25 Mayıs 2012 Cuma Saat 21:36
ONLİNE

Basın ve Yayın Haber Siteleri
Bookmark and Share
Reklam Alanı
Reklam Alanı
Reklam Alanı
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Zehirli kambur kurbağa!
10 Ekim 2011 Pazartesi Saat 14:31
Shakespeare’in III. Richard’ı, Sam Mendes’in rejisi ve Kevin Spacey’nin olağanüstü oyunculuğuyla İstanbul’da hafta boyunca sahnelendi.

Oyunun hatırlattığı şu: Politik çalkantıları fırsat bilip iktidarı ele geçiren acımasız tiranlar hep vardı ve hala var.

Alin Taşçıyan / İSTANBUL

Yoktur yeryüzünde öyle ‘iğrenilesi’ ve ‘korkulası’ bir yaratık... Adını taşıyan oyunda iki kez bu şekilde aşağılanan Shakespeare’in III. Richard’ı misali, politik çalkantıları fırsat bilip iktidarı ele geçiren acımasız tiranlar ise hep vardı ve hala var... İnsanı eciş bücüş eden ne sırtındaki kamburdur ne üzerlerinde dik duramadığı bacakları... Nefret, öfke, tahammülsüzlük, sevgisizlik, acımasızlık, vicdansızlık, bencillik, benmerkezcilik, hırs, haset ve adaletsizliktir onu çirkinleştiren ve kötüleştiren.

III. Richard oyun boyunca kurbağanın yanı sıra yaban domuzu ve köpek sıfatlarıyla anılır. İnsanların sırf yaradılışları dolayısıyla hakir gördüğü, korktukları için öfke ve nefretlerini yönelttikleri varlıklar bulunur ne yazık ki... Annesinin rahminden ters çıkmasına ve engelli olmasına batıl anlamlar yüklendiği için kimbilir ne rahatsız edici bakışlar altında, kimbilir ne kadar yaralayıcı bir yalnızlık ve sevgisizlik içinde büyüyen; İngiltere tahtı için yapılan Güller Savaşı’nda gözünü kırpmadan kan döken ve saray entrikalarının en hasını öğrenen Richard’ın iktidar yolunda ne kardeş ne yeğen tanımaması bizi niye dehşete düşürsün ki?

Dinamik reji, işlevsel sahne düzeni...

Old Vic Tiyatrosu’nun Sam Mendes rejisiyle sahneye koyduğu “III. Richard”ı Muhsin Ertuğrul Sahnesi’ndeki ikinci temsilinde izlerken, zamanın nasıl geçtiğini anlayamayacağımız kadar hızlı ve dinamik rejiye, son derece yalın ama azami derecede işlevsel sahne düzenine, özellikle yan yana sıralanmış kapılardan oluşan dekorun çokişlevliliğine, film ve video projeksiyonu kullanımının sağladıklarına, dekora yansıyan gölgelerle dışavurumcu sinemaya gönderme yapan ışıklandırmaya, Kraliçe Elizabeth’in bordo elbisesi ve kan lekeleri dışında ara tonları zengin siyah beyaz bir oyun izliyormuşuz etkisi yaratan renk skalasına odaklanıyorsunuz öncelikle.

Oyunun bu yorumunda özellikle vurgulanan, savaşlarla yozlaşmış bu ortamda Richard misali acımasız bir tiranın bir süreliğine de olsa yükselmesinin kaçınılmaz olması. Ayrımcılığın, sömürünün ve bölgesel savaşların tırmandığı dünyamızın liderlerine bakıp kimlerin eline kaldık diye hayıflanırken onları iktidara taşıyan siyasi çevreyi ve koşullarını da görür gibi oluyoruz. Militarizm ve savaşları Richard’ın üniforması; parlamenter rejimin yozlaşıp parlamento kürsülerinin propaganda araçları haline gelmesini Buckingham’ın demagojik konuşması; medya yoluyla halkın manipülasyonunu projeksiyonlar; dini duyguların sömürülmesini Richard’ın sahte keşişlerle duası temsil ediyor. Libya’da sahnelense Libyalılar Kaddafi’yi, Suriye’de sahnelense Suriyeliler Esad’ı  ve nice ‘seçilmiş’ dünya lideri şaibeli ilişkileri ve ahlaki düşkünlüğüyle III. Richard’a ‘oldukça’ benzetilecektir. Sadece tahakküm etmek ve itaat edilmek isteğinin ardında ‘tek adam’ olarak saygı görme ihtiyacı yatıyor. Asla sevilmeyeceğinden o kadar emin ki kadınları bir arzu nesnesi ya da iktidar aracı olmaktan öte varlıklar olarak göremiyor. Oysa “III. Richard”ın kadınları tarihte oldukları gibi güçlü ve etkinler, çünkü öldürülen kocalarını ve çocuklarını çok seviyor ve onların kaybından dolayı lanetliyorlar eli kanlı kralı. Sık sık hayalet gibi beliren, kocasını ve oğlunu öldüren Richard’ı ve bu cinayetlere seyirci kalanları lanetleyen Kraliçe Margaret ilahi adaleti temsil ediyor.

Richard istediği mevkiye ulaştığında alaşağı edilme korkusu ne o alaycılığından eser bırakıyor ne de artık zevk alıyor zaaflarla oynamaktan... Düşmanlarını yok ettikçe artıyor yalnızlığı. Kevin Spacey’nin oyunu da ‘acılaşıyor’... Güldürmüyor artık. Oyunun hemen başında “Madem kimsenin sevgilisi olma şansım yok, / Ben de karar verdim kötü adam olmaya / Bu hoş günlerin boş zevklerinden nefret etmeye” diyen ‘eğlenceli’ kötüden iz kalmıyor geriye. “Yoksun bırakıldığı insanlık kalıbından” nefret ettiği için sonunu kendi eliyle hazırlamış gibi görünüyor o ünlü finaldeki savaş sahnesinde “Bir at, bir at! Bir ata krallığım!” diye haykırırken...

Bu yazı toplam 167 defa okundu.
Bookmark and Share
Reklam Alanı
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
Ayşegül DOMANİÇ YELÇE
Tam bir yıl oldu O’nu kaybedeli…
ARŞİVDE ARA
ETİKETLER
Reklam Alanı
Reklam Alanı
Reklam Alanı