konuda son durumunuz nedir?
Eşimden boşanmak üzereyim. Bu konuda bazı yayın organlarında meslektaşlarımın yayınladığı, eşimden gördüğüm şiddet nedeniyle boşanma kararı aldığıma ilişkin iddialar doğru değil. Meslektaşlarımın bu konuda gerekli düzeltmeleri yapacağına inanıyorum.
Bu yazı toplam 400 defa okundu.