Değerli okurlar bu seferki yazımı içimden geldiği gibi yazmaya karar verdim. Kalemim bana nerler yazdıracak bunu gelin hepberaber görelim. Hayat öyle bir kavram ki içinde hem güzellikleri hem de kötülükleri barındırıyor. Bazen insanlar olarak öyle acılarla karşılaşıyoruz ki hayat bir anda ne umdum ne bulduma dönüşebiliyor. Yaşaşanan olumsusuzlukların yoğunluğu her kişiye göre farklılıklar gösterse de her kişinin etkilenimi de kişilik yapısına göre değişiyor. Öyle ki bir bölüm insan küçücük sorunları dağ belleyip hayatını kabus zannederken, bir bölüm insanda yaşadığı her zorluğu olağan karşılayıp yaşadıklarından dersler alarak hayatını zorluklar içinde metanetle yaşamayı öğreniyor ve olabildiğince güzel yaşam için çaba gösteriyor.
Biz engelliler çoğumuz ömrünü sağlık problemleriyle geçirenler yaşadıklarımız karşısında her zaman güzel şeyler çıkarmayı başarmaya çalışmışızdır. Her zorlukta bir güzelik üretmişizdir. Bunu başarşarmak her insan için kolay değildir. Kimimiz toplum ve çevrenin destekleriyle kimimiz kendi başımıza yeteneklerimizle birşeyler yapabiliyoruz. Ama bütün bunlar engellilerin sorunlarını çözmekte yeterli mi? Asla değil elbette, hala pekçok engeeliler olarak sorunlarımızla başbaşa yaşıyoruz.
Özelliklede kırsal kesimde yaşayan engelliler pekçok şeyden mahrum yaşıyor. Bunu daha açmak için biraz kendimden örnekler vererek anlatmaya çalışacagım. Ben liseyi bile bitiremedim. Çünkü daha ilkokuldayken başlayan amansız hastalığım artık benim okula gidip gelmelerimi engellemeye başlayınca, lise birinci sınıftayken okulu bırakmak zorunda kaldım. Köydeydim okula gidip gelmek problemdi. Eğitimime son verip günlerim evde geçmeye başlayınca yetenegim doğrultusunda öylesine diye başladığım resim çalışmalarımın beğenildikçe resime yöneldim. Her beğenilen çalışmam benim daha da istekle çalışmama neden oldu. Bunun yanında şiirsel çalışmalarımda devam ediyordu. Zaman ilerdikçe sergi teklifleri almaya başladım ve ilk yıllarda bazı dostların sayesinde Giresun'da ve Tirebolu'da sergiler açtım. Daha sonra bazı sponsorlar sayesinde cüzi sayıda "Yakındaki Uzaklar" ve "Baharın Unuttuğu Yer" isimli iki adet şiir kitabı bastırdım. Ama gel gör ki köydeydim sosyal etkinliklerin dar olduğu bir çevrede yaşadığımdan artı engelli oluşumdan çok şeyi yapamamı engelliyordu.
Çok sergi teklifi alıyordum ama var olan sorunlardan kabul edemiyordum. Söyle ki benim engelli iki kardeşim daha vardı ailem benim sanatsal uğraşılarımla ilgilenecek konum ve durumda değildi. Zaten küçük çevrede bu tür etkinliklerin maneviyat haricinde pek bir getirisi olmuyordu. Benim durumumda bazı şeyleri bir yere kadar götürüyordu. Bir yerden sonrada kendi işimin sorumluluğunu başkalarından beklemek doğru olmuyordu. Benim bu çalışmalarım duyuldukça öyle güzel davetler alıyordum ki mutluluktan uçuyordum ama gel gör ki bu davetlere gidemeyince yıkılıyordum. Bir defasında İstanbul Kas Hastalıkları Derneği İstanbulda yapılacak olan uluslararası bir konferans için benide davet ettiler. Bir haftalık konaklama ve uçak biletleride dahildi, çok istememe rağmen refakatçı sorunu yüzünden gedememiştim. Ve bunun gibi hakettiğim bir çok güzelliği yaşamaktan var olan sorunlar yüzünden hep mahrum kaldım. Biz engelliler ne kadar çaba gösterirsek gösterelim bir yerden sonra yine yalnız kalıyoruz. Her engelli kendi sorunlarıyla başedecek konuma ve güce sahip değiller maalesef. Çoğu zaman engelli ailelerde de var olan sorunları ortadan kaldrabilecek donanım yok. Kimisi ilgisizlik veya bilgisizlikten, kimisi çarasizlikten yeterli alakayı gösteremiyorlar. Özellikle birden fazla engelli bireyin olduğu aileler çok daha büyük sorunlarla mücadele etmek zorunda kalıyor. Mesela uzun bir süredir kardşimin biri ve benim için yardımcı bakıcı arıyoruz. Adımız iki hasta olduğu için devletten aldığımız maaş bu sorunu gidermemize yetmiyor. Bu nedenle bizimle sağlık problemleriyle uğraşan annem babam ilgilenmek zorunda kalıyor. Bu durumda doğal olarak bizler için işkenceye dönüşüyor. İşte böylesi sorunlar bizleri hayata küstürmeye yetiyor.
Bugün kırk iki yasındayım, yapmak istediğim nice şeyin çoğu geride kalarak bu günlere geldim. Hastalığımın ilerlediği için artık resim çalışamıyorum. Şiir ve yazı yazmaya devam ediyorum. Şuan herşeyi ile basıma hazır biri şiir biri nesir olmak üzere iki ayrı kitabım bulunmakta. Amacım bunları yayınlatabilmek yaparmıyım yapamazmıyım bilemiyorum. Kendi başıma yapabilmem bu durumda çok zor. Bugün çok daha farklı sorunlarla mücadele ediyorum. Hayatımı devam ettirmem bir ikinci kişiye bağlı. Elim ayagım annem babam ve engelli ablam. Tabiki olabildiğince. Kitaplarımı kendim bastırabilmem çok zor artık. Hatta kitaplarımın yayınlanması için bizler için uğraşan kurumlarla beraber birşeyler yapmayı bile düşünmüyor değilim. Bu konuda bazı araştırmalarım olsada henüz bir sonuç alamadım,
Bizler üretiyoruz birşeyler yapıyoruz ama bunlardan faydalanmak adına bir yerden sonra çaresiz kalıyoruz. Kendi adıma hayattayken birşeyler yapmak istiyorum. Ama değim gibi biryerden sonra yollarımız tıkanıyor. Bunlarda kimi zaman ümitsizliğe düşürüyor. Eminimki aynı şeyleri yaşayan birçok engelli kardeşim var. Yinede tüm olumsuzluklara rağmen benim çalışmalarımın manevi olarak bana kazandırdığı değeri hiçbirşeye değişmem. Çalışmalarımın birşeylere yaradığınıda görebilmek daha bir mutlu olmama vesile olacağı kesin. Yılmak yok çalışmaya devam diyerek minik bir şiirimle satırlarımı bitiriyorum.
kopardılar
körpe gülü dalından
uzak koydular
bahçesinden bağından
artık başkasının ellerinde hayatı
hayat bulur
bir küçücük vazodan...
EMINE USTA
Bu yazı toplam 316 defa okundu.