İzmirli başarılı sporcu Büşra Ün, büyük bir azimle 2012 paralimpik olimpiyatlarına hazırlanırken, sponsor desteği bulmakta zorluk yaşıyor.
Büşra, "Geçen yıl otobüs bileti 50 lira olduğu için Bulgaristan'a gidip Balkan şampiyonu oldum. Destek verilsin, kimseyi mahcup etmem" diyor.
Yüzünde hep bir tebessüm... Sürekli umut ve heyecan fışkırıyor sanki gözlerinden... Kaderin 17 yıllık yaşamında ona hazırladığı tüm tatsız sürprizlere, tüm engellere rağmen gözlerinin içi gülüyor... Engelli olmak, engelli yaşamak anlamına gelmiyor çünkü Büşra Ün için...
Kolay değil, başkası olsa yaşama küser belki... Ama ondaki yaşama sevinciyle önüne çıkan tüm engelleri aşmış Büşra... Yaşadığı ciddi sağlık sorunlarına rağmen hayata tutunmayı, öğrenim ve sporda yani çift kulvarda zirveye ulaşmayı, Türkiye'nin sayılı sporcuları arasına girmeyi başarmış Büşra... Yok artık demeyin... Büşra'nın azim ve başarıyla dolu yaşam öyküsünü kendisinden dinleyin...
TEDAVİ GÖRDÜ
Üç yıldır kortlarda Türkiye şampiyonluğunu kimselere bırakmayan, sporda olduğu kadar eğitim yaşamında da başarılı olan milli sporcu, ilginç yaşam öyküsünü Yeni Asır'a anlattı. Biz sorduk, o yanıtladı... İşte ibret ve gurur verici bir yaşam...
B.H: Doğar doğmaz ağır bir hastalık geçirmişsin. Hastalığı yenmene rağmen izlerini taşımak sevinç ve üzüntünün bir arada yaşandığı ikilem. Gerçekle yüz yüze gelme yaşına geldiğinde ne hissettin?
B.Ü: Henüz 6.5 aylıkken karaciğerimde ender rastlanan 'nöroblastoma' adlı kötü huylu tümör tespit etmiş doktorlar. 2 yaşına kadar tedavim sürmüş. Kemoterapi ve geçirdiğim iki operasyonun ardından kanseri yenmeyi başarmışım. Demek ki yaşama küsmemek, mücadele etmek gerek. Ancak tümörün omuriliğime verdiği zarar nedeniyle henüz çocukken tanıştığım sinsi hastalık bedenimde kalıcı bir hasar bırakmış. Bu herşeyin sonu anlamına gelmiyor. İnsanlar herşeye rağmen yaşamak zorunda.
HİÇ KÜSMEDİM'
B.H: Peki yaşama küstüğün oldu mu?
B.Ü: Hayır... Ama durumuma açıklık getireyim. Belimden aşağısını kullanamaz durumdayım. Yani tekerlekli sandalyeye mahkum kaldım. Bebek arabasında 2 yılım geçti. İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin hediye ettiği tekerlekli sandalyeyle yatağa mahkum olmaktan 4 yaşında kurtuldum. Ama ailem sayesinde hayata hiç küsmedim. Önüme çıkan engelleri, sadece fiziksel gücümle değil, yürek ve beynimle aşmaya çalıştım. Bunu herkes gördü. Benim gibi olanlara yaşama azmimle ders verdim. Yaşamın acımasızlığına meydan okudum.
B.H: Şimdi herkes seni tanıyor. Bu süreci kolay atlattığını düşünüyor. Sen kendine nasıl bir hedef seçtin?
B.Ü: Yaşadığım sıkıntıyı bir ben bir de yakın çevrem bilir. Sıkıntılara rağmen şimdi beni herkesin örnek almasını, bazı şeyleri başarmış olmanın karşılığı olarak görüyorum. Hep hayatın bir mücadele olduğunu düşündüm. Tenise başlarken de, sponsorum olmadı. Kulüp desteği almadan iki yıldır teniste Engelliler Türkiye şampiyonu oldum. Milli formayı giyme gururunu yaşadım. Hele son Türkiye şampiyonasında Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf ile karşılaşmak hayatımın en önemli noktasıydı.
'GÜVENİM ARTTI'
B.H: İşin kolay değil. Sana sponsorluk anlamında destek olacak bir kurum bir kuruluş yok mu?
B.Ü: Sadeci bir kaç kişi sahip çıktı. Onlarda gönüllerini açtı, imkanlarını sundu. Kültürpark Tenis Kulübü Başkanı Osman Savran ve milli tenis antrenörü Celal Özüdoğru destek verdi. Kulübün kortlarında yarışmalara hazırlandım. İzmir, Ankara ve Antalya'da düzenlenen uluslararası turnuvalara katılarak puanımı yükselttim ama destek göremedim. Bu yüzden yurtdışındaki organizasyonlar için sponsor desteği bulamadım. Bedensel Engelli Tenis Milli Takım Menajeri Dianne Fowler da elinden geldiği kadar destek verdi. Yüksek masraflar yüzünden yurtdışındaki turnuvalara katılıp puanımı yükseltme şansım yok ne yazık ki. Geçen yıl Bulgaristan'da yapılan Balkan Şampiyonası'na otobüs biletleri 50 TL olduğu için gidebildim. Ve iyiki de gitmişiz, Balkan Şampiyonu oldum. Ben kendimi yurtdışında da kanıtlamak istiyorum. Türk gençlerinin neler yapabileceğini tüm dünyaya kanıtlamak amacındayım. Yeter ki sponsor desteği verilsin. Kimseyi mahcup etmem.
B.H. Zor şartlar altında mücadele ediyorsun. Hedefin ne? Tenis senin hayatına neler kattı?
B.Ü. Evet doğru. Hayatta zor olanı başarmak en güzel şeydir. Benim de hedefim var. Londra'da önümüzdeki yıl yapılacak olan 2012 Paralimpik Olimpiyatları'na katılıp şampiyonluk yaşamak. Çünkü hayatım iki bölümden oluşuyor; tenisten önce, tenisten sonra. Tenisten önce de çevrem ve arkadaşlarım vardı. Ancak raketi elime aldıktan sonra sosyal hayatım gelişti. Kendime güvenim geldi ve sağlığım şimdi çok iyi. Ancak daha da önemlisi artık kendimi önemli biriymiş gibi hissediyorum. Bu duygu bana güç veriyor. Hayata sımsıkı bağlıyor. Ailemin emeklerini boşa çıkarmamak bana ayrıca gurur veriyor. Ailem bana hep destek oldu, onlar olmasaydı başaramazdım. Son sözümü ailelere söylemek istiyorum. Çocuklarına her konuda destek versinler.
DEVLET BAKANI İLE YAPTIĞI MAÇ, HAYATININ DÖNÜM NOKTASI OLDU
'Kavaf'ın sözleri gururumu okşadı'
B.H: Engelli tenisle tasıl tanıştın. Devlet Bakanı ile karşılaştın. Böyle bir şey olabileceğine inanıyor muydun?
B.Ü: Buca'da oturuyorum. Tenis sporu aklımın ucundan geçmiyordu. Bir gün ailemle Buca Tenis Kulübü'nün önünden geçerken, gözüm takıldı. İçeriye girip yetkililere, burada masa tenisi var mı, oynayabilir miyim diye sordum. Ancak bu branşın olmadığını öğrendim. Beni tekerlekli sandalye masa tenisine yönlendirdiler. Ardından Bedensel Engelli Tenis Milli Takım Menajeri Dianna Fowler'la tanıştım, onun teşvikiyle yola devam ettim. İki yıl içinde milli takıma girdim. 2010 yılında Bulgaristan'da Balkan Şampiyonluğu ve son iki yılda da Türkiye şampiyonlukları kazandım. Dünyada junior kategorisinde 5. sıraya kadar yükseldim. Kısa zamanda kulüpsüz ve sponsor desteği olmadan ferdi olarak başarılara imza attım.
Ankara'da da Türkiye Tenis Federasyonu Türkiye Tekerlekli Tenis Şampiyonası'nda, Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf ile gösteri maçı yapınca gündeme geldim. Bakanımızla tanışmam benim için dönüm noktası oldu. Bakanımızı 2-1 yendim, takdirini kazandım. Bakanımızın bana, 'şampiyona bu kadar dayanılır' demesi benim gururumu okşadı. Şunu anladım. İnsan istedikten sonra başaramayacağı hiç bir iş yokmuş. Her ne kadar engeller olsa da.
'Yeni Asır'ın manşeti kaderimi değiştirdi'
B.H: Aynı zamanda öğrencisin. Tekerlekli sandalye üzerinde en zor sporu yapıyorsun. Bir de okulda sıkıntılarla karşılaşıyorsun.Bunu nasıl aştın?
B.Ü: Okulumdaki fiziksel şartlar beni zaman zaman zorluyordu. İşte böyle bir noktada Yeni Asır Gazetesi bana el uzattı. 2 Ekim 2009 günü Yeni Asır'ın 'Çok mu zor' manşetiyle okuldaki kaderim de değişti. Buca Anadolu Lisesi'nde okuyorum. Okulumda merdiven problemi vardı, rampa yoktu. Arkadaşlarımın yardımıyla ihtiyaçlarımı karşılıyordum. Gazetenizin sorunumu yazmasının ardından her şey çözüldü. Ben bir kez daha sizlere teşekkür ediyorum.
Bu yazı toplam 400 defa okundu.