Yaşamı paylaşmak istiyor insan, kendini yalnız duyumsadığında… Avazı çıktığı kadar bağırmak istiyor, haksızlıklara uğradığında…
Yaşamı paylaşmak istiyor insan, kendini yalnız duyumsadığında… Avazı çıktığı kadar bağırmak istiyor, haksızlıklara uğradığında… Ve yaşamak istiyor insan, tadına vara vara… Yalnızca; “köyün delisi ben miyim,” diyor, arkasına dönüp kimsenin olmadığını gördüğünde… Sokağa çıktığında, toplumla kucaklaşmak istediğinde, engellerle karşılaşınca üzülüyor insan, bir arpa boyu yol kat edilmediğine… Umuyor; belki bir gün birileri çıkar da beni destekler diye… Engel- Sizsiniz Türkiye isimli yazımdan sonra onlarca ileti geldi, destekleyen. Söze hacet bırakmayan iki iletiyi sizlerle paylaşmak istedim…
Merhaba;
Yazınızı okudum ve çok etkilendim. Önyargıları yıkmak atomu parçalamaktan daha zor ne yazık ki!
Engelli değilim ve hiç engelli yakınım olmadı. Ama yolda gezerken, bir alışveriş merkezine girdiğimde, çarşıda, sokakta hep dikkatimi çeker kaldırımların yüksekliği, üst katlara çıkmak için asansör bulunmayışı. Engelliler yaşlılar neden düşünülmüyor diye hayıflanır dururum.
Engellilerin hayatlarını emek vererek kazanmak istediklerine birçok kereler şahit oldum. Bunu acınası ya da takdir edilesi bir durum olarak görmüyorum. Bu olması gereken diye düşünüyorum. Doğal olan engelli ya da engelsiz her vatandaş yetenekleri doğrultusunda, yapabilecekleri doğrultusunda çalışmalıdır. Önemli olan onlara fırsat eşitliği sağlamak ve yaşam standartlarını yükseltecek düzenlemeler yapmak.
Engelli değilim ama biliyorum ki engelsiz kalacağım anlamı taşımıyor bu. Her an bir engelli adayıyım. Çocuklarımı da bu bilinçle yetiştirmek istiyorum. Bu amaçla ilçemizde bir dernek kuruldu. Engelsiz Yaşam Derneği... Bu dernek engelli ve engelsiz çocukları bir araya getirip faaliyetlerde bulunmaları sağlıyor. Onları birbirlerine yaklaştırıyor. Ve çocuklar görüyor ki aslında aralarında çok da fark yok. Aynı şeyleri kolayca paylaşabiliyorlar.
Başınızı ağrıttım. Son gönderdiğiniz yazı hassas olduğum bir konuya değinince paylaşmak istedim. Çalışmalarınızda başarılar dilerim. Hoşça kalın, saygılarımla...
Arzu Akgül Salman
15 katlı ve toplam 60 dairesi olan bir binada oturuyorum. Giriş katı 7 basamaklı, asansörleri dar (sedye sığmaz). Yangın ve servis merdivenlerinin her biri çift kapılı… Aynı binanın değişik versiyonda toplam olarak 84 adet binası var. Yani 3592 konutlu bir site. Adı Soyak Olympiakent. TOKİ tarafından kar paylaşımlı olarak yapıldı. Havuz, tenis kortu, kapalı otopark, tırmanma duvarı, basket sahaları vesaire... Onlarca var. Toplam 1 Milyon m2 de 12000 insan yaşıyor. Ama ilk 2 etabında yani binalarda hiç engelli düşünülmemiş, felç, kriz düşünülmemiş durumda. Potansiyel engelli adayı olan bizlerin haline de üzülüyorum. Cenazemiz bu binalardan nasıl çıkacak. 14 kattan aşağı iple mi sarkıtacaklar diye düşünmemek mümkün mü? Yönetici olarak Soyak yetkililerini uyardığımızda sadece 3. etabın bir bölümüne engelli girişi yaptırabildik. Ama bizler hala bu konutlarda yaşıyoruz. Hem de 300 bin TL gibi paralar ödeyerek alıyorlar bu konutları. Hangisine üzülmeliyiz. Bunu anlamak zor… Kabullenmek çok zor…
Çünkü sadece Soyak değil, TOKİ başta olmak üzere tüm inşaat şirketleri aynı hatayı yapmaya devam ediyor. Gerekli makamlar uyarılmalı, Soyak ve benzeri kuruluşlar bu hatalarını telafi etmeli, kentsel dönüşüm diye isimlendirilen bu hamle doğru bir şekilde yapılmalı.
Dostça saygılarımla…
Ekrem Yiğit
NOT: TOKİ Başbakanlığa bağlı bir kuruluş ve ne ilginçtir ki Özürlüler İdaresi Başkanlığı da başbakanlığa bağlı. Yani bir kurumun hazırladığı yasayı aynı bakanlığa bağlı bir başka kurum tanımıyor Ekrem Beyin anlattıklarına göre. Önce kurumlar arası koordinasyon sağlanacak ki engelliler sorun yaşamasın.
Ertan Doğan
Bu yazı toplam 97 defa okundu.