25 Mayıs 2012 Cuma Saat 20:36
ONLİNE

Basın ve Yayın Haber Siteleri
Bookmark and Share
Reklam Alanı
Reklam Alanı
Reklam Alanı
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Yaşamaya engel yok
02 Ekim 2011 Pazar Saat 01:17
Dokuz aylıkken çocuk felci geçirerek sakat kalan ancak yaşama sevinci ve azmini hiç kaybetmeyen İzmir Valiliği Engelliler Merkezi Koordinatörü Rıza Mutkilioğlu,

Dokuz aylıkken çocuk felci geçirerek sakat kalan ancak yaşama sevinci ve azmini hiç kaybetmeyen İzmir Valiliği Engelliler Merkezi Koordinatörü Rıza Mutkilioğlu, 'Yaşamak için engel yok' felsefesiyle hayata tutunduğunu açıkladı

Dokuz aylıkken çocuk felci geçirerek sakat kalan ancak yaşama sevinci ve azmiyle tüm sorunları 'eğlenerek' aşan İzmir Valiliği Engelliler Merkezi Koordinatörü Rıza Mutkilioğlu, 'yaşamak için engel yok' felsefesiyle hayata tutunduğunu söyledi.
İki oğlunu da geleceğe hazırlayan Mutkilioğlu, "Hepimiz sonu belli olan bir oyunun oyuncularıyız. O nedenle oyun bitene kadar mutlu kalalım" dedi.
1964 yılında sağlıklı bir bebek olarak dünyaya gelen ancak 9 aylıkken geçirdiği çocuk felci nedeniyle sakat kalan Rıza Mutkilioğlu, engelli olmanın yaşama sevincini engellemediğini söylüyor. Ege Üniversitesi Basın Yayın ve Gazetecilik Bölümü mezunu olan Mutkilioğlu, 11 yıldır İzmir Valiliği Engelliler Merkezi Koordinatörlüğü görevini yürütüyor. Yaşamayı çok sevdiğini ve sorunlar karşısında eğlenceli çözümler bulduğunu ifade eden mutkilioğlu, sorularımızı bütün samimiyetiyle yanıtladı. 
Bize kendinizden bahseder misiniz?
Dokuz aylıkken çocuk felci geçirdim. O dönemde, bugünkü gibi aşısı, bilgisi veya önlem alma durumu yoktu. Günümüzde olmayan bir hastalık nedeniyle sakat kaldım ve sağ bacağımda problem oldu. Arkadaşlarım yaz aylarında tatile giderler ve eğlenirlerdi. Ben de gençlik dönemimde her yaz 3-4 ameliyat geçirirdim. Bu nedenle ayağımda alçıyla aylarca hastanede kalırdım. Hastanede kaldığım dönemlerde kendimi okumaya verdim. Şimdi dönüp baktığımda o günlerde okuduğum kitapların karakterime, yaşama bakış açıma ve düşüncelerime çok faydası olduğunu görüyorum. Engelim hayatıma farklılık kattı.
- Nasıl bir farklılık?
Okuma sevgisini engelim aşıladı bana. Bu sizin yetiştiğiniz çevrenin duyarlılığıyla doğru orantılı tabi. Engeliniz aynı zamanda size bir olgunluk veriyor. Bazı şeylere ulaşamamanın acısını o dönemde fazlasıyla çekiyorsunuz. Engelimin hayatımda avantaj olduğunu şimdi görebiliyorum. Ben engellerimi eğlenerek aştım.
- Peki çocukluğunuzda engeliniz yüzünden yapamadığınız, içinizde kalan bir şey oldu mu ?
En büyük hayalim Altınordu'da futbol oynamaktı. Çünkü fanatik Altınordu taraftarıyım. Futbol takımında oynamasam da şu anda Altınordu'nun basın sözcülüğünü yapıyorum. Gitmediğim şehir, görmediğim stat kalmadı. Her maça giderdim ve sürekli dayak yerdim. O zaman önlemler yoktu. Bize ayrı bir tribün ayrılmazdı. Böyle olunca dayak yemeniz kaçınılmazdı. Altınordu taraftarları kavga sırasında koşup uzaklaşıyorlardı. Ancak ben engelli olduğum için koşamıyordum. Kaçamayınca da dayak yiyordum. Her deplasmanda dayak yemeye başlayınca arkadaşlarla oturup sorunun çözümünü aradık. Benden daha uzun iki arkadaşım sağıma soluma geçiyordu. Onların omzuna tutunuyordum, onlar koşunca ben de koşmuş oluyordum. Bu olay bana çok sevimli bir anı olarak kaldı ve çözülemeyecek sorunun olmadığını gösterdi.
- En büyük hayaliniz nedir?
Engelli vatandaşların her alanda söz sahibi olmalarını istiyorum. Türkiye'de bazı gerçeklerin değişmesi gerekiyor. Bana, 'Ne zaman emekli olacaksın' diye soruyorlar. Engelli bir valiyle yemek yemeden, engelli bir savcıyla çay içmeden emekli olmam. O günleri görene kadar görevimin başında olacağım.
- Evli misiniz, çocuklarınız var mı? İş dışında neler yaparsınız?
Hayatımda en güzel şeyi yaşadım. Aşık olduğum kızla evlenme şansına eriştim. Evlendiğim kişinin engeli yoktu. Kadın denilen varlık o kadar güçlü ki, engelli bir erkekle evlenebiliyor, aşık olabiliyor. Engelli evliliklerinin neredeyse tamamında engelli taraf erkek oluyor. Ama aynı gücü erkekte göremiyoruz. Çünkü bize dayatılan bir güzellik anlayışı var. Kadın 90-60-90 olmalı, iyi ev işi yapmalı, güzel yemek yapmalı deniyor. Erkek toplumun baskısına çok nadir olarak karşı koyuyor. Bu durum kadının ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor.
- Eşiniz sizin için çok değerli herhalde?
Evet eşimin hayatımda özel bir yeri vardı. Ancak ne yazık ki kendisi 3 yıl önce yaşamını yitirdi. Bana 18 ve 20 yaşlarında iki erkek verdi. Cenazesi Hamidiye Camisi'nden kaldırıldı. Cenaze törenine arkadaşlarım, dostlarım ve sayın Valimiz Cahit Kıraç katıldı. Camiye gelen tekerlekli sandalyeli arkadaşlarım, içeriye giremediler. Çünkü onlar için düzenleme yapılmamıştı. Hepsi cenaze namazını dışarıda kıldı. Bu duruma sayın Valimiz Cahit Kıraç duyarsız kalmadı. Verdiği talimatla engelliler için düzenlemeler yapıldı. Her şeyde bir hayır vardır derler. Şimdi Hamidiye Camisi'ne gelen engelliler ibadetlerini rahatlıkla yapabiliyor.

"Sorunlarımızı toplum çözer"

- Türkiye'de büyük sorunlar yaşayan engelliler şu anda ne durumda, eskiye göre sorunlarının çözümünde bir ilerleme oldu mu?

Sorun sokakta başlıyor. Rampalardan çıkamıyorsak, merdivenler varsa, istediğim gibi yaşayamıyorsam bu toplumun sorunu. Çözecek olan toplumdur. Engelliler açısından Türkiye'deki mevzuat, AB standartlarıyla aynı statüde. Yapılan araştırmalarda sorunun, yöneticilerin bu mevzuatı bilmemesi ve uygulamadaki yanlışlıklarda olduğunu gördük. Engellilere bakış açısında bir problem var. Engelliyi sürekli muhtaç, bir şey isteyen, mızmızlanan insanlar olarak görüyorlar. 2005'te Türkiye'nin ilk defa Özürlüler Yasası çıktı ve her şey hızlandı. Türkiye 2009 yılında Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi'ne taraf ülke oldu. Bu sözleşme bir zihniyet devrimi getiriyor.
Bu yazı toplam 573 defa okundu.
Bookmark and Share
Reklam Alanı
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
Ayşegül DOMANİÇ YELÇE
Tam bir yıl oldu O’nu kaybedeli…
ARŞİVDE ARA
ETİKETLER
Reklam Alanı
Reklam Alanı
Reklam Alanı