12 Şubat 2012 Pazar Saat 18:08
ONLİNE

Basın ve Yayın Haber Siteleri
Bookmark and Share
Reklam Alanı
Reklam Alanı
Reklam Alanı
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Oynadığım Rollerin Hiçbiri Bana Yakın Değil
28 Aralık 2009 Pazartesi Saat 01:48
Kara Melek, Zerda, Aliye, Binbir Gece, Babam ve Oğlum, Devrim Arabaları gibi dizi ve filmlerin usta oyuncusu Halit Ergenç, gösterimde olan Acı Aşk filminde Orhan'ı canlandırıyor.


Oynadığı hiçbir rolün kendisine yakın bulmayan Ergenç, "Zihinsel engelli kardeşim Azade'den gördüğüm sevgiyi hiç kimseden görmedim. Engelli bir insan rolünü seve seve oynarım' diyor.

Oyuncu değil şarkıcı olmak istiyordum

Soyisminizde genç ibaresi var ama yaş oldu 40! Hayatınız bir film şeridi gibi gözünüzün önünden geçse dondurmak istediğiniz kare ne olurdu?

Her şeyin başlangıcı Haydarpaşa Garı'nın önünden sırtıma çantamı alıp Ankara'ya gitmemdir. Bilkent Üniversitesi'nin konservatuvar sınavına gittim ve kimsenin haberi yoktu. İstanbul dışına ilk kez ve yalnız çıkışım. İTÜ'de Gemi İnşaatı ve Deniz Bilimleri'nde okuyordum, bir arkadaşın evinde biriyle tanışmıştım. Elinde bir zarf vardı Bilkent'ten gelmiş. 'Ben de sınava gireceğim' deyince, 'Kayıt olamazsın yarın son gün.' dedi. Hemen adresi alıp trene atladım ve kaydımı yaptırdım. Evet dondurmak istediğim kare budur.

Niye denizciliğe devam etmediniz?

Denizi ve yüzmeyi çok severim ama denizin dibinde olup da gemi yapıyor olmanın bana yakın olmadığını anladım. Şarkıcı olmak istiyordum zaten, oyuncu değil. Bir şekilde hayatımızı yola koymak isteriz ama o yola koyma fikri hayatın kendisine aykırı. Çünkü hayat sürekli değişen bir yol. Şimdi oyunculuk yapıyorum, zor ama hiç de sıkıcı değil. İnsan bünyesine, ruhuna çok zorlayıcı olabiliyor bazen. Sizden her şeyinizi isteyen ama size işinizi yapabilmenizin mutluluğu dışında da çok fazla bir şey vermiyor. O mutlulukta her şeye yetiyor.

Şarkıcılığı neden bıraktınız?

Müzik teorisi ve sahne birikimi, ses tekniği gibi şeyleri öğrenmek için gittim ama operaya girmek durumunda kaldım. (Gülüşmeler) Batı formasyonu alabileceğim tek yerdi. Ama operayı da hiç bilmiyorum, duymuşluğum yok. Müzikal bölüm açıldı, oraya geçtim. Sonra Amerika'ya gittim. Müzikalleri izledim ve 'Bu beni mutlu etmez.' dedim. İzledikçe daha az mutlu oldum, o an kendimi kapkaranlık bir yerde hissettim. Amerikan kültürünü hiç sevmedim, zaten 30 yaşına gelmiştim, 3-4 gün ağzımı açmadığım günler oldu. Türkiye'den iş teklifi gelince para kazanıp geri dönme amacıyla geldim. Sonra iş iptal oldu, dönüş biletim olmasına rağmen bir daha da Amerika'ya gitmedim.

Devran, Sinan, Onur ve Orhan bir dönem sizin yerinize geçen isimler. Hangi karakteri kendinize yakıştırırsınız?

Hiç biri yakın değildir.

Hayatınıza sokmazsınız yani hiçbirini?

Devran gibi birisiyle tanışmak isterim; Sinan'la hiç işim olmaz, arkadaş bile olmak istemem. Onur güvenilir bir adam, oturup sohbet edebilirim. Orhan'ın hayat kurma felsefesini merak ederim.

Vizyondaki Acı Aşk'ın senaryosuna bakınca 'Ne bu kardeşim' demediniz mi?

Dedim. (Gülüşmeler) 'Bu film çekilmez' dedim hatta. Ama okurken de okuduğum her sayfadan bir sonraki sayfayı merak ederek okudum. Sadece yazı haliyle bile takip ettiriyor olması önemli. Onur Ünlü'nün yazarkenki çalımları, köşe kapmaca oynama şekli bayağı bir etkiledi. Yok canım'ı, var canım'a çevirmek için çalışmak keyifli zaten.

Filmin referansı arabesk üzerine. Kendinizi Doğulu olarak mı görüyorsunuz?

Türk vatandaşı olarak görüyorum. Geçen Bergüzar'la da konuşuyorduk bunu, öyle bir yerdeyiz, öyle bir ruh halimiz var ki Amerikalının dinlediği müziği de anlıyoruz, klasik müziği de, Akdeniz müziğini de. Bunların bir tanesiyle yetinmek kendini inkar etmesi olur. Canınız sıkıldığı zaman içinizden çıkan 'Oooffff ooffffff' oluyor. (Gülüyor) Bu başka hiçbir ülkede yok, bize ait.

Filmde birçok arabesk şarkı uçuşuyor. Dinler misiniz arabesk müziği?

Arabamda Orhan Gencebay ve Müslüm Gürses'in klasikleri vardır.

Acı Aşk'ta sorgulanan şey ne?

Filmdeki gibi bir erkek üç kadını sevemez, mümkün değil. Filmin konusu aldatmak değil, 'Bu aldatmaya rağmen yaşanabilir mi?' sorusunu soruyoruz. Filmde şöyle bir cümle var: "Siz geçmişinizi unutabilirsiniz ama ya geçmişiniz sizi unutmazsa?"

Edebiyatçı bir öğretim görevlisini oynuyorsunuz. Nasıldır edebiyatla aranız?

Benim o kadar bir ilişkim yok. Şiir okuyorum ama asla bir şiiri ezberlemem. Dönüp dönüp aynı şiir okuyan biri değilim. Şiir yazdığımı düşündüğüm zamanlarım oldu. Ama aslında yazmıyormuşum. (Gülüşmeler)

Dans etmek, pencerelere güvenlik şeridi çekmek, barmenlik yaptıklarınız. Yapmak istediğiniz başka he oldu?

Bir ara yunus bilimcisi olmak istemiştim.

Aşçılık okumayı da düşünmüşsünüz?

Yemek yapmayı severim ve yaparım da. Son zamanlarda ızgara et yapmanın sırlarını öğrendim. Draje yaparım. Çorbalarım çok iyidir. Risottom fena değildir.

Geçmişinizle kavgalı biri misiniz, ayrı yaşayan bir anne ve baba ruhunuza nasıl bir çizik attı?

Ayrı olmaları değil de, aile içinde ben çok soru soran bir çocuktum. Kendi kendime de sorular sorardım, anlamaya çalışırdım hayatı. O zaman yaşanmış sıkıntı ve acıların sonuçlarını psikiyatr yardımı alarak düzelttim. Kavgalı değilim geçmişimle. Çünkü bugünkü halimi, hassasiyetimi, duygusallığımı onlara da borçluyum. Çok rahat büyüyen biri olsaydım empatiye ihtiyaç duymazdım.

Beş evlilik yapan babanız gibi biri olmak korkutuyor mu sizi?

Bir dönem olmuştu. Artık en büyük korkum bu değil. Korkum benzer bir hatayı bir daha yapmak olur. Bir buçuk ay kaldı çocuğumuzun doğmasına, adı Ali olacak. Acaba ona kötüyü tanıtıp ve iyiyi öğretebilecek miyim? İyi, insanın tabiatında zaten var. Öncelikle kötüyü tanıması gerekiyor. Kötülükle karşılaşınca nasıl davranacağını bilmeli.

Zihinsel engelli kız kardeşiniz Azade ile aranız nasıl?

Çok iyi, keşke burada olsaydı. Dünyanın en tatlı insanı. Azade hayatına girdiği herkes için çok değerli, bu onun özelliği. Ondagördüğüm sevgiyi kimsede görmedim. Eğer bu tarz bir rol olursa seve seve seve oynarım. Bu, bu sıkıntıyı çeken aileleri biraz daha yüreklendirecektir. s.zengin@zaman.com.tr

***

Ben sevecen ve romantik bir adamım

Karada ve suda nefes almadan 5,5 dakika duruyormuşsunuz. Peki kendinizi tutamadığınız anlar ne zamanlardır?

Eğer iyi niyetim suistimal ediliyorsa, bunu farkettiğim an kendimi tutamadığım an olabilir. İyi niyetimin kötüye kullanılması, birinin beni kandırmasına tahammül edemem.

Çocukken ağaçların tepesinde dolaşıyormuşsunuz. Gözünüz hep yükseklerde mi oldu bu yüzden? (Gülüşmeler)

Yok artık dolaşmıyorum. (Gülüşmeler) Yok hayır, gözüm hep topraktan ve tabiattan yanaydı, ama uçmak en büyük isteklerimden biriydi. Ağaçların tepesinden yere atlardım.

Halit Ergenç denilince insanın aklına neden sinirli ve asabi bir kimse beliriyor?

Aslında sakin bir adamım. Sadece kendini kaybetme anı hayatımda 1-2 kere falan olmuştur. Hiç kimseyle bu zamana kadar, Allah göstermesin bundan sonrada yumruk yumruğa kavga etmedim. Etmek de istemem.

Dayak yemekten korktuğunuz için mi? (Gülüşmeler)

Yok hayır, çözüm var çünkü. İçimden çok geçtiği zamanlar oldu o hareketin ama 2-3 dak sonrasını düşünen bir mekanizmam var. Sevecen bir adam olduğumu düşünüyorum, romantiğim. Sokakta insanlarla rahatlıkla konuşurum.

Pazar

H.SALİH ZENGİN
27 Aralık 2009, Pazar

Bu yazı toplam 392 defa okundu.
Bookmark and Share
Reklam Alanı
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
ARŞİVDE ARA
ETİKETLER
Reklam Alanı
Reklam Alanı
Reklam Alanı