Aşkın herkes
tarafından bir tanımlaması vardır. “Başka Dilde Aşk” da hiçbir klişeye
sığınmadan aşka kendi diliyle yaklaşan bir film. İşitme engelli yakışıklı bir
gençle güzel bir kız arasındaki duygusal ilişkiyi anlatan film, son zamanlarda
izlediğim en iyi Türk filmlerinden biri. Geçenlerde Yeşilçam Ödülleri
sahiplerini bulunca çok heyecanlandım, çünkü filmdeki performansını çok
beğendiğim Mert Fırat en iyi erkek oyuncu ödülünü aldı. Ödül sonrasında
6news’teki programıma davet ederek keyifli bir söyleşi yaptığım Mert Fırat’la
bir de Medyatava okurları için buluştuk. Halen Kapalıçarşı adlı TV dizisinde de
oynayan Fırat, senaryosunda kendi imzasının da bulunduğu filmini, rol arkadaşı
Lale Mansur’u, bu yaz çekimlerine başlayacağı yeni projesini ve hayata dair
düşüncelerini bizlerle paylaştı.
Geleneksel Yeşilçam Ödülleri’nde
en iyi erkek oyuncu ödülünü alınca çok sevindim Mertçim. Benim bu filmle
hastalıklı bir ilişkim olduğunu biliyorsun. Bu filmde seni bu kadar aşka
yaklaştıran ne oldu?
Bu filmde anlatılan aşkın
gerektirdiği mücadele, ikisinin de aileleri ve çevreleri tarafından yalnız
bırakılarak birbirlerine daha çok sarılmaları ve yaşadıkları dünyaya karşı
duruşları beni daha çok inandırdı.
Türk sinemasında daha fazla yer
almalısın. Yeni projelerinden, yeni sinema projelerinden bahseder
misin?
Yine İlksen'le birlikte
senaryosunu yazdığımız "Atlıkarınca" var, bu yaz onu çekeceğiz bir aksilik
olmazsa. Şu aralar onun çalışmalarını yapıyoruz.
Sinemaseverleri kalbinden vurmayı
başardın. ”Başka Dilde Aşk”a nasıl dahil oldun?
Kafamda bir hikaye vardı, İlksen'e
anlattığımda, bunu yazsana çok güzel bir film olabilir dedi. Sonra birlikte
çalışmaya ve yazmaya karar verdik. Senaryo ilerledikçe, İlksen, Onur'u, hikayeyi
çok iyi bildiğim ve senaryo yazım aşamasında da tüm araştırmalara katıldığım
için benim oynamamı istedi.
“Başka Dilde Aşk”
filmindeki işitme engelli Onur’u çok başarılı bir şekilde oynuyorsun. Lale
Mansur annen rolündeydi. Sence Lale Mansur nasıl bir oyuncu?
Öncelikle harika bir insan ve çok
iyi bir oyuncu, bu işi çok severek yapıyor. Çok seçici, bu yüzden sevdiği
projelerde yer aldığı için çok çalışkan. Ayrıca çok mütevazı ve pozitif bir
enerjisi var.
Zaman zaman
televizyon dizilerinde de oynuyorsunuz. Hem dizi oyuncusu hem de sinema oyuncusu
olmanın püf noktaları nelerdir?
İkisinin de sırrı herhalde çok
çalışmak ve işini ciddiye almak.
Medyaya nasıl
bakıyorsunuz? Medyada işini doğru yapan köşe yazarları sana kimleri
hatırlatıyor?
Objektif
yazarlar, sinema ve televizyon dünyasına büyük bir katkı sağlıyor ve seyirciyi
doğru şekilde bilinçlendirip yönlendiriyor.
Oyunculuk serüvenini
anlatır mısın biraz? Bu noktaya nasıl geldin, nerelerde okudun?
Ortaokulda bize skeçler yazdırıp
oynatan bir hocamız vardı, o zamandan beri oyuncu olmak istediğimi biliyordum
ama ailem en başta istemedi çok fazla. Ben de önce İsveç'te radyo televizyon
okudum, sonra Ankara'ya dönüp Ankara Üniversitesi DTCF’de tiyatro eğitimi
aldım.
Aşkın herkes
tarafından bir tanımlaması vardır. “Başka Dilde Aşk” da hiçbir klişeye
sığınmadan aşka kendi diliyle yaklaşmaya çalışıyor. Aşk denildiğinde aklına
hangi filmler geliyor?
İlk aklıma gelen Won Kar Wai'ın In the Mood for Love ve When Harry Meet
Sally.
İnsanın duygularını abartması,
tanrısal olma çabasını nasıl değerlendiriyorsun? Aşk insanı komik duruma da
düşürebiliyor, değil mi?
İnsan
gerçekten aşık olduğunda hiçbir şey umurunda olmuyor ve karşısındakini memnun
etmek için her şeyi yapabiliyor, tam da bu noktada kendini güçlü hissediyor.
İnsanın gözünün hiçbir şey görmemesi de tabii ki hatalara neden olup kendini
komik duruma düşürebiliyor.
Aşık olamayan insanların çokluğuna
ne diyorsun? Herkesi bir nesne gibi algılayan, iştahlı çok eşlilerin kötü
olmalarına ne diyorsun?
Tüketim
toplumunun bir sonucu aşık olamamak bence. Her şeyi öğüten sistem gün gelip
birbirlerini sevdiklerini düşünen insanları da öğütebiliyor.
Kadın dergilerinin sizinle yaptığı
söyleşileri okuduktan sonra çok eğlendim. Kadınlar sizi ne kadar
anlıyor?
Bir
kadının bir erkeği anlaması o kadar zor değil bence önemli olan erkeklerin
kadınları ne kadar anladığı ve tanıdığı.
Mert Fırat’ın sakin tarafı
kuzeyden mi geliyor? Kuzey rüzgarlarını özlüyor musunuz?
Olgunlaşmamda
mutlaka bir faydası olmuştur, galiba biraz da yapı meselesi.
Son olarak yaşadığımız ülke sizi
neyi anımsatıyor? Son yıllarda 17.000 içki satan dükkanın kapatılmasına ne
diyorsunuz?
Yaşadığım
ülkenin çok önemli bir süreçten geçtiğini düşünüyorum. Dünyada her alanda, bir
devlet yönetiminde de en önemli şey başkalarının özgürlük alanlarına saygı
duymak. Yasakların koyulması yasaklananları her zaman daha cazip kılıyor.
SAYIM
ÇINAR
sayimc@superonline.com