Yurt Dışında yayın yapan "POST" gazetesi yazarlarından Tülay Durlanık; "Kanserli Hastalara Psikolojik Destek" başlıklı yazısında Psiko-onkolojinin önemine dikkat çekti.
Tülay Durlanık'ın köşesinde ele aldığı yazının ayrıntıları şöyle:
Son yıllarda çevremizdeki tanıdıklarımızda veya ailemizde kanser vakalarının
arttığını hepimiz gözlemleyebiliyoruz. Başlangıç döneminde teşhis edilse ve
iyileşme ihtimali çok yüksek olsa dahi, hastalar kanser olduğunu öğrenmenin
şokunu bir müddet üstlerinden atamazlar.
Kanser olduğunu öğrenen insanın üzüntü, korku gibi duygular hissetmesi çok
doğaldır. Hayatı gayet normal akıp giderken belki ağır bir ameliyat geçirmek
zorunda kalan, kemoterapi sonunda saçları dökülen ve ölüm korkusu yaşayan
insanın hayatı alt üst olur. Vücudu ameliyat sonrası bir değişim yaşadıysa,
mesela bir kadının göğsü alındıysa bu değişimi kabullenmek kolay olmaz. Hasta
işinden ayrılmak zorunda kalabilir, eşiyle, ailesiyle problemler ortaya
çıkabilir. Böyle büyük bir stres altında kalan insan bu yeni duruma uyum
sağlayamazsa depresyona girebilir, panik-korku bozuklukları yaşayabilir,
huzursuz ve gergin olabilir. Bu sorunların aşılması başarılı bir kanser tedavisi
için önemlidir.
Kanserli hastaların psikolojik sorunları ve bunların tedavisinde uzmanlaşmış
psikologlara psikoonkolog ismi verilir. Psikoloğa gitmek istemeyen veya terapi
yeri bulamayan hastalar kendi kendine yardım gruplarından da faydalanabilirler.
Bu gruplarda benzer sorunlar yaşamış kişiler birbirlerine tecrübelerini aktarıp
öneriler verirler. Huzursuz ve gergin olan hastaların mutlaka bir kas gevşetme
metodu veya yoga gibi rahatlatıcı bir uygulama öğrenmeleri tavsiye edilir.
İnsan bir vücut ve beden olarak ikiye ayrılarak tanımlansa da beden ve ruh
sağlığını birbirinden ayırmak mümkün değildir. Vücutda oluşan bir hastalık ruh
durumunu etkiler ve bu da yine bedensel hastalığın tedavisini belirler.
Depresyona girmiş, hayattan bütün ümidini kesmiş, mücadele gücü ve isteğini
kendinde bulamayan hastaların tedavileri de bundan etkilenir. Bu yüzden mutlaka
güç kazanmak ve depresyonu aşmak için destek alınmalıdır.
Kanser Psikoloji Ve Psiko-onkoloji
nedir?
“Kanserle mücadele bedenin ve beynin ortak mücadelesidir”
Konsültasyon Liyezon Psikiyatrisi (Psikiyatrik Tıp, Psikosomatik Tıp)
fiziksel hastalıkların psikiyatrisini temsil eden bir psikiyatri üst
disiplinidir. Liyezon psikiyatrisi fiziksel hastalığı olan ya da cerrahi girişim
uygulanan hastalarda görülen ruhsal kriz ve rahatsızlıkların araştırılması,
tanısı, tedavisi, izlenmesi ve önlenmesine dönük psikolojik hizmet sunan
özelleşmiş bir psikiyatri disiplinidir. Tıbbi tedavi ve bakım ile psikiyatrik -
psikososyal bakımı bütünleştirir.
Psikoonkoloji; psikiyatrik tıp şemsiyesi içinde kanser psikiyatrisi temsil
eden bir disiplindir. Kanser hastalarına ve hasta ailelerine tıbbi tedavi ve
bakım ile birlikte psikolojik tedavi, bakım ve destek verilmesini amaçlar.
Günlük yaşantının içerisinde “kanser” kelimesi bile başlı başına
olumsuzlukları çağrıştırır. Kanser tanısı olasılığı olan ya da tanısı alan
hastalarda ise olumsuz duygu ve düşüncelerin gelişmesi neredeyse kaçınılmazdır.
Kanser bir yıkım gibi algılanır ve en dramatik anlamıyla kişinin psikolojik
dengesinde krize neden olur. Kriz; sağlıklı yaşamdan, hastalık ve ölüm tehdidine
uyuma uzanan bir süreçtir.
İnsanlar, kanser tanısı karşısında bir çok farklı
tepkiler gösterirler. İlk aşamada en yaygın tepki, şoke olma ve inanmamadır.
Gerçeğin hemen inkarı, çoğu kez, katlanılması çok güç, bazıları için imkansız,
gerçeğin yarattığı kaygı, panik ve çaresizlik duygularına karşı bir savunmadır.
Bir anlamda, gerçeği reddederek, olmamış kabul ederek hasta, kendini dayanılmaz
kaygıdan korur. Bu nedenle çoğu hastada psikolojik açıdan önceden hazırlanması
ve çevre, sosyal, duygusal desteklerin sağlanarak yavaş yavaş bunun söylenmesi
daha doğru olabilir. Ardından, kızgınlık ve depresyon gelişir. Hastanın
kızgınlık ve isyanını ifade edememesi, depresyon gelişim riskini arttırır. Bu
dönemde kaygı, yemeden-içmeden kesilme, dikkat dağınıklığı, huzursuzluk gibi
durumlar normaldir. “Niye ben” türü hiddetlenmeler ve isyan duyguları görülür.
Kanserdeki kriz 4 aşamalı bir süreç olarak tanımlamıştır:
1. Şok hali
2. Tepki aşaması
3. Direnme
4. Uyum
Tedavi sürecinin tamamlanmasından sonra da kişide yaşanmış bir hastalığın
psikolojisine bağlı olarak yeni durumuna uyumunda sorunlar gelişebilir. Bununla
birlikte, her kanser hastasının psikolojik güçlük yaşadığı düşüncesi de, tüm
tepkilerin “normal” olarak kabul edilmesi gerektiği düşüncesi de yanlıştır.
Son yılarda onkolojideki gelişmeler ve tıbbi hastalara
psikiyatrik-psikososyal hizmetleri sunmak için konsültason-liyezon psikiyatrisi
servislerinin genel hastanelerde daha yaygın yapılanmasını, psikiyatrik tıp
şemsiyesi içinde psikoonkoloji disiplininin şekillenmesini sağlamıştır.
Psikoonkoloji ve psikiyatrik onkoloji
Kanserin hasta, aile ve tedavi ekibi üzerindeki psikolojik etkilerini,
psikolojik ve davranışsal faktörlerin kanser risk ve seyrindeki etkilerini
araştıran ve kanser hastalarına psikolojik tıp hizmetlerini sunan bir
disiplindir.
Kanser tedavisi; cerrahi girişim, kemoterapi, radyoterapi gibi çoğul
tedavileri gündeme getirir. Tanı ve tedavide geliştirilen ileri yöntem ve
tekniklerin, başlı başına psikolojik yan etkileri vardır. Bu alanda kullanılan
ilaçların birçoğunun ciddi nöropsikiyatrik yan etkileri vardır. Kemik iliği
nakli gibi bazı ileri girişimlerin kendine özgü sorunları olduğu da
bilinmektedir. Bu da kanser tanı, tedavi, hastane ortamı, hasta rolü, yeniden
topluma girme ve yeni yaşam biçimlerine uyum güçlüğü gibi sorunları gündeme
getirir.
Kanser hastaları tanı, tedavi ve palyatif dönemlerde çeşitli ve
değişik duygusal, ruhsal, davranışsal reaksiyonlar geliştirirler. Kanser
hastalarının psikolojik açıdan doğru değerlendirilmesi için bir çok faktör göz
önünde bulundurulmalıdır.
Bunlar:
1. Hastalığın özellikleri: Etkilenen organ, işlev kaybı olup
olmadığı, tedavinin komplikasyonları
2. Hastanın bir birey olarak
özellikleri: Hastalığa ilişkin genel algı, kişilik yapısı, yaşı, yaşam dönemi,
baş etme yöntemleri
3. Psikososyal çevre: Ailenin, toplumun hastalığı
algılama şekli, hastanın aile ile ilişkisi, hasta-aile ve tedavi ekibi ilişkisi
ve işbirliği.
Kanser hastalarında psikiyatrik değerlendirme ve psikolojik
danışmanlık gerektiren belirti ve bulgular şunlardır:
• Sıkıntı
• Gece sık uyanma
• Çökkünlük
• Uyum güçlüğü
•
Zihinsel karışıklık
• Umutsuzluk, çaresizlik, suçluluk duyguları
•
Uykusuzluk
• Sosyal geri çekilme
• Kabus görme
• İsteksizlik
•
Baş etme güçlükleri
• Keyif alamama
• Panik
• İlgi alanı daralması
• Kişilik değişiklikleri
• İnkar
• Yas tepkileri
• Yaşam
ideallerinin yok olması
• Dikkat bozuklukları
• Sürekli kaygı ve
karamsarlık
• Mesleki işlevlerden uzaklaşma
• Geleceğe dönük plan
yapamama
Kanserde Psikiyatrik Bozukluklar
Yapılan çalışmalarda, kanser hastalarının %47’sinde tanı konacak düzeyde
ruhsal bozukluk bildirilmiştir. Tıbbi hastalar genelinde bildirilen %20–40
oranına göre bu oldukça yüksek bir orandır. En sık görülen ruhsal bozukluklar;
depresyon, kaygı bozuklukları ve organik beyin sendromu’dur.
Kanserli
hastalarda ortaya çıkan psikiyatrik bozuklukları şu şekilde sınıflandırabiliriz:
• Uyum Bozuklukları
• Depresif Sendromlar
• Anksiyete Bozuklukları
• Organik beyin sendromları (deliryum, demans ve diğer organik psikiyatrik
sendromlar, kemoterapötik ajanların nöropsikiyatrik yan etkileri)
• Kişilik
ve Tutum Değişiklikleri
• Ağrılı Sendromlara eşlik eden psikiyatrik
sendromlar
• İştahsızlık, bulantı-kusma (kemoterapiye bağlı)
Psikiyatrik boyutu olan diğer sendromlar
Kanser hastalarında ortaya çıkan psikiyatrik ve psikolojik bozukluklar,
hastanın uyumunu ve yaşam kalitesini bozar hastalığın seyrini ve tedaviye
cevabını olumsuz olarak etkiler. Kanser hastasına optimum hizmet ve kanser ile
en iyi mücadele şekli kanser hastasının psikolojisini de ele almayı gerektirir.
Kanseri tedavi edip, kanser hastasının örneğin depresyonunu tedavi etmemek eksik
bir tedavi olacaktır
Psikolojik yardım ne zaman istenmeli?
• Hastalığa
uyum güçlüğü
• Hastalığın seyrini, tedaviye cevabını olumsuz etkileyen
kaygı, depresyon, korku gibi duygusal, zihinsel, davranışsal tepkiler
•
İntihar düşüncesi veya girişimi, çevredekilere zarar verme, agresif tutumlar
• İleri davranış bozuklukları, işbirliği, tıbbi bakım ve tedaviye uyum
güçlüğü
• Tedavi ekibi ile çatışma
• Geçmiş psikiyatrik hastalık öyküsü
• İlaç yan etkisi ve ilaç etkileşimleri
• Kişilik değişiklikleri
•
Tedaviyi reddetme
• Uyku ve gıda alımına ilişkin sorunlar
• Tıbbi bakım
ve tedaviyi olumsuz etkileyen kişilik sorunları
• Fiziksel hastalığa bağlı
ya da tedavi sürecinde ortaya çıkan cinsel sorunlar
Kanser ve depresyon
Kanser hastalarında en sık görülen psikiyatrik bozukluk depresyondur. Kanser
tanısı ve tedavi yöntemleri ve bunların anlamı, hastada şiddetli kaygı ve
çaresizlik düşünce ve duyguları yaratır. Hastanın bu ileri zorlanma ile baş
edebilmesi, yaşı, yaşam deneyimleri, daha önceki duygusal uyum yeteneği,
kanserin yaşam amaçlarını (kariyer, aile) tehdit etme potansiyeline, psikososyal
ve çevresel desteklerine ve doğrudan hastalığın kendi değişkenlerine (fiziksel
hasarlar, organ kaybı, tedavi seyri, ağrının şiddeti, hastalığın gidişi) ve
diğer birçok faktöre bağlıdır.
Kansere uyum güçlüğü ve çaresizlik algısı
depresyon gelişiminde en potansiyel unsurlardır. Ölüm korkusu, çaresizlik,
yaşam, ideallerinin tehdit altında olması, otonomisini kaybedeceği, çevreye
bağımlı olacağı, fiziksel yıkım olacağı gibi düşünce ve kaygılar, depresyon
gelişiminde önemli rol oynayan düşünce ve duygulardır. Bununla birlikte tedavide
kullanılan bazı ilaçların (kortikosteroidler ve bazı kemoterapi ilaçları gibi)
ve eşlik eden diğer hastalıkların da depresyon riskini arttırdığı bilinmektedir.
Kanser hastalarında depresyon riskini arttıran faktörler
• Depresif bozukluk ya da alkolizm geçmişi
• Kanserin ileri evrede olması
• Sosyal destek azlığı
• Ağrının kontrol edilmemesi
• Tedavide
kullanılan bazı ilaçlar (kortikosteroidler ve bazı kemoterapi ilaçları gibi) ve
eşlik eden diğer hastalıklar
Kanser hastalarında depresyonun belirtileri
• İlgi ve zevk azalması/kaybı
• Aşırı sinirlilik
• Sıkıntı, bunaltı,
halsizlik
• Bedensel şikayetler
• Ağlama, karamsarlık
•
Unutkanlık/Konsantrasyon güçlüğü
• Uyku bozuklukları
• Gerginlik,
huzursuzluk
• İştahta artma/azalma
• İçe kapanma
• Evlilik
problemleri, ilişki problemleri
• Ölüm korkusu
• İntihar
düşüncesi/girişimi
Kanser ve kaygı bozuklukları
Kanser hastalarında, başlangıçta tanı ve kriz dönemlerinde kaygı atakları
sıklıkla görülür.
Bu hastalarda kaygı yaratan kriz durumlarını şöyle
tanımlayabiliriz:
• Tanı aşaması
• Tetkik sonuçlarını beklerken
• Yeni bir tedavi
öncesi
• Tedavi değişimi
• Belirti-bulgu ortaya çıkması
• Nüks
görülmesi
• Hastalık çağrıştıran değişikliklerin hissedilmesi
Kaygı
bozukluklarının başlıca belirtileri
• Uykusuzluk
• Aşırı hassaslık
•
Konsantrasyon bozukluğu
• Tahammülsüzlük
• Panik ataklar
• Nefes
darlığı, kalp çarpıntısı, terleme
• Ağız kuruması, baş dönmesi
Kanser hastalarında tıbbi - psikiyatrik acil bir durum olarak deliryum
Kanser hastalarında deliryum sıklıkla görülen psikiyatrik bir durumdur.
Deliryum acil müdahale ve tedavi gerektiren bir durumdur. Demans gelişimine ya
da ölüme neden olma potansiyeli yüksektir. Bu nedenle erken tanısı ve hızlı,
etkili tedavisi çok önemlidir. Deliryum, ani ve hızlı gelişen beyin
yetmezliğidir.
Bu hastalarda görülen belirti ve bulgular şunlardır:
• Bilinç bozukluğu
• Huzursuzluk
• Ajitasyon
• Yorgunluk
•
Yönelim bozuklukları (yer, zaman, kişi)
• Dikkat ve kognitif işlevlerde
bozukluklar
• Uykusuzluk ya da aşırı uyku hali
• Gece ile gündüzü ayırt
etme zorluğu
Tablonun gece kötüleşmesi tipiktir. Agresif davranışlar, ürkütücü görsel
hallüsinasyonlar, saldırgan tutumlar, şüpheci algılar sık ve özellikle geceleri
ortaya çıkar. Anlamsız hareketler, taşkınlık sıktır. Hasta sanki bir kabus
yaşıyor gibidir. Uyaranların algılanması, değerlendirilmesi ve bilgi akışı bozuk
olduğundan tam bir zihinsel kaos yaşanır. Hasta korku, tehdit edilme hissi
içindedir. Bu hastalarda; gerçeği değerlendirme bozulmuş, bir bilinç-bilinç
dışı, gerçek-rüya sınırları kaybolmuş gibidir. Delirium tıbbi-psikiyatrik
acildir ve yoğun bakım gerektirir.
Kanser hastalarına en uygun tedavi ruhsal ve tıbbi tedavi ve bakımın
eşzamanlı ve eş güdümlü olarak verilmesidir. Fiziksel tedavi ve uyumuna yardımcı
olmak bir bütün oluşturmaktadır. Fiziksel hastalıklarda ruhsal sorunları tanımak
ve tedavi etmek sağlık anlayışının doğal gereğidir.
KAYNAK: www.hastaokulu.org
Tülay
Durlanık / Post Gazetesi
Bu yazı toplam 139 defa okundu.