İki yıl sonra ilk röportaj
Gölcüklü Ayhan Zeytinoğlu…
Bu kentin en büyük işadamlarından Ayhan Zeytinoğlu
KSO’ya Başkan seçilen ama hiç röportaj vermeyen, çok fazla göz önünde olmayı sevmeyen, medyadan uzak duran Ayhan Zeytinoğlu...
Sonunda ilk röportajını verdi.
Merak edilen ne varsa her şeyi sorduk;
Nasıl bir Sanayi Odası devralmıştı?
20 yıllık dostu Yılmaz Kanbak ile neden ayrıldı?
Hamdi Doğan’ın durumu ne olacak, ayrılacak mı?
Kocaelispor’a destek verecekler mi?
En büyük eksiği neydi?
Hükümetten memnunlar mı?
Büyükşehir ile diyalogları nasıl?
Referandumda ne diyor?
Bizimköy’de hakikaten garibanları gözünün yaşına bakmadan atmış mıydı, yoksa perde arkasında başka şeyler mi yaşanmıştı.
36 milyon dolar harcadığı iskelesi yıkılacak mı?
Vatandaşa neye yatırım yapmasını önerdi?
Hepsi bu röportajda!
Bu kentte röportaj yapılacaksa onu da biz yaparız!
İyi okumalar.
“Amerikalılar, burada yatırım yapmak istiyor”
Başkan seçildikten sonra ilk röportajını Özgür Kocaeli’ye veren KSO Başkanı Ayhan Zeytinoğlu’na merak edilen ne varsa sorduk, Amerikalılar’ın Serbest Bölge’de yatırım yapmak için görüşme yaptığını da öğrendik.
Sanayi Odası Başkanlığı’na seçileli neredeyse iki yıl olacak ama bu ilk röportajınız olacağı için Sanayi Odası ile ilgili birkaç sorumuz olacak öncelikle Sayın Başkanım. Nasıl bir Sanayi Odası devralmıştınız?
Sanayi Odamız aslında kurumsal anlamda Türkiye’nin örnek odalarından biri. 12 sanayi odası içinde örnek odalardan birisidir. Eksiğimiz o zaman da vardı, şimdi de var. Belki bundan sonra da olacaktır. Sürekli bir değişim gelişim içinde olacağız.
BİZİ ELEŞTİREN BİLE DERGİDE
En büyük eksiğiniz nedir?
Üyelerle biraz aramız açıktı, kopuktu. İlişkimiz çok iyi değildi. Ramazan Bayramı’ndan sonra Meslek Komiteleri’ne ağırlık vereceğiz. Komiteler maalesef bütün Türkiye’de olduğu gibi bizde de verimli çalışmıyor. Bu komiteleri aktive edeceğiz. Orada bütün ekibimizle çalışacağız artık. Buradaki sanayicinin de güvenim bizimle adım atması, yürümesi lazım. Aylık dergimizde bütün meclis üyelerimiz en az bir kere iki kere çıktı. Görüşlerine önem veriyoruz, yer veriyoruz. Bizi eleştirseler bile yer veriyoruz.
YILMAZ KANBAK İLE NEDEN AYRILDI?
Yıllardır birlikte olduğunuz, en az 20 yıllık bir geçmişinizin olduğu, arkadaşınız, dostunuz eski başkan Yılmaz Kanbak ile neden ayrı düştünüz?
Kendisiyle 20 yıldır tanışıyoruz. Bu konu biraz hassas. Biraz kişisel bir konu. Çok girmek istemiyorum. Aramızda maalesef kırgınlıklar oldu. Olmaması gerekiyordu. Ama maalesef yaşadık bunları. Belki zaman içinde geçecektir.
Bu aralar görüşüyor musunuz kendisiyle?
Hayır görüşmüyoruz.
ESKİ YÖNETİMLE İLGİLİ DAVALAR
Eski yönetimle ilgili açılan davalar var mı, varsa bunlar ne aşamadalar?
Birtakım davalar açıldı ama Sanayi Odası ile ilgili bir iki konu var… Şu anda bunları ezberden söylemek istemiyorum. Bir de hukuksal konulara girmezsek memnun olurum. Eğer röportajınızın amacı Yılmaz Bey ile benim ilişkimse bunlara girmek istemiyorum.
EN İYİ YÖNETİM KURULU BU
Sayın Başkanım röportajımızın amacı bu değil ama kamuoyunda merak edilen soruları da size sormak durumundayız. Yanıt verip vermeme hakkı sizindir. Zaten Yılmaz Bey ile ilgili sorularımız bitti. Mevcut yönetim kurulu uyumlu çalışıyor mu?
Gayet uyumlu çalışıyor. Yönetim kurulumuzdaki en büyük farklılık şu; Meclis Başkanımız bize sağolsun çok büyük destek veriyor. Ve her yönetim kurulu toplantısına katılıyor. O da bize ayrıca bir güç veriyor. Bugün bizim yönetim kurulumuz, İstanbul Sanayi Odası’nı bir kenara bırakırsak inan bana Türkiye’nin en güçlü yönetim kuruludur. Türkiye’nin en büyüklerinden Tüpraş, Ford, Hayat Kimya, Borusan, Polisan ve birçok KOBİ bizde temsil ediliyor.
HAMDİ DOĞAN AYRILACAK
KSO’dan bir Genel Sekreter sorununuz var mı? Sayın Hamdi Doğan ile yollarınız ayrıldı mı? Ayrıldıysa neden ayrıldı, yerine kim gelecek?
Hamdi Bey, malum Kalder’e seçildi. Bize zaman ayırma noktasında bir sıkıntı yaşayacak. Bunu biz de biliyoruz o da biliyor. Bu nedenle kendisiyle yolları kopartmadan, bir ayrılığımız söz konusu olacak. Ama odamızdan ayrılmayacak. Bağlarımızı koparmayacağız. Ama henüz ayrılmadı. Bakın tüm samimiyetimle söylüyorum, şu anda yeni bir isim arayışında değilim. Biz kimsenin kuyusunu kazalım, yerine şunu getirelim anlayışında değiliz. Hamdi Bey elbette çok birikimli biri. İki tane de Genel Sekreter Yardımcım var. Şu anda onlarla çok sorunsuz çalışıyoruz.
FARKLI İŞLER YAPIYORUZ
Kendi yatırımlarınızdan biraz söz eder misiniz?
Biz 1963’ten beri aynı lokasyonda iş yapıyoruz. 2013’te 50. yılımızı kutlayacağız. Kocaeli’de her halde 10 kişi bile yoktur, aynı lokasyonda elli yıl hizmet veren. Deprem öncesinde Türkiye’nin en büyük ikinci yumurta üreticisiydik. Köylüm Yumurtaları markamızdı. 28 bin metrekare binamız yıkıldı. 170 bin hayvanımız öldü. Yem fabrikamız yıkıldı. Ancak yem fabrikamızı yapabildik. Tavukçuluğa yatırım yapamadık. Ford’un, Serbest Bölge’nin, Autoport Limanı’nın, Hayat Kimya’nın gelmesi depremden sonra olmuştur. Şu anda at yemi üretiyoruz. Atlarımız da var ama bunlar zevk için, ticari bir kaygımız yok. Gelibolu’da da 2006 yılında aldığımız bir tersanemiz var. Onun için de yatırıma başlama aşamasındayız. Daha başlayamadık.
Kaç çalışanınız var?
Şu anda Zeytinoğlu Tavukçuluk ve Yem olarak 40 çalışanımız var. Autoport’ta 20 çalışanımız var. Denizcilikte de 3 kişi çalışıyor. Yaklaşık 65 çalışanımız var. Depremden önce sadece tavukçuluk sektöründe 110 kişi çalıştırıyorduk, bunların lojmanları da vardı.
O ENGELLİLERİ İŞE SOKACAĞIM
Bizimköy Engelliler Üretim Merkezi’nde işten çıkarılan işçilerle ilgili konuşalım biraz da. Orada yaşanan olayları bir iletişim profesyoneli olarak değerlendirdiğimde şöyle bir algı oluştu; Ayhan Zeytinoğlu, asgari ücret olan maaşlarına zam isteyen, yoksul, çaresiz gariban engellileri gözlerinin yaşına bakmadan kapının önüne koydu. Ve siz bu algıyı değiştirmek adına bir şey yapmadınız…
Maalesef basınla ilgili sıkıntılarım var. O da benim kabahatim. Bak kimseye anlatmadım bunları. Sana anlatayım. 2009 yılında orayı devraldığımdan bu yana Bizimköy’e 916 bin TL cepten para verdik. Çok ciddi zarar eden bir işletme. 2010 yılında da haziran sonuna kadar 427 bin TL para verdik cepten. Şimdi bu arkadaşlarımız müdürümüze gelmişler eylem yapacağız demişler. Bakın burada 50 liralık mal almışız, dikmişiz, satmışız 45 liraya. Böyle olur mu? Ben burayı kendi ayakları üzerinde duran bir işletme olarak konumlandırmak istedim. Elbette işadamlarımız da destek olacaktır. Bu desteklenmesi gereken bir projedir ama bu şekilde destek olamaz. Geçen sene verdiğimiz para 916 bin liraydı. Bunu kişi bazında hesaplarsak kişi başı 1.122 TL biz cepten para vermişiz. Böyle bir şey kabul edilemez. Ben o zaman evde otursalar 500 TL versem daha karlıyız. Ama böyle bir şey olmaz. Bu bizim hedefimiz değil. Başaramadı konumunda da olmak istemiyorum. Arkadaşlarımız bir gün eylem yaptılar bir şey demedik. İkinci gün öğlene kadar müsaade verdik. Öğlene kadar işinize başlamak zorundasınız. Çünkü söz verdiğimiz teslimatlar vardı. Bunları yetiştirmek zorundaydık. Sonra iş başı yapmayınca biz de bilirkişi olarak rapor tutturduk. 2’si engelsiz, 18 engelli işten çıkarıldı. Şu anda 46 kişi çalışıyor. Yeni eleman alacağız. Bunların bir eğitimden geçmesi gerekiyor. O eğitim sonrasında istihdam ediliyor. 30 kişi eğitime alınacak, 20’si işe alınacak.
Bu işçilerin maaşı asgari ücret miydi?
Maaşları asgari ücrettir. Şefler bin 300 TL civarında para alıyordu. Zam istemişler ama zam veremeyeceğimizi söyledik. Çünkü durum ortada. Bu arada bu olaylardan önce İŞKUR’a başvuru yapmıştık; 30 tane yeni adam almak için.
Peki kovulan 18 engelli ne olacak Sayın Başkanım?
Ben bu arkadaşlarımız için bireysel olarak çaba sarf edeceğim. Başka bir yerde iş bulmaları için çalışacağım.
HİÇ YALAN SÖYLEYEMEM
Peki işe girmeleri için bir girişimde bulundunuz mu şimdiye kadar?
Şimdi yalan söylemeyeyim, ben hiç yalan söyleyemem İlker. Şu anda 14 tane tinerci çocuğumuza iş bulmak için çalışıyorum. 3’ünü işe soktuk. Geriye kaldı 11’i. Bunları da işe soktuktan sonra engelli kardeşlerimiz için çalışmaya başlayacağız.
Serbest Bölge’de çalışmalar nasıl gidiyor? Kapanan bir yer var mı?
Ağırlık tersaneler üzerinedir. 4 bin 500 civarında işçi çalışıyordu. Şu andaki sayı 1.700’e kadar gerilemişti. Tersanelerle ilgili konjonktürel durum orayı da etkiledi. Ama bir canlanma söz konusu. Yeni bir yönetim kurulu var. Sorunlar oluyor ama aşılması için çalışılıyor. Dışarıda iflas eden bir firma var. Bir firma daha zor durumda. Ama kurulu tesisler el değiştirir, bir şekilde yürür.
Son dönemde kapanan bir sanayi kuruluşu var mı?
Bu krizde bankalarla kredi alışverişi çok olan firmalarda maalesef bir el değiştirme, iflas durumları oldu. Rakam vermeyeyim ama böyle üzücü olaylar da yaşanıyor maalesef.
ÇALIŞKAN KANDIRALI, HAK
ETTİĞİNİ BU OSB İLE ALIR
Kandıra Organize Sanayi Bölgesi’ndeki çalışmalar nasıl gidiyor?
Biz orada kurucu olarak yer aldık. Sayın Bakanımız çok önemli destekler veriyor. Kandıra ilçesi biliyorsunuz ilimizin en geri kalmış ilçesidir. Orada çiftçinin, köylülerin gelir seviyesini artırmak için öngörülen bir proje. 2 bin dönümlük projeye gelen teklif aşağı yukarı 3 bin 500 dönümdür. Muhtemelen bu arazi büyütülecek. Kandıra’da üretilen bütün ürünler orada değerlendirilecek. Kandıra artık göç vermeyecek. Kandıralılar çok çalışkandır, hak ettiklerini alacaktır. Çalışmalarımız çok hızlı. Biliyorsunuz ilimizde başka OSB’lere genişlemeleri için imkan tanınmıyor. Ama Kandıra OSB’ye Sayın Bakanımız tarafından bir özerklik verildi.
VATANDAŞA ÖNERİ; TL’DE KALIN
Siz elbette gerek eğitiminiz, gerek iş adamı kimliğiniz ve bulunduğunuz konum itibariyle ekonomiyi çok farklı okuyorsunuz. Son olarak şunu soracağım; vatandaş birikimlerini nasıl değerlendirsin, dolar mı alsın, TL’de mi kalsın? Borsa’ya mı girsin?
Ben Borsa’yı hiçbir zaman yeterli verimlilikte bulmadım. Manipüle edildiğine inanıyorum. Borsa’da sade vatandaşın kar elde edebilmesi çok zor. Kendim de yatırım yapmıyorum. 10 yıl önce bir yatırımım vardı, zarar ettim. Dövizin önümüzdeki dönemde artmasını beklememek lazım. Döviz düşecektir. Dolayısıyla Türk Lirası’nda kalıp, vadeli olarak değerlendirmek en kestirmek yoldur. Ama bence Türkiye’de en önemli getiri gayrimenkulde, yani arazide vardır.
Neden arazi?
Arazi arzı sınırlıdır. Bakın altını çiziyorum. Gayrimenkul derken evden, dükkandan bahsetmiyorum. Araziden bahsediyorum. Doğru yerde alınacak araziden bahsediyorum. Arazide eğer dolandırılmazsanız zarar etmeniz mümkün değildir. Çünkü arazinin arzı sınırlıdır, talebi her zaman artıyor. Parası olanlar da parayı bankada vadeli hesapta tutsunlar. Dövize asla girmem. Çünkü ülkemize maalesef borçlanma ihtiyacından dolayı sıcak para geliyor. Sıcak para geldiği müddetçe dövizin artması söz konusu değil. Ben doları bir yıl içinde 1.5 TL’nin altı düşünüyorum. Euro için ise daha karamsar bakıyorum. Euro uzun vadede dolarla eşitlenebilir. Bu çok uzak bir ihtimal değildir. Elbette ben ekonomi bilgime çok güvenirim, ama bunlar şahsi görüşlerimdir. Gerçi tahminlerim de tutar.
-EVET Mİ HAYIR MI BAŞKANIM?
-ŞİMDİ NE DESEK ŞIK OLMAZ
Referandum yaklaşıyor, “evet” mi “hayır” mı Başkanım?
Fikir beyan etmemiz yanlış olur. Evet de desek hayır da desek şık olmaz. Kurumsal bir yapımız var. Bu yapı itibariyle bir görüş belirtmememiz daha doğru olur.
12 Eylül’de “hayır”lar fazla çıkarsa. Mevcut iktidar sorgulanmaya başlarsa. Bir istikrarsızlık ortamı oluşursa, bunun ekonomiye yansımaları nasıl olur?
12 Eylül’de bir referandum var ama bu bir güven oylaması değil. En nihayetinde malları alıp tartıyorsunuz, bir taraf mutlaka ağır basacaktır. Çok olumsuz bir şey olacağını düşünmüyorum. Bizim ekonomimiz şu anda çok ciddi bir siyasal kriz olmadığı sürece bozulmaz. Gözümüz dışarıda olmak zorunda. AB’nin kıpırdanmaya başlaması bizim için daha önemli. Yani ekonominin gündemi iç siyaset değil. Referandum sonucu bizi etkilemez.
Bizim sanayicimizin tercihi tek parti iktidarı mı, koalisyon mu olur?
Burada şahsi görüşümü söyleyeyim. Ben tek parti iktidarının daha iyi olduğuna inanıyorum. Bu hükümet döneminde ekonomiyle ilgili çok olumlu kararlar alındı. Eleştirilecek şeyler de var elbette. Bunları da söylüyoruz. Koalisyona da artık eskisi gibi kötü bakmıyoruz. Ama tek parti sistemi sorunların çözümünde daha kararlı davranıyor. Bence çok daha iyi yerlerde olmalıyız. Ekonomi gündemden düşmemeli. Siyasi kavgaların bize hiç faydası olmuyor. Seçimler yapıldıktan sonra iktidarıyla muhalefet bir araya gelip, aynı yönde, bir devlet politikası uygulanmalı. Çünkü ülke geri kalmış bir ülke öndekilere yetişmek için böyle bir birlikteliğe ihtiyaç var. Tabii ki ülkenin bütünlüğü, Cumhuriyetimiz tartışılamaz.
Büyükşehir Belediyesi ile diyaloglarınız nasıl?
Büyükşehir ile gayet iyi çalışıyoruz. Diyaloglarımız sürekli devam ediyor. Her şey iyi. Elbette sıkıntılarımız da var; zehir atıklarının bertaraflarının daha hesaplı olmasını istiyoruz. Su fiyatlarının daha hesaplı olmasını istiyoruz. Onlar da bizimle diyalog halindeler. Onlar da adım atmaya çalışıyor, kolay değil. İSU ile ilgili çok büyük bir maliyetimiz var diyorlar. Biz de onlara sanayicinin bu maliyetlerle rekabet edemeyeceğini ve sonunda buradan çekip gideceği endişesini kendileriyle paylaşıyoruz.
TAM 36 MİLYON DOLAR HARCADIK
İSKELE YIKILIRSA TÜRKİYE KAYBEDER
Mehmet Coşkun adlı bir sanayicinin sizin Arkas ile ortaklaşa kurduğununuz Autoport Limanı ile ilgili iddiaları vardı, kaçak diyordu, ruhsatsız diyordu. Ve siz o zamanlarda her zaman yaptığınız yanıt hakkınızı kullanmadınız. Çoğu zaman yaptığınız gibi konuşmamayı tercih ettiniz. Neydi o yaşananlar?
Bu arkadaşımız zaten bizi dava etmiyor. Milli Emlak’ı, Maliye Bakanlığı’nı dava ediyor. Ve yargıdan bizim aleyhimize bir yürütmeyi durdurma kararı çıkardı. Dava sürene kadar bu konuda çok fazla yorum yapmak istemiyorum. Bize ciddi bir sıkıntı yaratmaya çalışıyor bu arkadaşımız.
Nedir efendim Mehmet Bey’in sizinle sorunu?
O’nun da bizim iskelemizin bulunduğu yerde bir arazisi var. Orada kendisinin de bir projesinin olduğunu iddia ediyor. Bizim en küçük ruhsatsız bir yapımız yok. Hiçbir eksiğimiz yok. Danıştay’da lehimize karar bekliyoruz. Asıl sorunu şu; Beyefendi bizim gibi bir iskele yapmak istiyor. Bizim iskelemiz onun önünü kesiyor iddiasında. Biliyorsunuz bu bölgede yeni iskele izni verilmiyor. Belki bizimle bir şey yapmaya çalışıyor. Ama bizim onun yerine ihtiyacımız yok. Yerini bize satmak istiyor olabilir. Birkaç kere görüştük yüz yüze. Ama sonuç çıkmadı.
Bu iskele yıkılabilir mi?
Yani kanun bizi o noktaya getirirse… 36 milyon dolar harcadık. Bu iskelenin yıkılması Türkiye için bir kayıp olacaktır. Şu anda 20 kişi çalışıyor. Tam kapasiteye çıkınca en az 200 kişi çalışır. 400 kişi buradan nemalanır.
BU TAKIMI BIRAKALIM DÜŞSÜN
YENİ BİR TAKIMA BİZ BAKARIZ
Sanayici önümüzdeki dönemde Kocaelispor’a yardım edecek mi?
Güven en zor kazanılan bir şeydir. Güven unsuru kaybolduğu için Kocaelispor’a yardım konusunda çok sıkıntılıyız. Güven erozyonu beş-on yıldan beri geliyor. Yaşanan gelişmeler herkesi rahatsız ediyor. Bir de Kocaelispor’a yardım eden sanayiciler hukuksal olarak zor durumda kaldı, böyle olaylar da yaşadı. Benim Kocaelispor ile ilgili hedefim şuydu; 3 bin tane bin liradan, iki bin liradan, üç bin liradan bilet satalım. Ama ben gidip maç seyredeyim; orada küfre maruz kalmayayım. Futbol bir eğlence, biz işin bu yönünü kaçırıyoruz. Ben çok iyi de bir Kocaelisporluyum. Bu duruma çok üzülüyorum. Mesela geçen sene hiç maçlara gidemedim. Bu takımın yeri 1. Lig’tir. Burada olmamalı Kocaelispor. Ama benim önerim; bu takımı bırakalım düşsün. Çünkü bu borçlar ekonomik olarak ödenebilir borçlar değildir. Yeni bir takım bulalım. Artık Körfezspor olur, başka olur. Birinci lige çıkaralım. Birinci lige çıkınca adını da Kocaelispor yapalım. Bu borçlar ödenilebilir borç değil. 50-60 milyon TL’leri kimse veremez. Verirse de yanlış yapar. Onun için kökten bir çözüm lazım. Ben bu işin profesyoneli değilim. Profesyonelleri çözüm bulsun. Bu şehre birinci lig takımı şart. Biz o takıma bakarız da. Ama güvenilir, kurumsal, hesap verebilir, şeffaf bir yapı şart.
AMERİKALILAR İSTİHDAMA
KATKI SAĞLAYACAKTIR
Peki yatırım yapmak için gelen var mı?
Elbette var. KOSBAŞ’ta 100 dönüm bir arazi var. Oraya bir Amerikan motor firması geldi görüşmeye. Ön görüşmeler devam ediyor. İsim vermeyelim. Şartları değerlendiriyorlar. Herhalde motor parçası üretecekler. Bölge için çok faydalı olur. Orada şu anda OSAŞ diye bir Alman firması var. Ben başkan seçilmeden önce gelmişti. Onlar da yatırımlarına devam ediyor. Ford ile ilgili yatırım yapmak isteyen firmalar var. Bize gelen daha çok otomotivle ilgili geliyorlar. İşler yavaş yavaş açılıyor. İstediğimiz hızda mı değil. Kapasite kullanım oranları da Nisan’dan beri yatayda gidiyor. Tahmin ediyorum; Eylül-Ekim’den sonra bir hızlanma olacak.
KİMDİR?
Ayhan Zeytinoğlu, 1958 Gölcük doğumlu. ABD İndiana Üniversitesi’nde İşletme Eğitimi gördü. Halen doktora eğitimine devam ediyor. 1989 yılında KSO’nun kuruluşunda görev aldı. Uzun yıllar KSO’da Yönetim Kurulu üyeliği yaptı. 1995 yılında Başkan vekili seçildi. 2009 yılının başında yapılan kongrede rakibi Vefa Küçük’ten 12 oy fazla oy alarak KSO Başkanı seçilen Zeytinoğlu, evli ve 2 çocuk babası.
Röportaj: İLKER AKŞİT
Bu yazı toplam 1080 defa okundu.