Eskiden bir söz vardı, "zenginin malı züğürdün çenesini yorar" diye. Bu fakir ve züğürt kimselerin zengin kimselerin malının kendilerine çok faydası varmış gibi onların malı hakkında her türlü hesabı yaparak boşuna çene yormasından ortaya çıkmıştır. Şimdilerde bu söz biraz değişim göstermeye bağışladı. Tam tersine artık fakirin az malı olsa kimi zengin kimselerin çenesini yoruyor.
Şöyle ki; bir yoksul bir yerde bir şey yapmaya başlar ya da bir nedenden durumu öncekine göre düzelmişse hemen yorumlar başlıyor. Parayı da nerden buluyor, o işten şu kadar alıyordur ya da almadığı maaşı alıyor diye hüküm veriliyor. Ayda ne kadar maaşının olduğunun hesabı bile yapılıyor. İlgili kişi ne kadar yok almıyorum dese de kimse inanmaz. İnkar ediyor sanılıyor. İşin iç yüzü bilinmeden, görülmeden konuşulup yorumlar yapılıyor. Bazen yoksul bir kimsenin bir yerlere gelmesi ya da bir şeyler kazanması bazılarını korkutuyor. Kendilerinin geçilme olasılığına katlanmak zor oluyor sanırım.
Eskiden çok nasihatlerini dinlerdim bir ilahiyatçı kardeşim vardı nur içinde yatsın. Bir gün yine bir sohbet sırasında demişti ki "çevremizde öyle kimseler var ki ihtiyacı olanlara yardım edelim ama bizi geçmesin" zihniyetine sahipler. Gerçektende görüntü onu gösteriyor. Bir kişinin ne kadar malı olursa olsun bazen gözü garibin malında kalabiliyor. Bu herkes için geçerli olmasa da maalesef böylesi cahil düşünceli kişiler var. Bu konuya bir şiirimde şöyle anlatmıştım.
Ne insanlar tanıdım
Paraya para demeyen
Servet içinde yüzen
Yokluk nedir bilmezken
Yoksulun kuru ekmeğinde
Gözü kalanları gördüm...
Hiç unutmam yıllar önce bir tv kanalı çalışmalarımla ilgili röportaj için bana gelmişti. Çekim bitip gittikten sonra etraftan bana röportaj için ne kadar para aldığım sorulmuştu. Almadığımı söylediğimde de inkâr ettiğim söylenmişti. Bir gün bir tanıdığım sevdiği ünlü bir kişiden imzalı resim istemiş ve resim gelmişti. Bunu gören bir başka tanıdığı parada isteseydin demez mi. Şaşırdım kaldım.
Bu gün kendi adıma sanal pek çok ortamda eserlerimle ve çalışmalarımla hobi olarak yer almaya çalışıyorum. Bazen bu çalışlarımdan ne kadar kazandığımın soruluyor. Bazılarının dini imanı para olmuş. Her şeyde maddesel bir amaç güdülür oldu. Yakında ağzımızdan bir selamı bile parasıyla verdirecekler. Maalesef her şeyi maddiyata teslim edenler manevi
huzurun anlamını bilmiyorlar. Her şeyi para zannettiklerinden herkesin her şeyi maddi bir bedel karşılığında yapılıyor sanıyorlar.
Oysa hayatı yaşamaya değer kılan önce maneviyattır. Maneviyatınız yoksa malın mülkün olsa ne olur. Gözün garibanın kuru ekmeğinde kalıyorsa vay haline. Mal kazanırken insanlık kazanmayı unutmayalım.
EMINE USTA
Bu yazı toplam 293 defa okundu.