06 Şubat 2012 Pazartesi Saat 07:32
ONLİNE

Basın ve Yayın Haber Siteleri
Bookmark and Share
Reklam Alanı
Reklam Alanı
Reklam Alanı
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
STGM: Sivil diyalogun artırılması için daha fazla mekanizma gerek
24 Eylül 2009 Perşembe Saat 12:26
Sivil Toplum Geliştirme Merkezi’nin (STGM), Türkiye ve AB üye/aday ülkelerinden sivil toplum örgütlerinin katılımıyla düzenleyeceği “Sivil Sesler” Festivali, 25-27 Eylül’de

Sivil Toplum Geliştirme Merkezi’nin (STGM), Türkiye ve AB üye/aday ülkelerinden sivil toplum örgütlerinin katılımıyla düzenleyeceği “Sivil Sesler” Festivali, 25-27 Eylül’de İstanbul-Maçka, Küçükçiftlik Park’ta gerçekleşecek. STGM İletişim Sorumlusu Gamze Göker, EurActiv Türkiye'nin festival ve sivil toplum diyaloguna yönelik sorularını yanıtladı.

EurActiv Özel

Avrupa Birliği tarafından desteklenen “Türkiye'de Sivil Toplumun Gelişiminin ve Sivil Diyaloğun Desteklenmesi Projesi” kapsamında düzenlenen "Sivil Sesler" festivali Türkiye ve Avrupa'dan birçok sivil toplum örgütü için önemli bir iletişim platformu olmayı amaçlıyor. Sivil Toplum Diyaloğu adına önemli bir çalışma olan festival hakkında STGM İletişim Sorumlusu Gamze Göker EurActiv Türkiye'nin sorularını yanıtladı.

Sivil Sesler festivali diğer sivil toplum örgütlerinin gerçekleştirdiği faaliyetlerden farklı bir yerde duruyor. Bu projeyle STK’lar arası etkileşim ve iletişimi güçlendirerek daha etkili ve güçlü bir sivil toplum diyaloğu oluşturmayı hedefliyorsunuz. Bu anlamda projenin hikayesini kısaca alabilir miyiz?

Öncelikle festivalin kendisi bir proje değil, STGM’nin şu anda yürütmekte olduğu “Türkiye'de Sivil Toplumun Gelişiminin ve Sivil Diyaloğun Desteklenmesi Projesi”nin alt bileşeni olarak yapılıyor. Sivil Sesler Festivali insan hakları, çevre, toplumsal cinsiyet, çocuk ve gençlik hakları, engelli hakları ve kültürel haklar/kültür-sanat alanlarında faaliyet gösteren sivil toplum örgütleri başta olmak üzere çeşitli alanlarda çalışma yapan örgütleri bir araya getirmeyi, aralarındaki diyaloğu güçlendirmeyi ve buradan toplumsal diyalog ortamına katkı sunmayı hedefliyoruz. Festivalin teması “Sivil Toplum ve Değişim”. Dolayısıyla bir taraftan da örgütlü ve güçlü bir sivil toplumla değişme ve değiştirme yeteneğimizin artacağı mesajını veriyoruz. Yerel sivil toplum örgütlerini ve onların kendi yerellerinden doğru yarattığı değişimi görünür kılmak da bir başka önemli hedefimiz. Seslerini duyurmak konusunda her zaman fırsat yakalayamayan örgütlerin seslerini duymak, duyurmak istiyoruz.

Festival kapsamında gerçekleşecek etkinlikler neler olacak?

Festivalde iki gün boyunca hem sivil toplum örgütlerinin bir araya gelerek konuşmasını, tartışmasını sağlayacak bir platform hem de birlikte eğlenmeyi sağlayacak etkinlikler organize ettik. Festivalde açılan stantlarda Türkiye’nin dört bir yanından sivil toplum örgütleri kendilerini, çalışmalarını tanıtacaklar. Yanı sıra, çocuk ve toplumsal cinsiyet başlıklarında çalışma grupları olacak. “Dünyadan Sivil Sesler” başlıklı bir panel, “Örgütlenme Özgürlüğü” ve “Demokratikleşme ve Sivil Toplum” başlıklı forumlar olacak. Belgesel gösterimleri ve Gayda İstanbul ve Mehmet Atlı konserleri yapıyoruz. “Eylem nasıl yapılır?”, sosyal girişimcilik, bez çanta, tiyatro, sanat, yaşayan ütüphane atölyeleri olacak. Esmeray “Cadının Bohçası” isimli stand up gösterisini sunacak. Festivale İsviçre, Hırvatistan, Yunanistan’dan aktivistler de konuşmacı ve çalışma grubu katılımcısı olarak gelecek. Programın tüm ayrıntılarını saymak zor, festival programına www.sivilsesler.org adresinden ulaşılabilir.

Yerli ve yabancı sivil toplum örgütlerinin festivale bakış açıları ne yönde oldu? Nasıl tepkiler aldınız?

Festivali projeyle ilgili zamanlama sıkıntısı nedeniyle çok kısa bir sürede organize etmek zorunda kaldığımız halde Türkiye’den ve dünyadan sivil toplum örgütleri çok ilgi gösterdi. Festival alanının darlığı ve bütçe sıkıntısı, şehir ve faaliyet sürdürülen tematik alanları göz önünde bulundurarak başvurucu STÖ’ler arasında eleme yapmamızı zorunlu kıldı, stant açmak ya da etkinlik yapmak üzere başvuran birçok örgütü bu kısıtlar nedeniyle geri çevirmek durumunda kaldık. Yurtdışından başvuruları kabul ederken de bütçenin kısıtlı olması daha fazla örgütü davet etmemize engel oldu.

Katılım konusunda endişeleriniz var mı, sonuçta bu bir Açıkhava festivali olacak ve hava durumu her an hayal kırıklığı yaratabilir.

Hava durumuna göre festival tarihleri yağmurlu görünmüyor ama yağmur yağacak olursa organizasyonu etkinliklere iç mekanlarda devam etmek üzere yaptık, bir B planımız var yani. Festival alanına yüksek teknolojili bir çadır kurduk. Ayrıca sivil toplum örgütleri olarak büyük fuar alanlarında bu tür etkinlikler yapmak yerine genellikle açık alanlarda, sokakta etkinlik yapmayı tercih ediyoruz.

Festivalin sürdürülebilir olmasını hedefliyorsunuz. Peki proje kapsamında kaç yıl süreyle gerçekleşmesi kesinleşmiş durumda? (Belirli bir süre verebiliyor musunuz?) Ve devamlılığını ne şekilde sürdürmeyi hedefliyorsunuz?

Festivali 2009-2011 döneminde gerçekleştirmemiz muhtemel olan “Aktif Katılım İçin Sivil Toplum Gelişimi” isimli üçüncü projemiz kapsamında daha geniş bütçeli ve uzun bir hazırlık döneminin sonunda yapmayı planlıyoruz. Üçüncü projemiz için de ana fon kaynağımızın Avrupa Birliği olması muhtemel. Fon bulunabildiği ve ihtiyaç duyulduğu sürece festivali gerçekleştirebilmek istiyoruz. Avrupa Birliği’ne üyelik müzakere sürecinde AB üyesi ve aday ülkelerden sivil toplum örgütlerinin bir araya gelmesi, ortak projeler yapmaları, kültürel diyalog geliştirmeleri çok önemli. Bu iletişim köprülerinin kurulabilmesi için bu tür festivaller en önemli araçlar. Çünkü hem konuşmayı, birbirini anlamayı, hem birlikte üretmeyi ve farklı kültürleri deneyimlemeyi hem de birlikte eğlenmeyi sağlıyor. Sivil Sesler Festivali’ni önümüzdeki yıllarda daha geniş katılımlı, uluslararası boyutu daha gelişkin ve rahat bütçeli hazırlayabilmeyi ümit ediyoruz.

STGM olarak Türkiye’de sivil toplumun Türkiye’nin Avrupa Birliği üyelik sürecine katkısını nasıl değerlendiriyorsunuz? Yeterince sesi çıkıyor mu?

Türkiye’nin Avrupa Birliği üyelik müzakere sürecinin genel olarak bir durgunluk dönemine girmesi tabii ki bir yandan sivil toplum alanına da negatif olarak yansıdı, çünkü genel olarak müzakere süreci tavsamış görünüyor. Öte yandan AB üyeliği olarak tanımlanan hedefin sadece ekonomik ve siyasal olarak gerçekleşmesinin mümkün olmadığı, toplumların, kültürlerin birbiriyle kaynaşması gerektiği bu süreçte daha çok algılandı. Dolayısıyla müzakerenin önceki dönemlerinde sesi görece az çıkan sivil toplum son dönemde sesini biraz daha yükseltmeye başladı. Yine önceki dönemde daha anaakım STÖ’ler müzakere toplantılarına davet edilirken, son süreçte farklı seslerin temsili daha iyi sağlanabilir durumda. Sivil toplum ve diyalog projelerine ayrılan hibe miktarlarında ciddi bir artış olması da bu alanı hareketlendiren diğer etmenlerden biri.

Bizim STGM olarak bu süreçte sivil toplumun sesinin daha yüksek çıkması için yaptığımız etkinliklerden biri Örgütlenme Özgürlüğü Kampanyası idi. Türkiye’de halen örgütlenme önünde yasal ve sosyo-kültürel ciddi engeller var. Toplumda katılımcı demokrasinin gelişmesi için en önemli adımlardan biri örgütlenmenin önündeki engelleri kaldırmak. Adana, Denizli, Diyarbakır ve Eskişehir merkezli yürüttüğümüz kampanya hakkında bilgi almak için www.birliktedegistirelim.org adresi ziyaret edilebilir.

İstanbul’da festival için mekan arayışlarımız sürerken çeşitli üniversite ve kuruluşların başörtülü ve eşcinsel bireylerin katılımı konusunda çekinceli olduklarını ifade etmeleri bizi şaşırttı ve kaygılandırdı. O zaman bu yıl içerisinde sürdürmüş olduğumuz Örgütlenme Özgürlüğü kampanyasının ne kadar önemli olduğuna bir kez daha inandık. Örgütlenme özgürlüğü herkes için çok önemli ancak toplumdaki yerleşik politik, dini, ahlaki görüş ve değer yargılarının dışında yer alan ve ayrımcılığa uğrayan gruplar için özellikle hayati bir önem taşıyor. Dileriz seneye festival mekanı ararken benzeri sorunları yaşamayız.

Sivil toplum diyalogunu artırmak için önümüzdeki süreçte neler yapılabilir ve yapılmalıdır? Kimin sürece daha çok katkıda bulunmasını istersiniz?

Sivil toplum örgütlerinin kendi aralarında, yerel yönetimlerle ve kamu kurumları ile diyaloğunun artırılması için daha fazla mekanizma yaratılması gerekiyor. Bu konuda her paydaş ya da daha genel söylemek gerekirse, meselenin muhatabı olan her kurum, kuruluş, örgüt görevini yerine getirmeli. Örneğin yasa yapıcılar herhangi bir yasanın altyapı çalışmalarını yaparken süreci sivil toplumla paylaşmak konusunda daha istekli olmaları gerektiğinin artık farkına varmalı, sivil toplum örgütleri ise bu konuda baskı gücü oluşturmakta daha cesur, hazırlıklı ve çalışkan davranmalı, kamu kurumları yapacakları uygulamalarda ilgili alanın STÖ’lerinin bilgi ve deneyimine güvenerek görüş almalı. STGM, “Aktif Katılım İçin Sivil Toplum Gelişimi” isimli projesinde tam da bu diyalog mekanizmalarının oluşturulmasına odaklanıyor ve STÖ’lerin bu süreçlerde daha güçlü ve etkin olabilmesi için ihtiyaç duydukları kapasite, bilgi ve işbirliğini geliştirmeye devam ediyor.

Bu yazı toplam 631 defa okundu.
Bookmark and Share
Reklam Alanı
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
ARŞİVDE ARA
ETİKETLER
Reklam Alanı
Reklam Alanı
Reklam Alanı