Dün gündeme Bursa Valisi Sayın Şahabettin Harput’un 80 kişilik bir heyetin Bursa’da ağırlanarak, kaplıcalarımızın tanıtılacağı ile ilgili haberi düştü.
Valilik binasında Bursa'daki turizmcilerle bir araya gelen Bursa Valisi Sayın Şahabettin Harput, şunları söylemiş:
"3-6 Aralık tarihlerinde İstanbul'da Uluslararası Sağlık Turizmi Kongresi yapılacak. Bu kongreyi ben Bursa adına çok önemsiyorum. Bu sağlık turizminin bir ayağı da termal turizmidir. Sağlık ve termal turizmin dünyanın önde gelen temsilcileri kongrede sektörün geleceğini tartışacak. Biz bununla alakalı Sağlık Bakanlığı ve kongreyi düzenleyen kuruluşlarla temasa geçerek, İstanbul'a gelen 80 kişilik heyete programın bitiminde 2 günlük bir Bursa programı teklifi yaptık. Çünkü Bursa'yı da artık hem termal, hem sağlık şehri olarak düşünüyoruz. Bu iki gayeyi gerçekleştirecek olan hem suyumuz, hem sağlık tesislerimiz var. Bursa'da 6-7 Aralık tarihlerinde düzenlenecek programa 24 ülkeden 80 kişi katılacak."
Gerçekten çok önemli bir iş başarılmış. Bu heyetin Bursa programını çok hayati buluyorum.
Benim önerim ise biraz da, kavramların doğru konumlandırılması ile ilgili olabilir.
Sağlık turizmi dediğimiz zaman; bir ülkeden diğer ülkeye herhangi bir sebeple (tedavinin ekonomik oluşu, bekleme süresinin uzunluğu veya daha kaliteli sağlık hizmeti v.b.) özellikle tedavi için gidilmesi ile tıbbi olarak gerekliliği raporla belirlenmiş kaplıca tedavileri amaçlı bir ülkeden diğer ülkeye gidilmesini anlıyoruz.
Kaplıca turizmi (termal turizm) dâhilinde ise, termal tesislerden yararlanmak amacıyla yapılan seyahatleri anlıyoruz. Tıbbi olarak gerekliliği raporla belirlenmiş kaplıca tedavileri için bir ülkeden diğer ülkeye veya dinlenmek, rahatlamak ve kendini daha iyi hissetmek amacıyla, konforlu ortamlarda geniş otelcilik hizmetleriyle birlikte kaplıcalardan faydalanmak amacıyla başka bir ülkeye gidilmesi bu kapsam içindedir. (Spa-Wellness Turizmi) – Sağlık Turizmi Derneği Bülteni
Bursa eğer kendine “sağlık turizmi üssü” olmak gibi bir hedef koymuşsa, bence bunun tek ayağı turizmciler olmamalıdır. Oluşturulacak marka vaadinin belirlenmesi aşamasında özel hastane sahipleri, fizik tedavi merkezleri, kaplıcalar, medikal firmalar, laboratuvarlar, spa merkezleri ve benzerlerinin yanı sıra turizm firmaları, oteller, ilgili kurum ve kuruluşların da bu çerçevede değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu turizm konumlandırılmasının sınırları ne olacaktır?
Yaşlı ve engelli bakımı bu kapsam içinde değerlendirilecek midir?
En önemlisi, hangi bölge hedeflenmektedir? Çünkü sağlık fiyatlamaları, potansiyel müşteri talepleri bölgelere göre farklılık göstermektedir.
Dünyada birçok merkez varken, Bursa’nın sunacağı ayrıcalıklar ne olacaktır? Bu stratejik plan, tek çatı altında mı yürütülecektir?
Ben, valiliğin çalışmasını çok samimi buluyorum. Ancak anladığım kadarıyla, valilik yakaladığı bu fırsatın bir de turizmciler nezdinde iletişimini yapmak durumunda kalıyor. Bunu ticari bir fırsat olarak görüyorsak, bu işin bir ucunda özel sektör ve sivil toplumun bulunduğu stratejik bir planlama daha sonuç odaklı olur gibi oluyor.
Vali Sayın Şahabettin Harput’un, Bursa’nın tüm kesimlerinden bu anlamda desteğe ihtiyacı var.
Bu işten para kazanacak olanlar Bursalılar. Bu işi sahiplenip profesyonelce marka konumlandırması ve stratejik hedefleri belirlemesi gerekenler de onlar.
http://www.bursahakimiyet.com.tr/Sa%C4%9Fl%C4%B1k-turizmi-mi,-Kapl%C4%B1ca-turizmi-mi-.aspx?mid=6965
Bu yazı toplam 141 defa okundu.