Bir diğer mayınımız dil eğitimi veren bir kursun broşürlerini dağıtan Tuğrul Aliyev. Saatlik ücretle çalıştığını söyleyen Tuğrul, saatlik beş lira aldığını belirterek işinden memnun olduğunu söylüyor.
Saatte beş liranın az olup olmadığı sorduğumuzda ise “Tamamen bu işi yapan bir insan aylık 1200 TL civarı para kazanıyor.” diyor. Saatte 200 adet broşür dağıtan Tuğrul dağıttıkları broşürler sayesinde 4-5 saat içerisinde firmaya 3-4 müşteri kazandırdıklarını söylüyor. Halkın kendilerine olan tepkilerinin az olduğunu, zaten insanları konuşarak rahatsız etmediklerini, sadece broşürleri uzattıklarını dile getiriyor. Ancak yine de
bazen tepki aldıklarını söylüyor.
Bu konu hakkındaki görüşlerini almak üzere sorularımızı İstiklal Caddesi’nde engelliler adına gazete satan, çoğu insanın gönüllü sandığı ya da kendilerini öyle tanıtan görevlilere yöneltiyoruz. Konuşmak istemeyen görevliler söyleyeceklerinin nasıl olsa çarpıtılacağını söyleyerek sorularımızı yanıtsız bırakıyorlar.
Gönüllü sanılan gazete satıcıları
Bir başka engelli derneği adına gazete satan yetkili ise, derneğin İzmir merkezli olduğunu, kendisinin aslında başka bir işinin olduğunu ancak bu dernekle arasındaki gönül bağından dolayı çalıştığını söylüyor. Başlangıçta sadece gönüllü olanlar ücret almadan gazete satarken, sonraları işin gönüllü olarak yürümemesi üzerine diğer bütün gazete ve broşür dağıtan gruplar gibi parayla çalışmaya başladıklarını dile getiriyor. “Halkımızın yüksek tirajlı, tanınan gazeteleri bile almazken sattığınız bu gazeteleri satın alan oluyor mu?” diye sorduğumuzda
ise sadece İstiklal Caddesi’nde ayda sekiz bin gazete sattıklarını ve Türkiye çapında aylık 15-20 bin arası tiraja ulaştıkları bilgisini veriyor.
İnsanların kendilerine tepkilerinin oldukça fazla olduğunu anlatıyor ancak bir noktaya dikkat çekiyor: “İnsanlar günlük streslerini, sorunlarını ve sıkıntılarını bize aktarıyorlar yani bize patlıyorlar.” diyor. Halkın duyarsızlığından da yakınıyor. Daha önceleri stant kurduklarını ancak hiçbir sonuç elde edemediklerini söylüyor ve ekliyor: “İnsanları rahatsız ederek
çalışmaktan biz de mutlu değiliz ancak bir şeyleri insanların gözüne böyle sokmazsanız hiçbir şey görmüyorlar.” diyor.
“Yolda rahatsız edilmeden yürümek istiyoruz.”
Bu konuyla ilgili mayın mağdurlarının görüşlerini almak için İstiklal Caddesi’nde yürüyen bir bayana yöneldiğimizde bizi de satıcı zannederek konuşmak istemiyor. Sonradan satıcı olmadığımızı öğrenince sorularımızı yanıtlıyor ve şikayetlerini şu sözlerle aktarıyor: “Bazen gerçekten çok rahatsız edici ve saldırgan olabiliyorlar. Gezmeye stres atmaya geldiğimiz İstiklal Caddesi’nde rahatsız edilmeden yürümek istiyoruz. Ayrıca insanlara zorla bir şeyler
satmaya çalışanlara belediye nasıl izin veriyor?”
Halkın tepkisi doğrultusunda Taksim’de broşür ve belli dernekler adına gazete satanlara nasıl izin verildiğini Beyoğlu Belediyesi Gelirler Müdürü Talip Keskin’e soruyoruz. Talip Keskin “Sadece broşür dağıtanlar bizim yetkimiz altında. Broşür dağıtan dükkanlar, şirketler ilan ve reklam vergisini ödedikleri takdirde belirlediğimiz zaman ve aralıklarında istedikleri gibi tanıtımlarını yapabilirler. Gazete satanlar ise bizim yetkimiz altında değil. Onlarla Emniyet ilgileniyor.” diyerek sorumuzu yanıtlıyor. İnsanların kendilerine bu tür şikayetlerle geldiklerini, kendilerinin de bu açıklamaları yaptıklarını dile getiriyor. Emniyet
Müdürlüğü’nün siyasi örgütlerin dağıttıkları gazetelerle ilgili çalışması olduğunu bildiğini ancak sonucun ne olduğu hakkında bir fikri olmadığını aktarıyor.
Beyoğlu Karakolu’na gidip yetkililere soru yöneltmek istiyoruz ancak yetkililerden hiçbir açıklama gelmiyor. Halkın tepkisi, broşür dağıtanlar ve gazete satanların yakınması, yetkililerin ise paslaşması sonucunda bu sorun da Türkiye’nin çözülemeyen bir sorunu olarak kalmaya devam ediyor.
Burak Bulutöz (MİHA)
Bu yazı toplam 96 defa okundu.