Referanduma bir haftadan az bir süre kala Türkiye'nin farklı kesimlerinden 'EVET' sesleri yükselmeye devam ediyor...
İzmir'de yaşayan Adıyamanlı vatandaşların buluştuğu iftar yemeğinde, referandumda "evet" oyu kullanma kararı çıktı. İzmir Adıyaman ve İlçeleri Kültür ve Dayanışma Derneği tarafından düzenlenen iftara AK Parti İzmir Milletvekili Erdal Kalkan, İl Başkan Yardımcısı Bülent Delican, İl Yönetim Kurulu Üyesi Bilal Doğan, eski Dokuz Eylül Üniersitesi Rektörü Emin Alıcı ve çok sayıda işadamı katıldı.
Adıyamanlıların davetlisi olarak geldiği iftar yemeğinin ardından 12 Eylül'de yapılacak anayasa değişikliği referandumu hakkında bilgi veren Milletvekili Kalkan, "evet" oyunun önemine değindi. Sandığa gidecek ve karar verecek olanın millet olduğunu vurgulayan Kalkan, "Her zaman olduğu gibi 12 Eylül'de karar milletimizin. Ya darbe anayasası devam etsin diyeceksiniz ya da demokratik ve insan haklarını koruyan yeni değişiklik paketini onaylayacaksınız." şeklinde konuştu.
Mevcut Anayasa'nın Türkiye'nin demokratik gelişiminin önünü tıkadığını belirten Erdal Kalkan, bunun değişmesini isteyenlerin 12 Eylül günü "evet" oyu vermesi gerektiğini söyledi. Sivil toplum kuruluşları başta olmak üzere toplumda söz sahibi olan mekanizmaların bu süreçte önemli bir yer tuttuğuna da dikkat çeken AK Parti Milletvekili Kalkan, gelişmiş ülkelerde toplum dinamiklerinden en önemlisinin sivil toplum kuruluşları olduğunu belirterek, "Sivil toplum kuruluşları, tüm halkın gerek ekonomik gerek demokratik gerekse toplumsal çıkarlarını yönetim mekanizmalarına ulaştırmak için vardır. Ülkemizde ise yıllardan bu yana kimi sivil toplum kuruluşları siyasi partilerin arka bahçesi olmuş ve üyelerinin isteklerine cevap vermekten uzaklaşmıştır. 21. yüzyıl toplumunda bu durum artık değişmektedir. Sivil toplum kuruluşları. siyasi ideolojilerden önce üyelerini ön planda tutmaktadır. Adıyamanlılar derneği de bu üslupla hareket eden, yani öncelikli olarak hitap ettiği kesimin isteklerini yönetim mekanizmalarına ulaştıran bir yapıdadırb" dedi.
Konuşmaların ardından söz alarak AK Parti heyetinin davetlerine katılmasından büyük onur duyduklarını ifade eden Dernek Başkanı Abdulkadir Karadağ, Adıyamanlılar olarak gerek İzmir gerekse Adıyaman'ın potansiyellerini ortak bir platformda buluşturularak ekonomiye katma değerler sağlanması için projeler ürettiklerini belirtti.
POZİTİF AYRIMCILIK ANAYASA İLE KORUNACAK
AK Parti İzmir Milletvekili İbrahim Hasgür, İzmirlilerin 9 Eylül'de Ramazan Bayramı ve şehrin kurtuluşunu, 13 Eylül'de de yeni anayasa düzenlemesinin kabul edilişini kutlayarak üç bayramı arka arkaya yaşayacaklarını söyledi.
ŞOFÖRLERDEN EVET DESTEĞİ
Ege Şoförler Derneği Başkanı Nihat Arat ve derneğe bağlı üyeler, AK Parti İzmir İl Başkanı Ömür Kabak'ı ziyaret ederek, referandumda "evet" diyeceklerini açıkladı. Puan cezaları uygulamasında şoför esnafının yanında durarak destekleyen Kabak'a teşekkür eden dernek üyeleri, "Yerimizi, duruşumuzu belli etmek için buraya geldik. 12 Eylül'de oyumuz 'evet' olacak." dedi.
ESKİ ASTSUBAYDAN DESTEK
12 Eylül'de cunta yönetiminin evinde dini kitap bulundurmak suçlamasıyla gözaltına aldığı eski Astsubay Osman Karahasanoğlu,
ÇOCUKLARIMIZIN GELECEĞİ İÇİN EVET
Bitlis'teki Bekiran aşiretinin ileri gelenlerinden, kanaat önderi Nuri Dağdağan, demokrasiyi geliştirerek gelecek nesillere güvenilir bir sistem bırakmak için referandumda 'evet' oyu kullanılması gerektiğini söyledi. Anayasa değişikliği sayesinde devlete olan güvenin artacağını belirten Dağdağan, "Rahat çalışabileceğiz, hareket edebileceğiz. Korkmadan, düşmeden hareket edeceğiz. Bölünmek ve ufalmak, başka bir ülkeye ait olmak istemiyoruz. İnsan gibi yaşamak istiyoruz." dedi.
MOBİLYACILAR DA EVET DİYECEK
Türkiye ekonomisinin önemli yapı taşlarından Türkiye Mobilya Sanayicileri Derneği, referanduma 'evet' diyeceğini açıkladı.
MHP KURUCULAR KURULU ÜYELERİ KARARLARINI VERDİ
Ülkü Ocakları Kurucu Genel Başkanı Ramiz Ongun'un referandumda 'evet' kararını açıklamasının ardından MHP Kurucular Kurulu üyeleri de yazılı bir açıklama yaparak, 12 Eylül'de anayasa değişiklik paketine 'evet' diyeceklerini açıkladı. ''Milletin kayıtsız şartsız egemenliğinin'' darbeler sonrası yetkili organlara bırakıldığının altının çizildiği açıklamada, ''Ülkede hiç bir zaman CHP iktidara gelemeyeceğini anlayan güçler, darbe anayasaları ile CHP'yi iktidara ortak etmeyi hedeflemişlerdir.'' denildi.
REFERANDUMA ŞİİRLİ EVET
Eski Osmaniye belediye başkanlarından Mehmet Gürbüz referandumda 'evet' oyu kullanacağını yazdığı bir şiirle dile getirdi.
EVETÇİ KARDEŞLER EV EV DOLAŞIYOR
Evet'çi kardeşler, 13 Eylül'de çifte bayram yaşamak için ev ev dolaşarak broşür dağıtıyor.
CİHAN
Antalya'nın Manavgat ilçesinde yaşayan Burcu Sönmezer ve Fatma Sarıkaya kardeşler, 12 Eylül'de yapılacak referandumda evet oylarının çok çıkması için Manavgat'ta mahalle mahalle, sokak sokak ve ev ev dolaştıklarını belirtti. 12 Eylül tarihine kadar çok acil olmadığı sürece yapmaları gereken işleri askıya aldıklarını belirten Burcu Sönmezer, ev ziyaretleriyle anayasa değişikliği paketine niçin evet vermeleri hususunda ev hanımlarına bilgilendirme yaptıklarını söyledi.
Burcu Sönmezer, "Ülkemiz ve gelecek nesillerin daha demokratik bir ülkede yaşaması adına 12 Eylül'de yapılacak olan halk oylamasını çok önemli buluyorum. Kız kardeşim Fatma Sarıkaya ile referanduma kadar ev ev dolaşmayı kendimize vazife edindik. Günümüzün büyük çoğunluğunu ev ev dolaşarak evet demeye ayırıyoruz. 13 Eylül'de referandumda evet çıkmasıyla çifte bayram yaşayacağız." diye konuştu.
Fatma Sarıkaya da ablasıyla ev ev dolaşarak referandumda niçin evet denilmesi ilgili bilgilendirme yapmaktan mutluluk duyduklarını belirtti.
'Elbet evet diyeceğiz' başlıklı şiirinde neden 'evet' denilmesi gerektiğini açıklayan Gürbüz katıldığı bir radyo programında okuduğu şiir büyük beğeni topladı.
AK Parti İl Teşkilatının verdiği iftar yemeğinde de Merkez İlçe Başkanı Yusuf Çenet tarafından okunan 'Elbet evet diyeceğiz' şiiri partililer tarafından ayakta alkışlandı.
Gürbüz'ün şiiri şöyle:
ELBET EVET DİYECEĞİZ
Hayat ve tarih, akmakta
Elbet, evet diyeceğiz
Görmeyen, sanki bakmakta
Elbet, evet diyeceğiz
Vatandaşlıkta eşitiz
Müslümanlıkta kardeşiz
Dersek, sınıfı geçmişiz
Elbet, evet diyeceğiz
Türk, Kürt, Laz, Çerkez fark etmez
Birlik yolundan çark etmez
Şerre yurdunu ark etmez
Elbet, evet diyeceğiz
Doğuluyuz, Güneyliyiz
Batılıyız, Kuzeyliyiz
Derman aynı, hep dertliyiz
Elbet, evet diyeceğiz
Sen de memleket gülüsün
Bırak, devletim büyüsün
Artık, başı dik yürüsün
Elbet, evet diyeceğiz
Her darbe, yalnız acıdır
Ezilen solcu, sağcıdır
Sivilleşme ilacıdır
Elbet, evet diyeceğiz
Kirli gizlilik olmasın
Sanal düşmanlar kalmasın
Analar saç-baş yolmasın
Elbet, evet diyeceğiz
MHP Kurulucular Kurulu üyeleri, rahmetli Alparslan Türkeş'in ''En kötü demokrasi en iyi darbe idaresinden daha evladır.'' sözünden hareketle 12 Eylül'de evet kararını aldıklarını açıkladılar. Kurucular Kurulu üyelerinin yaptığı açıklamada, hayır kampanyasını yürüten bugünkü MHP yönetiminin tavrına bir anlam verilemediğine de dikkat çekildi.
MHP Kurucular Kurulu üyeleri olarak basın vasıtasıyla anayasa değişikliği konusundaki fikirlerini milletle paylaşma gereği duyulduğuna işaret edilen açıklamada, "1924 Anayasası'nda tayin edilmiş olan 'milletin kayıtsız şartsız egemenliğini' 1961 Anayasası ile millet dışında CHP ve sol ideologlar tarafından 'yetkili organlar tabiri ile' yeni ortaklar getirilmiştir. Bu, çok partili düzene geçtikten sonra, aziz milletimiz tarafından asla tek başına iktidar verilmeyen CHP'yi ve sol güçleri seçimsiz, millet iradesi olmadan, millete rağmen daimi iktidar yapma projesidir. Nitekim 1961 seçimlerinde CHP'nin tek başına iktidara gelecek oyu alamaması üzerine bu durum, İnönü'nün damadı Metin Toker'in Ulus Gazetesi'ndeki makalesinde de 'Seçimi tek başına kazanamamak o kadar önemli değil, Türkiye'de iktidar olmak için ordu, Anayasa Mahkemesi, üniversite, Danıştay, Yargıtay gibi devlet kuruluşlarına da hâkim olmak gerekir.' denilerek açıkça ifade edilmiştir. Türk milliyetçileri, merhum Başbuğ Alparslan Türkeş'in liderliğinde CHP ve sol ortaklarının kurduğu bu oligarşik düzene karşı, sadece ve sadece millet iradesini esas alarak MHP'yi kurmuşlardır." ifadelerine yer verildi.
"MHP'nin milli iradeyi hakim kılmak üzerine yürüttüğü mücadele, emperyalist güçlere 'bizim çocuklar' diye tabir edilen darbeciler tarafından, 12 Eylül 1980'de hunharca akamete uğratılmıştır." denilen açıklama şöyle devam etti:"Türk gençleri; sağcısı-solcusu, ülkücüsü-devrimcisi, Sünnisi-Alevisi, önce darbe ortamının hazırlanması amacıyla birbirlerine kırdırılmış, darbeden sonra da işkencehanelerde kırılmış, heder edilmişlerdir. 'Bu millet cahil, 30–40 sene daha bu milleti askeri idare ile yönetmek lazım, bu millet için demokrasi henüz erken' diyerek milletin 1961 Anayasası'na nazaran daha çok devre dışı bırakıldığı, dışlandığı otokratik bir düzen kurmuşlardır. Bütün bu gelişmelere karşı Ülkücüler merhum Başbuğ liderliğinde MHP'yi yeniden ihya etmiş, millet iradesini hâkim kılma mücadelelerini yılmadan sürdürmüş ve onun vefatına kadar da bu çizgisini muhafaza etmişlerdir. Ne var ki; Başbuğumuzun vefatından sonra yönetime gelen şimdiki kadro bin bir zorluklar ve emeklerle yeniden kurduğumuz partimizin ülkücü misyonunu, kuruluş felsefesini terk ederek darbeciler ile aynı safta yer almıştır.''
''BAŞBUĞ DARBE ANAYASASI'NIN DEĞİŞTİRİLMESİNİ İSTEDİ''
Merhum Başbuğ'un tavrının darbe anayasasının değiştirilmesinden yana olduğu vurgulanan açıklamada, "Rahmetli Başbuğumuzun; 1982 Anayasası'nı değiştirme taahhüdüne dahi itibar edip güven oyu verdiği görmezden gelinerek, 'hayır' cephesinde yer alınması biz kurucuları derinden yaralamaktadır. Her fırsatta vatan hainlerini, teröristleri affetmeyi, genel aflar ile salıvermeyi gelenek haline getirmiş CHP ve bölücü sol blok ile MHP'mizin aynı safta yer almasını içimize sindirmemiz mümkün değildir. Darbe anayasasına karşı, ancak ve ancak milletin iradesi ve egemenliğini esas alan alternatif anayasayı herkesten önce üretmesi gereken MHP yönetiminin, darbecilerin anayasasını savunmaları kabul edebileceğimiz bir hal olamaz.'' görüşlerine yer verildi.
''EVET DEMEK AK PARTİ'YE 'EVET' ANLAMINA GELMEZ''
Açıklamada, 'evet' demenin AK Parti iktidarına değil, yeni bir anayasaya 'evet' anlamı taşıyacağı belirtildi. ''Yeterli de olmayan bu anayasa değişikliğine 'evet' demek asla ve kat'a AKP'ye destek vermek demek değildir.' denilen açıklamada, ''Sadece milletin ve onun iradesinin yanında yer almaktır. Bu anayasa değişikliğinin kimler tarafından yapıldığının önemi yoktur. AKP'ye muhalefetimiz, 'iyi yaptığı sürece takdir, kötü yaptığı zaman ihtar etmek' esası üzerinden devam etmektedir.'' ifadeleri yer aldı.
''MHP, BÖLÜCÜLERİN VE DARBE YANLILARININ SAFINDA OLMAMALI''
Kurucular Kurulu, MHP yönetimine de uyarılarda bulunarak bölücülerin ve darbe yanlısı partilerin yanında yer alınmaması gerektiğini ifade ettiler. Açıklamada; ''Biz Kurucular Kurulu üyeleri; MHP yönetimini yarım asra yaklaşan geçmişimiz, mücadelemiz ev misyonumuzu hatırlayarak darbeciler ve bölücülerin safını terk edip, milletimiz ve onun iradesi yanında yer almaya davet ediyoruz.'' denildi.
''BAŞBUĞ'UN TAVRI DEMOKRASİDEN YANAYDI''
''Rahmetli Başbuğumuzun sık sık vurguladığı gibi "en kötü demokrasi en iyi darbe idaresinden daha iyidir." diyen Kurucular Kurulu üyeleri, MHP'nin kurucusu Başbuğ gibi demokrasiden yana tavır konulmasını istediler.
Açıklamada, MHP Kurucular Kurulu üyelerinden şunların isimleri yer aldı: "Naci Meriç, Kemal İnandı, Hüseyin Ünlüer, Hayrettin Başeğmez, Mehmet Zeybek, Niyazi Ahıska, Fikret Fırat, Ahmet Özsoy, Ali Sağır, Aziz Mecit, İbrahim Faruk Evirgen, Mehmet Gümüştaş, Mehmet Küçükince, Durak Körük, Seyit Mehmet Topçu, Şahin Türkboyları."
Türkiye Mobilya Sanayicileri Derneği Başkanı Nazif Türkoğlu, modern ve gelişmiş bir Türkiye'yi taşıyabilecek, ekonomiye olumlu katkı sağlayacak, siyasi istikrarı güçlendirerek dünya devletleri arasında ülkenin gücünü artıracak bir anayasa değişikliklerinin olumlu anlamda atılacak yeni adımların başlangıcı olmasını diledi. Türkiye'nin aydınlık geleceği için referanduma 'evet' dediklerini belirten Türkoğlu, hiçbir siyasi görüşe dayandırılamayacak 'barış ve özgürlük içinde yaşamak, yüksek yaşam düzeyi, eğitim, sağlık ve çevre kalitesine sahip, rekabet gücü yüksek bir ekonomiye ulaşmış güçlü ve güvenli bir ülke olmak' gibi amaçlar için yapılan anayasal değişikliklere 'evet' demenin, 'özgürlükçü ve güçlü bir Türkiye' demek olduğunu aktardı.
BDP'nin aldığı boykot kararının beklendiği kadar etkili olmayacağını kaydeden Dağdağan, bu partinin tabanının 'evet' diyeceğini vurguladı. Dağdağan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Sandığa gitmeyen her oy onlara gidecek diye bir şey yoktur. Referandumda HSYK yapısının değişimi çok önemli. YARSAV'ın kolu askeriyenin, medyanın, Cumhuriyet gazetesinin içinde. Açıkça çalışıyorlar. CHP genel başkanı isteyerek hayır demiyor. Emir üzerine getirilmiş, onların baskısıyla hayır diyor. Anadolu halkına yakışan evet demektir. Ama çıkarı olanlar birbirleri ile ilişkileri olanlar hayır diyecek. BDP, MHP, CHP hepsi aynı yerden idare ediliyor. Vatandaş konuları analiz edebiliyor. Köydeki halkımız da, şehirdeki halkımız da her şeyi çok iyi biliyor ve anlıyor. Referandumun ekonomiye de çok büyük katkısı olacak. Evet çıkarsa bu memlekete yatırım yapacak insanların sayısı artacak."
1,5 aylık hücre cezasının ardından 15 senelik askerlik görevine son verildi. Karahasanoğlu, "Canı yanan insan adalet ister. Referandumda 12 Eylül mağdurlarının, işkence ve zulme uğrayan kişilerin haklarını hükumet takip edecekse elbette bu anayasa 'evet' diyeceğim." ifadelerini kullandı.
12 Eylül referandumundan 'evet' oylarının çoğunlukta çıkmasıyla Yüksek Askeri Şura(YAŞ) kararları ile ordudan ilişiği kesilmiş Subay ve Astsubaylar haklarını arayabilecek. 12 Eylül 1980 askeri darbesinde evinde dini kitap bulundurmak suçlaması ile 1,5 ay hücrelerde kalan eski Astsubay Osman Karahasanoğlu, evine yapılan baskında kitapların el konulduğunu, kendisinin de gözaltına alınarak hücrelere götürüldüğünü söyledi. Hiçbir suç işlemediği halde sıkıyönetim komutanlığının suçlu muamelesi yaptığını kaydeden Karahasanoğlu, o günlerde gümüş yüzük takan subay ve astsubayların dahi yakalanarak gözaltına alındığını söyledi.
Karahasanoğlu, alındığı hücre hapishanesinde işkence görmediğini ancak bazı askerlerin işkence gördüğünü yapılan işkencelerde bağırmaları duyduğunu söyledi. Karahasanoğlu "İşkence elemanları zaman zaman bizim hücrenin arkasında bulunan hücrelere geliyordu. Arka tarafta işkence odaları vardı. Oradan çok bağırtılar, ağlamalar, inlemeler bu sesler geliyordu. Biz bunları duyduk. İşkence yapıldı. Bizzat duyduk. İşkence yapılan yerleri de gördük." dedi. Bazı askerlere dahi işkence yapıldığını kaydeden Karahasanoğlu, bir askerin bacağından damara girilerek çöp sokulduğunu söyledi.
Karahasanoğlu, hücrelerde tutularak işkence yapılan bir askerle arasında geçen konuşmayı şöyle anlattı: "İşkence gören biriyle konuştum hatta bu bir askerdi. Asker bana dedi ki: 'Sen bir astsubaymışsın. Tekrar buradan çıktıktan sonra sana görev verseler yapar mısın?' dedi. 'Tabi yaparım' dedim. 'Ben bir suç işlemedim' ki kendimden eminim tabi. 'Yapar mısın?' dedi. 'Yaparım' dedim. 'Tüh sana şerefsiz' dedi. Bana bunu söyledi. Asker bacağında bir yara gösterdi. Kabuk tutmuş böyle. 'Nedir bu' dediğimde. 'Bana buradan damara girdiler çöp soktular böyle kabuk bağladı' dedi. Bacağına girmişler böyle çöp sokmuşlar. Şöyle elimin içi kadar kabuk bağlamış. Orada birçok kişiye işkencelerin manyotli telefonla yapıldığını sonradan öğrendik."
Hücrede kaldığı süre içerisinde çeşitli haksızlıklara maruz kaldıklarının altını çizen Karahasanoğlu, 10 Mart 1981 tarihinde savcılık önüne çıktığını ancak askerlikle ilişiğinin 27 şubat 1981'de kesildiğini belirterek, görülen mahkemede suçsuz olduğu ortaya çıkınca iki ay daha subaylığa devam ettiğini nisan ayında da 27 Şubatta yazılan yazının tebliğ edildiğini söyledi.
"HAKKIMIZDA YAPILAN İŞLEMLERDE PEŞİNEN HÜKÜM VERİLDİ"
"Hakkımızda yapılan işlemlerde peşinen hüküm verildi" diyen Karahasanoğlu, "10 Martta yargılanıyor ama 27 Şubatta bizim kağıtlarımız yazılıyor. Düşünün 10 Martta biz savcılığa götürülüyoruz fakat yazı 27 Şubatta deniz kuvvetlerine gönderiliyor. Mahkemenin görülmesine 2 hafta varken peşinen hüküm veriliyor. 2 ay daha görev yaptıktan sonra bu bize tebliğ ediliyor ve 15 yıl 8 aylık görevimize son veriliyor. Yasadışı görüşü benimsediğimden dolayı sicil yoluyla emekli ediyorlar. Sicilen emeklide de hiçbir hakkın yok." şeklinde konuştu.
Karahasanoğlu, haklarının alınacağına inandığını haklarının geri alınabilmesi içinde adalet, demokrasi ve Anayasadaki kanunların değişmesiyle olacağına inandığını belirterek, "1,5 ay hücrelerde kaldım. Hakaretler gördüm bunlarda yetmemiş gibi 15 senelik askerlik hizmetim sıfırlandı. Referandumda 12 Eylül mağdurlarının, işkence ve zulme uğrayan kişilerin haklarını hükumet takip edecekse elbette bu anayasa 'evet' diyeceğim. Çünkü insanların canları yandı. Bundan sonra gelenler bu cesareti göstermemeleri lazım. Ve canları yanan insan elbette ki adalet ister. Umut ediyorum ki bu hükumet 12 Eylül mağdurlarının haklarını söke söke alacaktır. Şayet alamazsa haklarımı gasp edenlere ve hakkımı aramayanlara hakkımı helal etmiyorum." şeklinde konuştu.
İzmirli şoförler, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın desteğiyle 13 Temmuz 2010 tarihinde yürürlüğe giren ceza puanını 20'den 10'a düşüren kanunun sevincini yaşıyor. Bu süreçte şoförlere desteğini esirgemeyen AK Parti İl Başkanı Kabak'ı ziyaret eden Dernek Başkanı Arat, "İzmir'de 10 yaşından büyük tüm araçlarımız, yakın bir zamanda kaldırılacak. Yeni araçlarımız lüks ve klimalı olacak." şeklinde konuştu. İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin sektöre büyük zarar verdiğini de söyleyen Aras, haksız rekabet yaptığını belirtti. Belediyenin otobüslere tıka basa yolcu doldurduğuna dikkat çeken Nihat Aras, onlara da kendilerine uygulanan cezaların uygulanmasını önerdi.
Ömür Kabak ise şoför esnafının her zaman yanında olduğunu belirterek, "Siyaset, hizmet etme makamlarıdır. Biz de bu makamlarda yer alıyorsak, milletimize hizmet etmek boynumuzun borcudur. Sizlerin yaptığı işi çok önemsiyorum. Kamu yararına çalışan insanlarsınız. Büyükşehir Belediyesi'nin toplu ulaşımdaki başarısızlığı malum. Hemşehrilerimizin tıkabasa bindikleri otobüslerde balık istifi yolculuk yapması bizi çok üzüyor." dedi. Kabak, şoför esnafından gelen "evet" desteğinin kendilerini çok mutlu ettiğini de sözlerine ekledi.
Referandum öncesi ilçe ziyaretlerine devam eden Hasgür, Karabağlar'ı ziyaret ederek vatandaşlardan referandumda "evet" oyu kullanmalarını istedi. AK Parti İlçe Yönetim Kurulu üyeleriyle birlikte önce esnafları dolaşan Milletvekili Hasgür, Muş Dayanışma ve Kültür Derneği'nin iftar yemeğinin ardından açıklamalarda bulundu. Referandum sürecini değerlendiren Hasgür, 12 Eylül günü sandıktan "evet" çıkacağına inandığını söyledi. Anayasa değişiklik paketinde yer alan pozitif ayrımcılık ilkesi üzerinde duran İbrahim Hasgür, toplumdaki dezavantajlı kesimlerin özel olarak desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Pozitif ayrımcılık uygulamalarının Anayasa'daki eşitlik ilkesine aykırı sayılmaması için böyle bir düzenleme yaptıklarını kaydeden Hasgür, şunları söyledi: "Anayasa'da eşitlik ilkesi var diye dezavantajlı kesimlere pozitif ayrımcılık uyguladığımızda, 'Anayasayı çiğnedin' tepkisiyle karşılaşıyorduk. Bunu önlemek için böyle bir düzenleme yaptık. Mesela engelli vatandaşlarımız için dedik ki tüm ulaşım araçlarından bedava yararlansın. Ne kadar para gider ki? Gönüllerini alırsın. Bunda ne zarar var, ne kötülük var ama Anayasa Mahkemesi'ne bir dava açıyorlar, eşitlik ilkesine ayrı diye." şeklinde konuştu.
Bu yazı toplam 175 defa okundu.